YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/383
KARAR NO : 2012/6437
KARAR TARİHİ : 28.06.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
… ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tescil davasının reddine dair Fethiye 1. Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 25.11.2010 gün ve 66/910 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi bir kısım davacılar … ve müşterekleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar, adlarına tescil edilen 103 ada 23 parselin güney ve güney-batısında yer alan ve dere olarak tescil harici bırakılan tahmini 4000 m2’lik kısmın hisseleri oranında kendi parsellerine eklenmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, paftanın kesinleştiği 31.06.2006 tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin geçmediğini gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, bir kısım davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Öncelikle bu tür yerler hakkında açılan davalarda dava konusu taşınmaz köy sınırları içinde ise husumet 4721 sayılı TMK.nun 713/3.fıkrası gereğince Hazine ile birlikte köy tüzel kişiliğine, taşınmaz belediye sınırları içinde ise aynı madde gereğince Hazine yanında belediyeye yöneltilerek açılır. Somut olayda dava Hazineye yöneltilmiş ancak, köy tüzel kişiliğine yöneltilmemiştir. O halde öncelikle TMK.nun 713/3.fıkrası gereğince davanın köy tüzel kişiliğine yöneltilmesi, davaya katıldıkları takdirde delilerini sunmaları için süre ve imkan tanınarak taraf teşkili sağlanmalıdır.
Bundan ayrı, tespit dışı bırakılan bir taşınmazın TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14.maddesi gereğince zilyetlikle edinilebilmesi için ilke olarak tespit dışı bırakıldığı tarihten dava tarihine kadar diğer kazanma koşulları yanında 20 yıllık kazanma süresinin de geçmiş bulunması gerekir. Davacıların tescilini istediği yer kendilerine ait 103 ada 23 sayılı parselin güneyinde yer almaktadır. Anılan parselin kadastro tesbiti sonucu tapuya tescili 31.06.2006 tarihinde yapıldığına göre dava konusu taşınmazında bu tarihte tespit dışı bırakıldığının kabulü gerekir. Tescili istenen taşınmaz bitişikteki parselin tapu kaydına göre 31.06.2006 tarihinde tespit dışı bırakıldığına ve 25.01.2006 tarihinde dava açıldığına göre 3402 sayılı Kadastro Kanununun 7/4’ncü maddesi gereğince Yüksek Yargıtay ve Daire Kararları gereğince davanın makul süre içerisinde açıldığının kabulü gerekir. Kural olarak, taşınmazın tespit dışı bırakıldığı ya da paftasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren kazanmayı sağlayan zilyetlik süresi kesintiye uğrar ve tespit tarihinden sonra 20 yıllık kazanma süresi yeniden işlemeye başlar. Ancak, davanın makul süre içinde açıldığı kabul edildiği takdirde bu durumda tesbitten ya da paftasında yol olarak gösterildiği tarihten önceki zilyetlik hesaba katılır. Böylece davanın açıldığı tarihe kadar kadastrodan önceki zilyetlik de hesaba katıldığında 20 yıl dolduğu takdirde diğer koşulların da gerçekleşmesi halinde davanın kabulü gerekmektedir. Mahkemece keşif yapmadan taraf delilleri toplanmadan ve öncelikle dava koşulu yerine getirilmeden yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş bulunması yerinde değildir.
Bir kısım davacıların temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden bir kısım davacılara iadesine,
28.06.2012 tarihinde oybirliğiyle kabul edildi.