Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/4205 E. 2012/4803 K. 24.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4205
KARAR NO : 2012/4803
KARAR TARİHİ : 24.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mera sınırlandırmasının iptali ve tescil

… ile Hazine ve Çatak Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki mera sınırlandırmasının iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Oltu Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 22.12.2010 gün ve 2/277 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili ile davacı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … vekili dava dilekçesinde; davacının babası …’ın uzun yıllar boyunca zilyetliği altında bulunan ve ölümü ile davacıya intikal eden taşınmazın kadastro çalışmalarında 152 ada 31 parsel sayısı ile mera olarak tespit edildiğini açıklayarak mera sınırlandırmasının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, 22.12.2010 tarihli yargılama oturumunda taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğundan davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı … temsilcisi ise, 16.07.2010 tarihli keşifte taşınmazın davacının atalarına ait iken davacıya intikal ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile teknik bilirkişinin 22.12.2010 tarihli raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 100.000,00 m2’lik yerin davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümü, davalı Hazine vekili ve redde yönelik kısmı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddeleri gereğince açılan mera sınırlandırmasının iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekilinin dayanmış olduğu vergi kayıtları, emlak kaydı niteliğinde olup sınır ve miktar içermediği, başka bir anlatımla bu kayıtlar uygulanabilir kayıt niteliğinde bulunmadığından, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin reddedilen kısma yönelik yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu 152 ada 31 parsel 27.12.2005 tarihinde aynı tarihli komisyon kararına göre kadim meradan orta malı olarak tespit edilmiş tutanak itirazsız olarak 31.06.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Taşınmaz mera vasfı ile tespit edilmiş olduğuna göre tahsisli ve kadim mera araştırmasına muhtaç yerlerdendir. Mahkemece, kadim mera araştırması yapılmış ise de, usulüne uygun tahsisli mera araştırması yapılmamıştır. Tahsisli meralar, yetkili merciler tarafından kamunun yararlanmasına ayrılmak suretiyle ve tahsis yoluyla kamu malı niteliğini kazanırlar. …nun 30.10.1991 tarih 1991/8-427-544 ve 03.05.1995 tarih ve 1995/17-149-502 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi bir yerin yetkili bir merci tarafından mera olarak tahsis edilmesi, evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyetlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir. Ne var ki, yetkili merci tarafından bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mera olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir.
Taşınmazın tahsisli meralardan olup olmadığı hususu araştırılırken, öncelikle bu yerde mera tahsisinin bulunup bulunmadığının İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerinden ve İl Özel İdaresi Müdürlüğü ile Milli Emlak Müdürlüğünden sorulması, varsa mera norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftası getirtilerek mahallinde uygulanıp nizalı taşınmazın bu belgeler kapsamında kalıp kalmadığı, mera norm kararına göre tahsis edilen meranın menşei norm kararından araştırılarak tahsisin mevcut kadim meradan mı, yoksa 4342 sayılı Kanunun 5.maddesinde belirtilen yerlerden mi yapıldığı tahkik ve tespit edilmelidir.
Bu halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklandığı üzere taşınmaza ilişkin olarak teknik bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve ekli krokisi eklenmek suretiyle taşınmazın tahsisli meralardan olup olmadığı ilgili kurumlardan sorulmalı, varsa norm kararı ile tahsis tutanağı ve paftası getirtilerek mahallinde yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları teknik bilirkişi raporu ile denetlenerek taşınmazın önceki niteliği açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Davacı yönünden belgesizden edinilen taşınmaz bulunup bulunmadığı tapu sicil müdürlüğünden ve mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırılmış ise de Kadastro müdürlüğünden davacı adına belgesizden tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı sorulmamıştır. Bu halde Oltu Kadastro müdürlüğünden davacı adına belgesizden edinilen taşınmaz bulunup bulunmadığının sorularak, bu şekilde edinilen taşınmaz bulunması halinde kadastro tutanağının getirtilerek KK.nun 14. maddesindeki sulu arazide 40 ve kuru arazide 100 dönümlük sınırlamanın göz önünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı …nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4./ HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 275,85 TL’nin istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.