Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/5847 E. 2012/5957 K. 21.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5847
KARAR NO : 2012/5957
KARAR TARİHİ : 21.06.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22/5.maddesi gereğince, … bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararların tarafları bağlayacağı ve bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre icra edileceği düzenlenmiştir.
Para ve teminat verilmesi hakkındaki ilamların icrası İİK.nun 32 ve ardından gelen maddelerde düzenlenmiştir. Anılan maddede (para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam İcra Dairesine verilince icra müdürü borçluya bir icra emri tebliğ eder…) hükmü yer almaktadır. Burada göz ardı edilmemesi gereken husus ise maddede yer verilen ilamların, icrası yorum gerektirmeyecek açık tahsil hükmü (eda hükmü) taşıyan ilamlar olduğu noktasıdır. Bu nedenle eda hükmü içermeyen “Tespite” ilişkin ilamlar icra takibine konu edilemezler.
Somut olayda takibe dayanak yapılan Pınarhisar Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığının 22.02.2011 tarih ve 2010/295 sayılı kararında “Tüketici Yusuf Üze’den bugüne kadar alınan kart aidatı ve hesap işletim ücretlerinin haksız olduğuna, sözleşme tarihinden bu güne kadar kesilen paraların iadesine … ”, karar verildiği ancak borçlunun alacaklıya likit bir miktarı ödenmesi yönünde eda hükmünün oluşturulmadığı, icra dairesince düzenlenen örnek 4-5 icra emriyle de, “sözleşme tarihinden takip tarihine kadar alınmış olan kart aidat bedelleri ve hesap işletim ücretlerinin faiziyle ödenmesinin” istendiği, belirli bir miktarın ödenmesinin talep edilmediği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, dayanak kararın eda hükmü taşımadığı ve takipte de ödenmesi istenilenin likit bir miktarının belirtilmediği nazara alınarak, şikayetin kabulü takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366. ve HUMK.nun 428.maddeleri uyarınca BOZULMASINA, HUMK 388/4. (HMK 297/4) maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.