Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/6146 E. 2012/6180 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6146
KARAR NO : 2012/6180
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ve … ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Simav Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 21.02.2012 gün ve 61/182 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı … tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar, köyün ihtiyar heyetinde aza olarak görev yaptıklarını, 213 ada 1 sayılı parselin Evciler Köyü halkına ait ve köy halkı tarafından kullanılan umuma ait tuvalet olduğunu, ancak kadastro çalışmaları sırasında Evciler Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit ve tescil edilmesi gerekirken davalı … adına tespit ve tescil edildiğini açıklamışlar ve anılan parselin tapu kaydının iptaliyle köy tüzel kişiliği adına tahdit ve tespitinin yapılmasına istemişlerdir.
Davalı … 29.03.2011 tarihli yargılama oturumunda açılan davanın haksız olduğunu ve reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; “ her ne kadar davacı gerçek kişiler tarafından dava konusu taşınmazın köy tüzel kişiliğine ait olduğu iddiası ile dava açılmış ise de, dava tarihi itibarıyla Evciler Köyü azası olan davacıların iş bu davayı açarken yahut yargılama sürecinde usulüne uygun olarak köy meclisince alınmış bir karar bulunmadığı anlaşılmakla aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/A maddesi kapsamında kalan orta malı niteliğinde ve kamu hizmetinde kullanılan taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davacı … temyiz dilekçesinde, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taşımazın kamu malı niteliğinde bulunduğunu, tüm köy halkının bundan yararlandığını, Evciler Köyü halkından herkesin dava konusu yer üzerinde hakkı bulunduğunu bu nedenle aktif dava açma ehliyeti olmasına karşın davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, davalı kişinin muhtarın akrabası olması nedeniyle muhtar tarafından açılmayan davanın kendisi ile arkadaşı … tarafından açıldığını, köy halkının görüşünün ve kararının alınması konusunda kendilerine süre ve yetki verilmediğini, meclis kararının alınması için kendilerine hak tanınmadığını belirterek bozma isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadan gerçekten taşınmazın iddia edildiği biçimde hizmet malı niteliğinde bulunan tuvaletin içerisinde bulunduğu yer olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan doğrudan aktif husumet nedeniyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/A maddesi gereğince, orta malı niteliğinde bulunan hizmet malları “ …. Hazine, Kamu Kurum ve Kuruluşları, il, Belediye, Köy veya Mahalli İdare Birlikleri Tüzel Kişiliği adlarına tespit olunur” denilmektedir. Köy halkı tarafından kullanılan genel tuvalet niteliğinde bulunan yerin hizmet mallarından sayıldığı konusunda duraksamamak gerekir. Bu gibi yerlerden köy halkından olan ve davayı açan kişilerinde yararlandıkları hususunda da duraksama söz konusu değildir. O halde, adı geçenlerin böyle bir davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğu bir gerçektir. Hukuki yarar kavramı da uygulama gereğince dava şartı olarak kabul edilmektedir. Davacıların hukuki yararı bulunduğuna göre dava koşulu yerine gelmiştir. Bu nedenle aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Böyle bir davayı açmakta köy halkından ya da köy meclisinden bir karar alınmasına da gerek bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalının köy muhtarının akrabası olduğu ve bu nedenle köy muhtarı tarafından böyle bir davanın açılmadığı ileri sürülerek ve zorunlu olarak davanın kendileri tarafından açıldığı iddia edilmiştir. Bu nedenle, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması ve ondan sonra işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı …’e iadesine 25.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.