YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6631
KARAR NO : 2013/51
KARAR TARİHİ : 14.01.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair… Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 25.04.2012 gün ve 341/218 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı; muristen intikal, taksim, eklemeli zilyetlik hukuksal sebeplerine dayanarak dava konusu 241 ada 4 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/3 hissesinin adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; “davanın kısmen kabulü ile 241 ada 4 nolu parselin tapu kaydının iptali ile, 9 hisse kabul edilerek 1 hissesinin davacı adına, kalan 8 hissesinin davalı adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmiştir.
Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu 241 ada 4 sayılı parsel 13.03.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında belgesizden tarla vasfı ile tespit görmüş ve tutanağının itirazsız olarak kesinleşmesi ile 17.09.2007 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Davacı dilekçesinde taşınmazın ortak muristen kaldığını ve taksim sonucu kendisine düştüğünü beyan etmiştir. Dosya kapsamı ile dava dilekçesindeki bilgilere göre, davacının babası Hamza Budak’ın ölü olduğu anlaşıldığına göre, murisin terekesi TMK’nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir.
Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK’nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup, kural olarak üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerekir.
Davacı dava dilekçesinde, sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu nedenle terekeye dâhil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır.
Öyle ise, yeniden yapılacak keşifte dinlenecek Yerel Bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, muris…’tan gelen taşınmazın mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşılıp paylaşılmadığının, paylaşım, satış, bağış yoluyla davacıya geçip geçmediğinin araştırılması, şayet, murisin terekesi mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşıma tabi tutulmamış, taşınmaz paylaşım, satış veya bağış yoluyla davacıya intikal etmemiş ise, davacının terekeye dâhil taşınmaz için tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve ehliyeti bulunmadığından ve tek başına kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğundan, TMK’nun 702. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu husus aktif dava açma ehliyetine (dava şartına) ve kamu düzenine ilişkin olup, Mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulur.
Açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesine uyarınca BOZULMASINA, sair hususların incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 14.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.