YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6888
KARAR NO : 2013/3780
KARAR TARİHİ : 18.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile …ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair…(Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 21.06.2011 gün ve 77/83 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, toplam 13 parça taşınmazın mirasbırakanı babasından intikal ettiği ve terekesinin tüm mirasçıların katılımıyla taksim edilmediği halde kadastro sırasında davalılar adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak,uyuşmazlık konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında tüm mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … ve …,davanın reddini savunmuştur.Diğer davalılar,dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edildiği halde yargılama oturumlarına katılmamış ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, uyuşmazlık konusu taşınmazların tapu kayıtlarının incelenmesinde, taşınmazlardan 135 ada 14, 156 ada 2, 157 ada 5 sayılı parseller davalı …, 134 ada 26, 29, 30, 33, 42 ve 135 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar davalılar Mehmet ve …, 135 ada 6 sayılı parsel Necati ve Meryem Hacıeyüpoğlu, 157 ada 3 parsel sayılı taşınmaz 1/3 paylı olarak … ve … ve …,157 ada 6 parsel davalı …, 134 ada 38 sayılı parselin 2/6 payı ise davacı adına tapuda kayıtlı bulunduğunu belirlenmiştir.
Dosyaya sunulan… Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/203 Esas ve 2009/182 Karar sayılı mirasçılık belgesine göre, davacının mirasbırakanı …’nun 24.09.1997 yılında vefat ettiği geriye mirasçı olarak, davacı dışında davalılar … … ve …’ın bıraktığı anlaşılmıştır.
Dava konusu 134 ada 38 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında 1/3 paylı (miras payı oranında) olarak davacı adına tespit ve tescil edildiği, bu şekilde anılan parsel bakımından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığına göre, davacının anılan parsele ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddine
Davacının hükmün, uyuşmazlık konusu 135 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ilişkin bölümüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tapu iptali ve tescile ilişkin davalar, tapu sicilinde malik olarak gözüken gerçek kişi ya da tüzel kişiler aleyhine, gerçek kişilerin ölmesi durumunda ise yasal mirasçılarına yöneltileceğine, çekişme konusu taşınmazın malikleri arasında davalılar bulunmadığına göre, anılan parsele yönelik davanın davalıların pasif taraf sıfatı bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken değişik gerekçeyle reddine karar verilmiş ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru olduğundan, bozma nedeni yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, davacının hükmün 134 ada 38 ve 135 ada 6 sayılı parsellere ilişkin kısımlarına yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün anılan parsellere yönelik bölümlerinin az yukarıda açıklanan değişik gerekçelerle ONANMASINA,
Davacının diğer parsellere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen … Sulh Hukuk Mahkemesince düzenlenen mirasçılık belgesinden anlaşıldığı üzere; davalılar … ve …, davacının kök mirasbırakanı …’nun mirasçısı değildir. Bu şekilde, davalılar …’nun terekesine karşı 3. kişi konumundadır. TMK’nun 701.maddesinde; “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti elbirliği mülkiyetidir” şeklinde tanımlanmıştır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp hakları taşınmazın tamamı üzerine yayılmış olup terekenin tamamını kapsar. Aynı kanunun 702. maddesinde topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği belirtilmiştir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olup mirasçılardan birinin tek başına dava açması mümkün değildir. Tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açma zorunluluğu vardır. Ancak, tereke adına bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açılması halinde taraf teşkilinin yargılama sırasında tamamlanması ve sağlanması mümkündür. Eldeki davada ise, davacı nizalı taşınmazlardaki tapu kayıtlarının iptali ile kök mirasbırakanın mirasçılık belgesindeki payları oranında davacı ve diğer mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istediğine göre, kök mirasbırakan …’nun diğer mirasçılarının davaya karşı olurlarının alınması veya TMK’nun 640. maddesi gereğince terekeye temsilci atanması suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve davanın bu şekilde yürütülmesi mümkün ve gereklidir. Mahkemece, bu usuli eksiklik yerine getirilerek dava şartı tamamlandıktan sonra uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davada aktif taraf sıfatı tamamlanmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olamamıştır. Bu nedenlerle, hükmün dava konusu 134 ada 26, 29, 30, 33, 42, 135 ada 10, 14, 156 ada 2, 157 ada 5 ve 6 sayılı parsellere yönelik bölümünün bozulması gerekmiştir.
Davacının hükmün 157 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı, nizalı taşınmazın davalı … ile ortak mirasbırakanı olan babasından miras yoluyla intikal ettiğini ve tüm mirasçıların katılımı ile taksim yapılmadığı halde 1/3 payının davalı … … adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu şekilde, taşınmazın …’nun terekesine dahil malvarlığı olduğunu iddia etmiştir. Elbirliği mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu taşınmazlarda mirasçıların birbirleri aleyhine tek başına miras payının iptaline ilişkin dava açmaları mümkün olup oybirliği aranmaz (HGK. 23.10.1996 T. 1996/7-522 Esas ve 1996/713 Karar). Mirasçılardan birinin taşınmazın diğer mirasçılar adına da tapuya tescilini istemesi TMK’nun 640 ve 702. maddelerine göre de mümkün değildir. Davacı, mirasçılar arasında görülen böyle bir davada, sadece kendi payı yönünden
iptal ve tescil isteğinde bulunabilir. Bu durumda, davacının sadece miras payı oranında dava konusu taşınmazda davalı ……maliki olduğu 1/3 paya yönelik olarak iptal ve tescil isteğinde bulunduğunun kabulü gerekir. Bu kapsamda; yargılama tutanaklarının incelenmesinde, davalılara delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınmadığı görülmüştür. (keşif ara kararlarında …varsa davalı tanıklarına keşif gün ve saatini bildirir meşruhatlı davetiye çıkartılmasına… şeklinde ara karar kurulması delillerin bildirilmesi için süre ve imkan tanındığının kabulü için yeterli değildir). Davacı 03.05.2010 tarihli tanık listesinde … ve …’nu tanık olarak bildirmiş, sonrasında 16.03.2011 tarihli ikinci tanık listesi ile … ve …’ün tanık olarak dinlenilmesini istemiştir. Bilindiği üzere usul hükümleri kapsamında ikinci tanık listesinin ıslah yoluyla dahi verilmesi mümkün değildir. Öte yandan, 29.07.2010 ve 25.01.2011 tarihli yargılama oturumlarındaki keşif ara kararlarında tanıkların keşif yerine davetiye ile çağrılmasına karar verilmiş ancak tanıkların çağrılmaları için gerekli masrafların yatırılmadığı taktirde öngörülen yaptırım bakımından gerekli ihtaratlar yapılmamıştır. Davacının 03.05.2010 tarihli tanık listesinde bildirdiği tanıklar dinlenilmeden hüküm kurulmuştur. Davacı ise, bildirdiği tanıkların dinlenilmelerinden vazgeçmemiştir.
Hal böyle iken, Mahkemece, 157 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağının onaylı bir örneğinin getirtilerek dosyaya eklenmesi, davalı tarafa tanık ve delillerini bildirmesi için yöntemine uygun biçimde süre ve imkan tanınması, tarafların dayandıkları delillerin yöntemine uygun biçimde toplanması, keşifte uygulanması ve değerlendirilmesi, HMK. m. 243, 244, 259 ve 290/2 (HUMK.nun 258, 259.) maddeleri gereğince yerel bilirkişi ve tanıkların davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenilmeleri, beyanlar arasındaki çelişkinin HMK. m.261 (HUMK.nun 265.) maddesi uyarınca giderilmesi, ondan sonra iddia ve savunma kapsamında tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 134 ada 26, 29, 30, 33, 42, 135 ada 10, 14,156 ada 2,157 ada 3, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlara yönelik bölümlerinin 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.