Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/6967 E. 2013/3501 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6967
KARAR NO : 2013/3501
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 22.12.2011 gün ve 87/270 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırlarını belirttiği iki dönüm tarlanın vekil edeninin 06.01.1972 tarihinde …’nin babası muris …’den satın aldığını, ayrıca 23 parsel sayılı taşınmaz, 192 parsel sayılı taşınmaz, 193 parsel sayılı taşınmaz ve mezar dibi mevkiindeki taşınmazın 28.01.1982 tarihinde … ve … tarafından vekil edenine 23.01.1982 tarihinde satıldığını, yine 12.05.1999 tarihinde … mevkiindeki 400 m2’lik taşınmaz ile mezar başı mevkiindeki 2400 m2’lik iki parça taşınmazın yirmi yılı aşkın bir süre önce … ye ait iken, satıcı … ile alıcı … tarafından satın alındığını, … hissesinin de vekil edeni tarafından daha sonra satın alındığını açıklayarak, … üzerindeki bütün tarlaların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline bunun mümkün olmaması halinde bugün ki rayiç bedel üzerinden bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyanın davacısı vekili, 04.08.2012 tarihli dava dilekçesiyle mevkii ve sınırlarını belirttiği 5000 m2 miktarındaki tarlayı altı bin TL bedel ile …’dan satın aldığını, diğer parçalarla yine …’ın …’den satın aldığını, vekil edenine sattığını, kadastro çalışmaları sırasında hak sahipleri arasında itilaf doğumu taşınmazların davalı adına tescil edildiğini açıklayarak taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, 28.02.2007 tarihli cevap dilekçesiyle davanın zaman aşımına uğradığını, taşınmazların tapulu olduğunu, mabeyn senediyle satışının mümkün olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Dahili davalı … açılan davaya hiçbir diyeceği olmadığını beyan etmiştir.
Mahkemece, her iki davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava tapulu taşınmazlardaki miras hissesini haricen satın alma ve zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 677/2. maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde bedelinin tespitiyle istekle bağlı olmak üzere belirlenecek miktarın hüküm altına alınması isteğine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu taşınmazlar fen bilirkişisi … ve … tarafından düzenlenen rapora göre, 113, 114, 120 ve 121 parsel sayılı taşınmaz içinde kalmaktadır. Taşınmazlar ile yine … ve … tarafından düzenlenen 20.04.2007 tarihinde düzenlenen rapor ve krokiye göre 23, 148, 192 ve 193 parsel sayılı taşınmazlar içerisinde kalmaktadır. 114 parsel sayılı taşınmaz 25.09.1970 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında … ve … adına tespit edilmiş 29.12.1970 tarihinde tespit kesinleşmiştir. 120 parsel sayılı taşınmaz 25.09.1970 tarihinde … adına tespit edilmiş, tespit 29.12.1970 tarihinde kesinleşmiştir. 121 parsel sayılı taşınmaz 25,09,1970 tarihinde … adına tespit edilmiş, tespit 29.12.1970 tarihinde kesinleşmiştir. 113 parsel sayılı taşınmaz ise 25.09.1970 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında … adına tespit edilmiş, tespit 29.12.1970 tarihinde kesinleşmiştir. Aynı tarihte tapu kayıtları oluşmuştur. 23 parsel sayılı taşınmaz 17.03.1985 tarihinde, 148 parsel sayılı taşınmaz 14.08.1985 tarihinde, 192 parsel sayılı taşınmaz ile 193 parsel sayılı taşınmazlar ise 17.03.1985 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.
Davacının dayanağı olan miras payının üçüncü kişiye devrine ilişkin sözleşmeler adi yazılı olarak yapılmıştır. TMK.nun 667/2. maddesine göre bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir sözleşmenin geçerliliği noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Aynı hüküm Eski Medeni Kanunun 612. maddesinde de öngörülmüştür. Bu nedenle davacının dayanağı olan senetler resmi şekilde yapılmadığından bu senetlere değer verilemez ve bu senetlere dayalı olarak tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulamaz.
Davacı vekilinin, tapu iptali ve tescile yönelik temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan buna ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
Ne var ki, davacı tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde hisse bedelinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuşlardır. Terditli olarak açılan bu davada tapu iptali ve tescil isteği açıklanan nedenlerle yerinde bulunmadığına göre, bedelin uyarlanması yoluyla hüküm altına alınması gerekmektedir. Mahkemenin bu yöndeki red gerekçesine katılma olanağı bulunmamaktadır. O halde, geçersiz sözleşmeye dayalı bedelin değerlendirilmesi zorunludur. 10.07.1940 tarih ve 1939/2 Esas, 1940/77 sayılı YİBK.da; “haricen yapılan taşınmaz mal satışından dönüldüğünde satış bedelini geri vermeyen taraf taşınmaz malın kendisine verilmesi için karşı tarafı zorlayamaz. Verdiği bedel kendisine geri verilmeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” denilmektedir. Yine 7.6.1939 tarih ve 1939/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK. da da; “..taşınmazın haricen satışına ve satışının vaadine ilişkin muameleler kanunen muteber bulunmamış ise de, satıcının bu işle görevli memur önünde ferağın icrasını ve aksi taktirde açmış olduğu bedelin geri verileceğini taahhüt etmiş ve alıcıyla aralarında kararlaştırılmış bulunan bedeli bu şartla satıcıya vereceğini üstlenmiş ise, bu gibi uyuşmazlıklar BK. nun 125. maddesine göre, 10 yıllık zamanaşımına bağlıdır. Zamanaşımı süresinin başlangıcı ferağdan cayma (dönme) ve imtina tarihidir,” kuralına yer verilmiştir.
Her iki içtihadı birleştirme kararının kapsamında da belirtildiği gibi, geçersiz sözleşmeye dayalı bedelin istenmesi mümkündür. Davacılar harici satış senedine dayalı olarak iptal ve tescili sağlayamadıklarını ve artık ümitlerinin kesildiğini açtıkları bu davayla öğrenmiş bulunmaktadırlar. İçtihadı birleştirme kararlarında sözü edilen ferağdan dönme ve imtina tarihi saptanan bu durum karşısında harici satış senedinin düzenlendiği tarihler olmayıp, eldeki davanın açıldığı 03.08.2006 tarihi olduğunun kabulü gerekir. Şu durum karşısında BK. nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi somut olayda dolmamıştır. Çünkü, zamanaşımının başlangıcı dava tarihi olmaktadır.
O halde mahkemece yapılacak iş; harici satış senedinin düzenlendiği 06.01.1972, 28.01.1982, 12.05.1999 tarihlerinden itibaren senetlerde yer alan satış bedelleri bakımından tefe – tüfe endeksleriyle altın ve döviz fiyatları, memur maaş katsayıları ve benzeri ekonomik etkenler gözetilerek satış tarihinden dava tarihine kadar uyarlamanın yapılması, isteğin ve fazlaya ilişkin hakların gözönünde tutulması, bu yönde tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın tomarıyla birlikte bir mahalli müşavir, bir bankacı ve mülk sahibinden oluşan bilirkişi kuruluna vermek suretiyle yapılan açıklamalar doğrultusunda geçersiz sözleşmeye dayalı alacağın uyarlanması sonucu miktarının belirlenmesi, uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor sunulmasının istenmesi, ondan sonra bedel konusunda bir karar verilmesi gerekirken, zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle bedel isteğinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına 12.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.