YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8450
KARAR NO : 2013/3190
KARAR TARİHİ : 11.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 21.02.2012 gün ve 85/31 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 412 ada 6 parselin, babası tarafından bağışlandığını, eklemeli 35-40 yıldan fazla süre zilyetliğinde bulunduğunu, 1988 yılında üzerindeki evin yıkılması nedeniyle arsa haline dönüştüğünü ancak kadastro sırasında … adına tespit edildiğini açıklayarak tapu kaydının iptaliyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … yargılama oturumlarında temsil olunmamıştır.
Mahkemece davanın kabulüne, 412 ada 6 parselin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm; davalı … temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Arsa niteliğindeki 293 m2 yüzölçüme sahip 412 ada 6 parsel, arsa niteliğinde olduğu yapılan araştırmaya rağmen maliki ve zilyedi belirlenemediğinden 20.07.2007 tarihinde … adına tespit edilmiş, kadastro tutanağının 01.02.2008 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından davanın kadastro öncesi zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, kazanma süresi ve koşulları oluştuğu açıklanarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Davada kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanılmıştır. Bu tür uyuşmazlıklarda, kazanmayı sağlayan zilyetliğin Hazineye karşı kanıtlanması gerekmektedir. Maddi olaylardan sayılan zilyetliğin her türlü delille kanıtlanması mümkün bulunmaktadır. (3402 s.KK.m. 14/1) İncelenmekte olan olayda, zilyetlik tanığı dinlenilmeden yerel bilirkişi sözlerine dayanılarak hüküm kurulmuştur. Yerel bilirkişinin sözleri kazanmayı sağlayan zilyetliğin başlangıcı, süresi ve niteliği hakkında hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, dilekçesinde tanık deliline dayandığına göre, kendisine tanıklarını liste halinde vermek üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra yerel bilirkişi ve tanıkların
HUMK’nun 258 ve 259. maddeleri (6100 sayılı HMK’nun 243 ve 244. m.) hükmü uyarınca keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye ile çağrılmak suretiyle taşınmaz başında yapılacak keşifte dinlenilmeleri, davacının dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin başlangıcı, süresi ve niteliğinin kendilerinden ayrıntılı olarak sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık çıktığı takdirde usulüne uygun olarak çelişkinin giderilmesine çalışılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar üzerinde gereği gibi durulmadan yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Diğer yönden; keşif tutanağında Yerel Bilirkişiler ve Teknik Bilirkişilerin imzası bulunmamaktadır. HUMK’nun 272, 281 ve devamı maddeleri (HMK’nun 261, 279 m.) uyarınca keşif sırasında dinlenen Yerel Bilirkişi ve Teknik Bilirkişilerin beyanları tutanağa geçirilip okunduktan sonra kendilerine imzalatılması gerekmektedir. Mahkemece keşif tutanağındaki eksik imzaların tamamlattırılması, mevcut ve elde edilecek tüm deliller birlikte değerlendirilmesi elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.