YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8821
KARAR NO : 2013/2928
KARAR TARİHİ : 07.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair…Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 23.02.2011 gün ve 165/30 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, kadastro öncesinde …’ya ait bulunan taşınmazın … tarafından parsellere ayrıldığını, kendisinin …’dan …mirasçısı olmayan diğer malikler gibi müstakil olarak parsel satın aldığını, satın aldığı parselin 1993 yılından beri zilyetliği altında bulunmasına rağmen kadastro çalışmalarında kendisi, … mirasçıları ve diğer parsel satın alanlar adına paylı olarak 360 ada 7 parsel numarası ile tespit ve tapuya tescil edildiğini açıklayarak davalılar üzerindeki payların iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar …ve … vekili 18.01.2006 tarihli dilekçesi ile açılan davayı kabul ettiğini bildirmiş, … mirasçılarından … ise yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması şartıyla açılan davayı kabul etmiş, diğer davalılar usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına da iştirak etmemiştir.
Mahkemece, kadastro öncesinde tapulu olan taşınmazın harici satış tarihi ile tespit tarihi arasında 10 yıllık süre bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava harici satış ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Dava konusu taşınmaz 10.08.1981 tarih 47 nolu tapu kaydı ve tedavülleri uyarınca 08.10.1996 tarihinde davacı ve davalılar adına tespit edilmiş, tutanağın 11.08.1987 tarihinde itirazsız olarak kesinleşmesi ile davacı ve davalılar adına paylı olarak tapuya tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmaz kadastro öncesinde tapulu bulunduğuna, davacının taşınmazı haricen satın aldığı 19.04.1993 ile tespit tarihi 08.10.1996 tarihleri arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b maddesindeki 10 yıllık zilyetlik süresi dolmadığına ve taşınmaz tapulu olup tespit sonrası sürdürülen zilyetliğin hukuki bir değeri bulunmadığına
göre, açılan davayı koşulsuz olarak kabul eden … ve … dışında kalan davalılara ait paylar yönünden, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin buna ilişkin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince, davaya konu taşınmaz yukarıda açıklandığı üzere tespit tarihinden önce tapulu yerlerden olup tespit tarihine kadar zilyetlikle kazanma koşulları gerçekleşmemiş ve tespit tarihinden sonra da tapulu taşınmazın zilyetlikle edinilmesi mümkün değilse de, taşınmaz kadastro tespitinden sonra paylı mülkiyet şeklinde tapuya tescil edilmiştir. Paylı mülkiyette pay sahiplerinin kendi payları üzerinde serbestçe tasarruf yetkisi mevcut olup pay sahiplerinden … ve … vekilleri vasıtası ile açılan davayı koşulsuz olarak kabul ettiklerini bildirmişlerdir. Kabul HUMK’nun 92. (HMK’nun 308) maddesine göre iki taraftan birinin diğerinin neticei talebine muvafakat etmesi olup aynı Yasanın 95. maddesine göre yapıldığı anda kesin hüküm sonucunu doğurur. Bu halde, mahkemece açılan davayı kabul eden davalılar yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması Usul ve Yasaya uygun değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 5,90 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 07.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.