YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9946
KARAR NO : 2013/3547
KARAR TARİHİ : 14.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 29.05.2012 gün ve 42/240 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde … Mahallesi 4 ada 11 ve 18 parsel sayılı taşınmazlar ile 225 ada 2 ve 9 parsel sayılı taşınmaz maliki İbrahim oğlu …’in 1935 tarihinde vefat ettiğini, tapu kaydının intikal ettirilmediğini, taşınmazlara elli altmış yıldan bu yana babası ile kendisinin nizasız fazılasız malik sıfatıyla zilyet olduğunu açıklayarak taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı, 12.10.2009 havale tarihli ıslah dilekçesinde, açmış olduğu davanın TMK’nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğunu, somut olarak davacı sıfatıyla Medeni Kanun’un 713/2 fıkrasındaki maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kişi olması sebebine dayalı olarak tapu iptali tescil davası açtığını beyan etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davaya konu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nun 713/2. fıkrasında yer alan; “ …maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan..” hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1 – 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davacı, davasını İbrahim oğlu …’e yöneltmiş, mirasçılarına usulüne uygun olarak tebligat yapılmamıştır.
Tapu kayıtlarının incelenmesinde taşınmazların tapulama sebebiyle 26.02.1975 tarihinde … oğlu … adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır.
Kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava, kayıt malikine, kayıt maliki ölüyse mirasçılarına yöneltilerek açılır. TMK’nun 713/2. fıkrası gereğince, açılan davalarda …, TMK’nun 501. maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla hasım gösterilmektedir. Kayıt maliki görülen ölü İbrahim oğlu …’in kadastro sırasında ölü olduğu kadastro tutanağı örnekleri ile tapu kayıt örneklerinden anlaşılmaktadır. Yine TMK’nun 713/2. maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkündür. Ancak Mahkemece, bu eksiklik yargılama sırasında yerine getirilmemiş ve davada taraf teşkili sağlanamamıştır.
Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir.Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesiyle mümkün olur. HUMK’nun 73. maddesinde ; “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez,” denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yöntemine uygun bir biçimde davet edilmedikçe Mahkemece karar verilemez. Aynı durum Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 27. maddesinde de; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler” amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan “hukuki dinlenilme hakkı” tabiriyle 73. maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasanın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak iddia ve savunma hakkı olarak da bilinse iddia ve savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir.
Somut olayda, kadastro tutanaklarında uyuşmazlık konusu taşınmazda revizyon gören kanuni evvel 323 tarih ve 46 sıra numaralı tapu kaydı maliklerinden İbrahim oğlu …’in ölü olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, her ne kadar, işin esası hakkında bir karar verilmiş ise de, yargılama sırasında tapu kayıt maliki … oğlu … mirasçılarına herhangi bir şekilde ve yolla tebligat yapılmamış ve taraf teşkili sağlanamamıştır. Böylece, davada taraf sıfatıyla savunma hakkı tanınmamış ve daha ötesi savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Saptanan bu somut ve hukuki olgulardan da anlaşılacağı üzere davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK’nun 22.02.2012 Tarih, 2011/8-763 E., 2012/85 sayılı kararı).
Öyleyse Mahkemece yapılacak iş, kayıt maliki olan ve kadastro tutanaklarında kadastro tespitinden önce öldüğü belirtilen İbrahim oğlu … …’in varsa mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için …oğlu …’in hasımlı (hasım … olmak üzere) veraset belgesinin alınıp dosyaya konulması davacı tarafa bu konuda süre ve imkan tanınması; mirasçılık belgesine göre belirlenecek yöntem ile taraf teşkili sağlanarak davanın yürütülmesi, tebligatlar yönünden 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin gözönünde tutulması, dava dilekçesi, hüküm ve bozma ilamının … oğlu … kadastro tespitinden önce vefat etmiş olduğundan, varsa mirasçılarına tebliğ ettirilmesi, bu yolla da taraf teşkili sağlanamadığı takdirde ilanen tebliğ yolunun düşünülmesi, mirasçısı yoksa TMK’nun 501. maddesi gereğince son mirasçının … olduğu gözetilerek davaya devam edilmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması ondan sonra işin esasına girilerek bir hüküm kurulması gerekir. Bu nedenlerle, taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 14.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.