Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/9964 E. 2013/3546 K. 14.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9964
KARAR NO : 2013/3546
KARAR TARİHİ : 14.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile …, …Köyü Tüzel Kişiliği ve … oğlu … mirasçıları aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 05.06.2012 gün ve 420/412 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, 26.09.2008 tarihli dava dilekçesiyle ve 09.11.2009 tarihli birleşen dava dilekçesiyle özetle … İlçesi … Köyü Köyiçi mevki 1252, 1253 ve 1254 parsel sayılı taşınmazların … oğlu ölü … adına kayıtlı olduğunu, vekil edeninin kırk yıldan fazla bir süreden beri taşınmazlara nizasız, fasılasız malik sıfatıyla zilyet olduğunu açıklayarak taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, cevap dilekçesinde özetle davanın reddini savunmuştur.
Davalı … tüzel kişiliği temsilcisi, davaya cevap vermediği gibi yargılama oturumlarına da katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulü ile 1252, 1253 ve 1254 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nun 713/2. fıkrasında yer alan; “..maliki yirmi yıl önce ölmüş..” hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1 – 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davacı, davasını Maliye Hazinesi, … Köyü Tüzel Kişiliği ve… oğlu ölü … mirasçılarına yöneltmiş, ölü Mehmet mirasçılarına usulüne uygun olarak tebligat yapılmamıştır.
Tapu kayıtlarının incelenmesinde taşınmazların tapulama sebebiyle ölü … oğlu … adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır.
Kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava, kayıt malikine, kayıt maliki ölüyse mirasçılarına yöneltilerek açılır. TMK’nun 713/2. fıkrası gereğince, açılan davalarda …, TMK’nun 501. maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla hasım gösterilmektedir. Kayıt maliki görülen ölü Hasan oğlu …’in kadastro sırasında ölü olduğu kadastro tutanağı örnekleri ile tapu kayıt örneklerinden anlaşılmaktadır. Yine TMK’nun 713/2. maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkündür. Ancak Mahkemece, bu eksiklik yargılama sırasında yerine getirilmemiş ve davada taraf teşkili sağlanamamıştır.
Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesiyle mümkün olur. HUMK’nun 73. maddesinde; “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez,” denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yöntemine uygun bir biçimde davet edilmedikçe Mahkemece karar verilemez. Aynı durum Hukuk Muhakemesi Kanunu’nun 27. maddesinde de; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler” amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan “hukuki dinlenilme hakkı” tabiriyle 73. maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasa’nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak iddia ve savunma hakkı olarak da bilinse iddia ve savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir.
Somut olayda, Mahkemece, her ne kadar, işin esası hakkında bir karar verilmiş ise de, yargılama sırasında tapu kayıt maliki ölü … oğlu … mirasçılarına herhangi bir şekilde ve yolla tebligat yapılmamış ve taraf teşkili sağlanamamıştır. Böylece, davada taraf sıfatıyla savunma hakkı tanınmamış ve daha ötesi savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Saptanan bu somut ve hukuki olgulardan da anlaşılacağı üzere davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK’nun 22.02.2012 tarih, 2011/8-763 E., 2012/85 sayılı Kararı).
Öyleyse Mahkemece yapılacak iş; kayıt maliki ölü … oğlu …’in varsa mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için … oğlu …’in hasımlı (hasım … olmak üzere) veraset belgesinin alınıp dosyaya konulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması; mirasçılık belgesine göre belirlenecek yöntem ile taraf teşkili sağlanarak davanın yürütülmesi, tebligatlar yönünden 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin gözönünde tutulması, dava dilekçesi, hüküm ve bozma ilamının …oğlu … kadastro tespitinden önce vefat etmiş olduğundan, varsa mirasçılarına tebliğ ettirilmesi, bu yolla da taraf teşkili sağlanamadığı takdirde ilanen tebliğ yolunun düşünülmesi, mirasçısı yoksa TMK’nun 501. maddesi gereğince son mirasçının … olduğu gözetilerek davaya devam edilmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra işin esasına girilerek bir hüküm kurulması gerekir. Bu nedenlerle, taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 14.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.