YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10896
KARAR NO : 2013/14694
KARAR TARİHİ : 10.10.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ : İstihkak
… Makine Metal Döküm İmalat Tic. Ltd. Şti. ile … Demir Çelik San. AŞ.ve … Vals Makine Ltd. Şti. aralarındaki istihkak davasının reddine dair … 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nden verilen 04.04.2013 gün ve 159/273 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Av. … geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, bu kez 10.10.2013 tarihinde dosya üzerinde inceleme yapılmasına karar verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili,… 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/3241 sayılı takip dosyasından yazılan talimat uyarınca, … 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/702 sayılı Talimat dosyasında yapılan 17.02.2009 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişi şirkete ait faturalı eşyalar olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, haciz adresindeki iş yerini boş olarak teslim aldıklarını belirterek hacizlerin kaldırılmasına, muhafaza altına alınan mahcuzların üçüncü kişiye teslimine karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığını, iş yerindeki tabelada borçlu şirket unvanının yazdığını, bu sırada borçluya ait evrakların da ele geçtiğini, hacizden kaçırılan makinelerin … marka olduğunu, mahcuzların borçlu tarafından dava ve takip dışı şirketlere, bu firmalardan da üçüncü kişiye satıldığı, ancak satışın gerçek olmadığını, istihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığı, evrak aramasında borçluya ait belgelerin ele geçtiği, diğer yandan iş yeri tabelasında borçlunun unvanının yazdığının belirlendiği, üçüncü kişi ve borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaa iş ilişkisinin bulunduğu, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmadığı, delil olarak dikkate alınamayacağı, haksız istihkak iddiası nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmetmek gerektiği gerekçesi ile davanın reddine ve alacaklı lehine tazminata karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.Mahkeme üçüncü kişinin açtığı bu davayı reddederken asıl alacağın %40’ı oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesini de kararlaştırmıştır. Oysa ki İİK’nun 97/13. maddesinde: “Değişik fıkra: 09/11/1988 – 3494/11 md.) İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın (Değişik ibare 02/07/2012-6352 S.K./19.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.” düzenlemesi yer almaktadır.Buradaki tazminat esasen alacaklı lehine getirilmiş bir gecikme tazminatı olarak nitelendirilmelidir. Alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için anılan yasal düzenleme kapsamındaki tüm koşulların bir arada bulunması, buna göre üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddinin yanı sıra teminat karşılığında takibin ya da satışın ertelenmesi kararının da bulunması gerekir.Somut olayda, takibin teminat karşılığında ertelenmesi yönünde verilmiş 17.03.2009 tarihli tedbir kararı kapsamında teminatın da yattığı anlaşılmaktadır. Buna göre İİK’nun 97/13. maddesindeki tazminata hükmedilebilmesi için aranan yasal koşullar gerçekleşmiştir. Ne var ki tazminat miktarı alacak miktarı ile hacizli malların değerinden hangisi az ise onun üzerinden hesaplanmalıdır. Diğer yandan daha önce %40 olan tazminat tutarı 05.07.2012 tarihinden sonra derhal uygulanmak üzere %20 olarak da değiştirilmiştir. (6352 sayılı Kanun’un 106/b maddesi)
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur. Ne var ki yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.Davacı üçüncü kişi vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 2. bendindeki “Dava konusu hacze konu menkullerin haciz mahallinde tespit edilen değerinin %40’ı oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı … Ltd. Şti.ne vekiline verilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “İİK’nun 97/13. maddesi gereğince asıl alacağın %20’si oranında tazminatın davacı üçüncü kişiden alınarak davalı alacaklıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.