YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11415
KARAR NO : 2013/13154
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (……..) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
…….. Şti. ile … mirasçıları …….. Çiftçi ve müşterekleri aralarındaki istihkak davasının reddine dair … 1. Asliye Hukuk (……..) Mahkemesi’nden verilen 19.03.2013 gün ve 33/34 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili, duruşmasız olarak ise davalı borçlu vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.09.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı ……..Ltd. Şti. vekili Av. … geldi. Karşı taraftan kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, … 1. …….. Müdürlüğü’nün 2011/3826 sayılı Takip dosyasında yapılan 20.02.2012 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişi şirkete ait faturalı eşyalar olduğunu, haciz adresinin üçüncü kişi tarafından kiralandığını ve sözleşmedeki şart uyarınca mahcuzların borçludan satın alındığını, ödeme emrinin haciz adresine gönderildiğini ancak isim benzerliği nedeni ile … …….. Borsası çalışanı tarafından alındığını, tebligatı alan şahsın borçlu şirketle ilgisinin olmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, dava konusu haczin borçlunun adresinde yapıldığını, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, somut olayda ticari işletmenin devri nedeni ile İİK’nun 280. maddesinin ve İİK’nun 44, BK’nun 179. maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleştiğini, fatura bedellerinin çok düşük gösterildiğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı borçlu vekili, haciz adresindeki iş yerinin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, mahcuzların 15.12.2011’de üçüncü kişiye fatura edildiğini, bedelin de 27.12.2011’de ödendiğini, borçlu ile ilgisinin kalmadığını belirterek yapılan haczin haksız olduğunu savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: Dava konusu …….. takibinin işçilik alacağından kaynaklandığı, takip borçlusu şirketin borcun doğum tarihinden sonra mahcuzları üçüncü kişi adına faturalandırdığı, borçlu şirkete ait Tibor Restoran isimli iş yerinin yine borcun doğumundan sonra üçüncü kişi şirketin kurucusu …….. Kırömeroğlu’na 20.04.2011’de devredildiği, muvazaalı işletme devri yapıldığı, devir gerçek kabul edilse bile İİK’nun 44. ve
TBK’nun 202. maddesinin uygulanması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine ve alacaklı yararına tazminata karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekili ile davalı borçlu vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Mahkeme üçüncü kişinin açtığı bu davayı reddederken asıl alacağın %40’ı oranında …….. inkâr tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesini de kararlaştırmıştır. Oysa ki İİK’nun 97/13. maddesinde: “Değişik fıkra: 09/11/1988 – 3494/11 md.) İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın (Değişik ibare :02/07/2012-6352 S.K./19.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur. “ düzenlemesi yer almaktadır.
Buradaki tazminat esasen alacaklı lehine getirilmiş bir gecikme tazminatı olarak nitelendirilmelidir. İstihkak davalarında borçlu yararına tazminata hükmedilmesini olanaklı kılan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Alacaklı yararına tazminat kararı verilebilmesi için anılan yasal düzenleme kapsamındaki tüm koşulların bir arada bulunması, buna göre üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddinin yanı sıra teminat karşılığında takibin ya da satışın ertelenmesi kararının da bulunması gerekir.
Somut olayda, takibin teminat karşılığında ertelenmesi yönünde verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığına göre İİK’nun 97/13. maddesindeki tazminata hükmedilebilmesi için aranan yasal koşulların gerçekleşmediği kabul edilmelidir.
Mahkemece belirtilen bu hususlar dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Davacı üçüncü kişi vekili ile davalı borçlu vekilinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 2. bendindeki “Dava konusu asıl alacağın %40’ı oranında olan 9.360,00.-TL …….. inkâr tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “Yasal koşulları oluşmadığından İİK’nun 97/13. maddesi gereğince tazminata hükmedilmesine yer olmadığına” ibaresinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLEN bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.