YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12172
KARAR NO : 2013/12658
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mera sınırlandırmasının iptali ve tescil
… ile … ve …….. …….. Kişiliği aralarındaki mera sınırlandırmasının iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 27.03.2012 gün ve 380/116 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak, 20.02.2008 tarihinde 4342 sayılı Yasa’nın 5/b maddesine göre mera olarak tahsis edilen 131 parsel içinde kalan yaklaşık 20-30 dönümlük yerin mera sınırlandırmasının iptaliyle vekil edeni adına ……..ya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden iken mera olarak tahsis edildiğinden davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı Köy Temsilcisi bir diyeceğinin olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, teknik bilirkişi raporuna ekli krokide A harfi ile gösterilen 25.743,40 m2’lik yerin zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre dava; TMK’nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerine dayalı mera sınırlandırmasının iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz, …….. Müdürlüğü’nün 26.01.2011 tarih ve 152 sayılı yazı cevabına göre devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden iken 21.12.2007 tarihinde mera komisyonu tarafından mera olarak tahsis edilmiş ve 20.02.2008’de mera siciline tescil edilmiştir. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu yerin davacının zilyetliği altında bulunduğunu bildirmiş ise de, taşınmazın hangi vasıfla tescil harici bırakıldığını, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise kim tarafından ve hangi tarihlerde imar-ihyasına başlandığını, imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, dava tarihine kadar zilyetliğin kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğünü açıklamadıkları gibi Mahkemece taşınmazın ne zaman tescil harici bırakıldığı araştırılmamış, uyuşmazlığın çözümünde …………….larından yararlanılmamış ve jeolog bilirkişi raporuna göre 1985 yılında, DSİ 20. Bölge Müdürlüğü’nün 22.05.2013 tarihli yazısına göre ise 2010’da yapıldığı belirtilen seddenin yapım tarihi hususundaki çelişkide giderilmemiştir.
Böyle bir taşınmazın niteliğini en iyi belirleme yöntemi …………….larıdır. Ne var ki; yukarı da açıklandığı üzere …………….larından yararlanılmamıştır.
O halde; öncelikle keşif sonucu elde edilen teknik bilirkişi raporuna ekli kroki gönderilmek suretiyle kadastro müdürlüğünden dava konusu taşınmazın hangi tarihte ve ne sıfatla tescil harici bırakıldığı sorulmalı, taşınmazın imar-ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun tespiti halinde 24.10.2011 tarihli jeolog bilirkişi raporundaki ”….aktif dere yatağı içinde olmamasına rağmen pasif dere yatağı içinde ve taşkın koruma seddeleri yapılana kadar …….. ……..ının taşkın alanında kalmaktadır. Seddeden sonra …….. yatağı vasfını kaybetmiştir…” şeklinde tespit gereğince taşınmaz …….. ……..ının taşkın alanından koruyan seddenin yapım tarihine ilişkin çelişki giderilmelidir. Seddenin yapım tarihi ile taşınmazın mera olarak tahsisi arasında 20 yılı aşkın bir sürenin geçtiğinin tespiti halinde mera olarak tespit edildiği 2007 tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1977-1987 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü …………….ları ………… Müdürlüğü’nden getirtilerek dosyaya eklenmeli, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan …………….ları keşifte uygulanmalı, …………….larının çekildikleri, tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı ve hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınmalı, yerel bilirkişi ve tanıklar HMK’nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağrılarak uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeli, taşınmaz imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise davacının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladığı, ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamladığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmeli, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığı hesaplanmalı, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi … mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmeli, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK’nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilme suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, HMK’nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir……..çı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik……..ları çektirilip Mahkeme Hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması sağlanmalı ve toplanacak delillerin sonucuna göre bir karar vermek gerekirken Mahkemece yukarıda yazılı araştırma ve incelemeler yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.