Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/14574 E. 2013/12745 K. 19.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14574
KARAR NO : 2013/12745
KARAR TARİHİ : 19.09.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal rejiminin tasfiyesi

…….. Dayangaç ile … aralarındaki mal rejiminin tasfiyesi davasının reddine dair … 4. Aile Mahkemesi’nden verilen 12.07.2012 gün ve 408/449 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, evlilik birliği içerisinde vekil edeninin katkılarıyla dava konusu 204 ada 10 parsel sayılı taşınmazın edinildiğini, ayrıca … …….. ünvanlı bir işletme kurulduğunu, bu işletme kurulurken vekil edininin kardeşinden 20.000 TL borç alarak davalıya verdiğini, taraflar arasındaki evlilik birliğinin sona ermesi yönünde karar alınmasından sonra davalının işletmeyi muvazaalı olarak dava dışı kardeşine devrettiğini, ancak davalının fiilen işletmenin gerçek sahibi olduğunu açıklayarak mal rejiminin tasfiyesi kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın alımından davacının katkısının bulunmadığını, evlilik devam ederken vekil edeninin dava konusu işletmenin ortaklarından olduğunu, ekonomik sıkıntılar nedeniyle davalının ortağının ortaklıktan ayrıldığını, sonrasında ekonomik sıkıntılar nedeniyle vekil edeninin dava dışı kardeşinden borç alarak işletmenin borçlanını kapattığını, sonrasında ………… Ltd. Şirketi’nde sigortalı ve maaşlı olarak çalıştığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın edinilmesinde davacının katkısının ispatlanamadığı, davalı tarafından 16.01.2006 tarihinde kurulan …….. İşletmesi’nin borçları nedeniyle kapandığı, boşanma dava tarihinden önce düzenlenen 25.08.2010 tarihli yoklama fişi ile davalının işi terk ettiğinin tespit edildiği, şirketin sonrasında ticaret sicilinden kaydının silindiği, ………… Ltd. Şirketi’nin ise, …….. İşletmesi’nin kapatılmasından önce 29.04.2010 tarihinde kurulduğu, Şirketin ortaklarının davalının kardeşi ve kardeşinin eşi olduğu, davalının bu şirkette sigortalı olarak Aralık 2010 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı, evlilik birliğinin devamı sırasında ve edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde kurulan …….. İşletmesi’nin borçları nedeniyle boşanma dava tarihi olan mal rejiminin tasfiyesinde esas alınması gereken 27.09.2010 tarihinden önce kapandığı ve tasfiyeyi gerektirir mal varlığının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; taraflar 27.10.1986 tarihinde evlenmişler, 27.09.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 01.06.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. 4721 sayılı TMK’nun 179. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanacaktır. Taraflar arasında başka bir mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK’nun 202.maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaklardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK’nun 225/2.maddesine göre boşanma davasının açıldığı 27.09.2010 tarihi itibariyle sona ermiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere,uyuşmazlık konusu taşınmazın 743 sayılı TKM’nin 170. maddesine göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiğine, taraflar arasındaki bu uyuşmazlığın Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekli bulunduğuna, az yukarıda açıklanan nedenlerle nizalı taşınmaz bakımından isteğin katkı payı alacağına ilişkin bulunduğuna ve davacının taşınmazın edinilmesinde katkı sağladığını ispatlamakla yükümlü olduğu halde, katkısını yöntemine uygun biçimde ispat edemediğine göre, davacı vekilinin hükmün dava konusu taşınmaza ilişkin kısmına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün anılan bölümünün ONANMASINA,
Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince; … …….. ünvanlı Ticari İşletme 16.01.2006 tarihinde kurulmuş, 26.01.2011 tarihinde ise ticaret sicilinden terkin edilmiştir. ………… Ltd. Şirketi ise, 29.04.2010 tarihinde kurulmuştur. Öncelikle dava dilekçesinde, davacının mal rejiminin tasfiyesi kapsamında katılma alacağı isteğinin hangi işletme veya şirkete ilişkin olduğu açıklanmamıştır. Bu husus, Mahkemece de davacı yana açıklatılmamıştır. Bu nedenle, isteğin hangi işletme ve/veya şirkete ilişkin bulunduğunun davacı tarafa açıklatılması, … …….. ünvanlı ticari işletmeye ilişkin ise, işletmeye ait tüm kayıtların ilgili yerlerden getirtilerek eşler arasındaki mal rejimi TMK’nun 225/2.maddesine göre boşanma davasının açıldığı 27.09.2010 tarihi itibariyle aktif ve pasifinin belirlenerek, 4721 sayılı TMK’nun 218 ve devamı maddeleri uyarınca katılma alacağının bulunup bulunmadığının yöntemine uygun biçimde saptanması gerekirse bu konuda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle belirlenmesi; istek ………… Ltd. Şirketi’ne ilişkin ise, davacı taraf dava dilekçesinde “her türlü yasal kanıt” demekle aynı zamanda yemin deliline de dayandığının kabulü gerekeceğinden, bu kapsamda, öncelikle davacı tarafa anılan şirkette davalının gizli payı (ortaklığı) bulunup bulunmadığı hususunda yemin teklif hakkını kullanmak isteyip istemediğinin sorulması, kullanmak istediği takdirde usulüne uygun bir biçimde davalının HMK’nun 227 ve devamı maddeleri gereğince davet edilmesi ve HMK’nun yemine ilişkin hükümleri dikkate alınarak yöntemine uygun bir biçimde davalının yeminli beyanının alınması ve elde edilecek sonuca göre ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece anılan hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hüküm bölümünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine , 19.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.