YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15215
KARAR NO : 2013/13256
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (…….. Mahkemesi sıfatıyla)
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı ve değer artış payı alacağı
… ile …….. Levent aralarındaki katkı payı alacağı ve değer artış payı alacağı davasının reddine dair … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 18.04.2012 gün ve 186/246 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili, evlilik süresince davacının çalışarak gelir elde ettiğini, evliliğin ömür boyu süreceği inancı ile edindikleri taşınmazların davalı adına tescil edildiğini, davacının kazancı ile alınan …….. Köyü 10 ada 11, 10 ada 13 parseller ile 2910 ada 4 parselde 6 numaralı meskenin edinilmelerinde davalının katkısı olmadığını, tarafların daha önce açtıkları davaların birleştirilerek devam ettiğini açıklayarak bilirkişi marifeti ile alacağının tesbit edilerek, belirlenecek katkı payı (değer artış payı) alacağı ve mal rejiminin tasfiyesi ile oluşacak katılma alacağı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL’nin …….. davasının açıldığı 05.11.2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …’ya dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin Mahkemece tensiple birlikte, davanın HMK’nun 114/1-ı maddesinde belirtilen “aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması” şartını taşımadığından, dava şartlarının mevcut olmaması sebebiyle reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte (derdest) ise, aynı konunun (uyuşmazlığın) yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir (olumsuz dava şartı). Aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya değer bir menfaati olmadığı gibi çelişik kararlar çıkması olasılığı karşısında da benimsenemeyeceği açıktır. Bu sebeple 1086 sayılı HUMK’nun 187/4. maddesinde ilk itiraz olarak nitelenen ve bu nedenle de eleştirilere uğrayan bu müessese, 6100 sayılı HMK’nun 114/1-ı maddesi hükmü ile dava şartı olarak düzenlenmiş ve HMK’nun 114/I maddesinde aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartları arasında sayılmıştır. Derdest bir davanın varlığından söz edilebilmesi için davanın tarafları ve dava konusunun yanında kesin hükümde olduğu gibi dava sebebinin de aynı olması gerekir.
Öte yandan 6100 sayılı HMK’nun 115. maddesinin 1. fıkrasında; dava şartının mevcut olup olmadığı hususunun mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırabileceği gibi tarafların da davanın her aşamasında dava şartı yokluğunu ileri sürebilecekleri düzenlenirken, aynı maddenin 2. fıkrasında da; iki davanın taraflarının, dava konularının ve dava sebeplerinin aynı olduğu kanısına varılması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir.
Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; Mahkemece tensiple birlikte derdest 2010/461 Esas sayılı dava dosyası gözetilerek dava şartından dava reddedilmiştir. Derdestliğe konu … 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/461 Esas sayılı dosyasında davacının …, davalının …….. Levent ve dava konusunun 10 ada 11 ve 13 parseller olup, talebin katkı payı ve tasfiye alacağına ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonunda 03.12.2010 tarih 2010/677 Karar ile bu dosyanın, davacısı …….. olan … 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/306 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dosya ile birlikte değerlendirildiğinde her iki dosyada taraflar ve dava konusu 10 ada 11 ve 13 parseller aynı ise de, eldeki dosyada ayrıca 2910 ada 4 parselde 6 numaralı meskenin de dava konusu yapıldığı, dava sebebinin ise derdest dosyada katkı payı ve tasfiye alacağı iken eldeki dosyada katkı payı (değer artış payı) ve katılma alacağı niteliğinde olduğu, her iki dosyadaki dava konusu ve sebeplerinin aynı olduklarından söz etmek mümkün değildir.
Açıklanan nedenle, eldeki 2012/186 Esas sayılı dava dosyasında dava şartlarından olan derdestlik koşullarının gerçekleşmediği gözetilerek derdestliğe konu edilen 2010/461 Esas sayılı dava dosyasının da birleştirildiği … 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/306 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesinin düşünülmesi, işin esasının incelenmesi, tarafların toplanacak tüm delillerinin birlikte değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.