YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15991
KARAR NO : 2013/13257
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ve … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair …….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 10.04.2012 gün ve 78/36 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili, davalı taraf adına tespit ve tescil edilen 351 ada 19 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile … adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, duruşmaya katılmış ise de, esasa yönelik beyanda bulunmamış, diğer davalılar da davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemenin ilk kararında, dava konusu taşınmazın doğal …….. ile kaplı olup, davalılarca ekonomik amaca uygun olarak kullanılmadığı, zilyetliğin malik sıfatıyla geçirilmesi koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Hüküm, davalı …’un temyizi üzerine Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 12.5.2011 tarih 2011/5112 esas 2011/5845 karar sayılı ilamı ile davanın tüm malikleri etkiler nitelikte olduğu açıklanarak bütün maliklere davada yer verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Tarafları ve dava konusu aynı olan davanın aynı Mahkemenin 2009/163 Esas sayılı dosyasında …….. olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı HMK’nın 114/1-ı maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu yapılan 25982,90 m2 miktarında …….. vasfındaki 351 ada 19 parsel, 7.7.2006 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında belgesizden 20 yılı aşkın zilyetliğe dayanılarak 5/20 pay ………… Yüzük adlarına tesbit edilmiş, tutanak 28.9.2006 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak daha önce bir dava açılmış ve bu dava görülmekte (……..) ise, aynı konunun (uyuşmazlığın) yeni bir dava konusu yapılması mümkün değildir (olumsuz dava şartı) . Aynı konuda iki dava açılmasında davacının hukuken korunmaya değer bir menfaati olmadığı gibi çelişik kararlar çıkması olasılığı karşısında da benimsenemeyeceği açıktır. Bu sebeple 1086 sayılı HUMK’nun 187/4. maddesinde ilk itiraz olarak nitelenen ve bu nedenle de eleştirilere uğrayan bu müessese, 6100 sayılı HMK’nun 114/1-ı maddesi hükmü ile dava şartı olarak düzenlenmiş ve HMK’nun 114/I maddesinde aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartları arasında sayılmıştır. …….. bir davanın varlığından söz edilebilmesi için davanın tarafları ve dava konusunun yanında kesin hükümde olduğu gibi dava sebebinin de aynı olması gerekir.
Öte yandan 6100 sayılı HMK’nun 115. maddenin 1. fıkrasında; dava şartının mevcut olup olmadığı hususunun mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırabileceği gibi tarafların da davanın her aşamasında dava şartı yokluğunu ileri sürebilecekleri düzenlenirken, aynı maddenin 2. fıkrasında da; iki davanın taraflarının, dava konularının ve dava sebeplerinin aynı olduğu kanısına varılması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir.
Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; davacı … tarafından davalılar … ve müşterekleri aleyhine 351 ada 19 parsele ilişkin 22.10.2009 tarihinde açılan tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda …….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 14.09.2010 tarih 2009/163 Esas 2010/153 Karar sayısı ile davanın kabulüne karar verildiği, hükmün temyiz sonunda Yargıtay 1.Hukuk Dairesi’nin 22.03.2012 tarih 2012/1395 Esas 2012/3173 karar sayılı ilamı ile onandığı ve karar düzeltme yoluna gidilmeden 14.06.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Eldeki temyize konu dosyanın karar tarihi 10.4.2012 tarihinde halen …….. durumdadır. Eldeki dosya ile birlikte incelendiğinde her iki dosyada dava sebebi ve konusunun aynı olduğunda tereddüt yoktur. Ancak davanın taraflarının aynı olduğundan sözetmek mümkün değildir. ……..liğe konu 2009/163 Esas sayılı dosyada Mahkemenin gerekçesinde, davacı …’nin dava konusu 351 ada 19 parselde hissedar olan …….. Yüzük aleyhine dava açtığı, Mahkeme tarafından diğer müşterek malik …….. …….. yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığı, Mahkemenin taleple bağlı olduğundan talepten fazlasına karar veremeyeceği, tapuda görünen diğer hissedar …….. ……..’un davalı olmadığı, sadece davalı …….. ……..’un ölmesi sebebiyle mirasçılarının davaya dahil edildikleri yazılıdır. Hükümde yine gerekçeye uygun olarak …….. …….., …….. Yüzük’e ait toplam 15/20 paya yönelik olarak kurulmuş ve bu payların … adına tesciline karar verilmiştir.
Eldeki temyize konu dosyada ise dava, 15.11.1992 tarihinde ölen …….. ……..’un 5/20 payı ile ilgili ve mirasçıları aleyhine açılmıştır. Mahkemece ……..lik nedeni ile dava reddedilirken …….. ……..’un da ……..liğe konu edilen 2009/163 Esas sayılı dosyada davalı olduğu kabul edilmiş ise de bu kabulün hatalı olduğu görülmektedir. ……..liğe konu dosyada 5/20 pay maliki …….. ……..’un davalılar içinde yer almaması, mahkeme gerekçesinde …….. ……..’un davalı olmadığının bildirilmesi, …….. ……..’a ait payın iptal edilmemesi ve halen …….. …….. üzerinde kayıtlı bulunması karşısında ……..lik gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Açıklanan nedenle, eldeki 2011/78 Esas sayılı dava dosyasında dava şartlarından olan ……..lik koşullarının gerçekleşmediği, ……..liğe konu edilen 2009/163 Esas sayılı dava dosyasının da temyiz incelemesi sonunda kesinleştiği gözetilerek …….. ……..’a ait 5/20 paya ilişkin açılan tapu iptali ve tescil davasında işin esasının incelenmesi, tarafların toplanan ve toplanacak tüm delillerinin birlikte değerlendirilmesi, ……..liğe konu edilen ve kesinleşen dosya da göz önünde bulundurulmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.