Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/17288 E. 2014/16435 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17288
KARAR NO : 2014/16435
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mirasın reddinin iptali

… ve Cansel Doğru tarafından açılan mirasın reddinin iptali davasının reddine dair Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 10.06.2013 gün ve 179/302 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacılar, muris babaları Süleyman Doğru’nun 02.05.2010 tarihinde vefat ettiğini, akrabalarının yönlendirmesiyle babalarının terekesinin borca batık olduğunu düşünerek mirası reddettiklerini, ancak, o tarihte 18 yaşından küçük olmaları nedeniyle yanıldıklarını açıklayarak mirasın reddine ilişkin … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/562 Esas ve 2010/797 Karar sayılı kararının iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, mirasın reddinin iptali davasının sadece mirasçının alacaklıları ve İflas İdaresi tarafından açılabileceği, davacıların bu davayı açamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan kanıtlar, tüm dosya kapsamından; davacıların miras bırakanı Süleyman Doğru 02.05.2010 tarihinde ölmüştür. Bu kişinin mirasçılarının tamamı mirası reddetmişlerdir. Bu nedenle, tereke (miras) kanun gereği, kendiliğinden iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi hale gelmiştir (TMK 612). İcra ve İflas Kanunu 180. maddesinde yer alan hüküm gereğince, reddolunan mirasların tasfiyesi bu Kanunun sekizinci bap hükümlerine göre ait olduğu mahkemece yapılır. Aynı Kanunun 183. maddesine göre de bir tereke 180. madde gereğince tasfiye halinde bulunur ve tasfiyenin kapanmasından önce, mirasçılardan biri gelerek mirası kabul ettiğini bildirirse, borçların ödenmesi için mirasçının teminat göstermesi karşılığında mahkeme tasfiyeyi durdurur. Mahkemece tasfiye işlemlerinin yürütülmesine başlandığına ilişkin dosyada bir bilgi bulunmadığına göre davacıların bu aşamada reddi geri almaları yasal olarak mümkün değildir. Kuşkusuz, tasfiye işlemlerine başlandıktan ve tasfiyenin kapanmasından önce, davacıların ilgili Sulh Mahkemesi’ne başvurarak teminat göstermesi karşılığında tasfiyeyi durdurma imkanları mevcuttur. Somut davada davacılar red beyanının geri alınmasına değil redde ilişkin beyanlarının hataya düşürüldüklerini ileri sürerek reddin iptalini istemişlerdir. Reddin geri alınması ve tasfiyenin durdurulmasına ilişkin usulünce yapılmış bir başvuru yoktur. Red beyanını yapıldığı tarihte davalıların ergin olmaması ve onların yasal temsilci olan velinin beyanda bulunması hata olarak kabul edilemez. O halde açıklanan sebepler sonucu bakımından doğru olmakla

hükmün açıklanan gerekçeyle ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 0,90 TL’nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.