Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/19808 E. 2014/16428 K. 18.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19808
KARAR NO : 2014/16428
KARAR TARİHİ : 18.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mirasın reddinin iptali

… ile … aralarındaki mirasın reddinin iptali davasının reddine dair Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 30.05.2013 gün ve 197/228 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 0,90 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 18.09.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)

KARŞI OY YAZISI

Dava, TMK’nun 617/1.maddesi uyarınca mirasçının alacaklısı tarafından açılmış, mirasçının TMK’nun 605/1.maddesi uyarınca yaptığı mirası gerçek reddin iptali davası niteliğindedir.
-//-

2013/19808-2014/16428 -2-

Talep, mahkemece TMK’nun 617/1. maddesindeki altı aylık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle reddedilmiş; davacı hükmü temyiz etmiştir.
Davalı ilgili Sulh Mahkemesi’ne TMK’nun 605/1.maddesi uyarınca mirasın gerçek reddi için 27.06.2011 tarihinde başvurmuş; mahkeme yaptığı araştırma soncunda reddi 04.10.2011 tarihinde tespit ve tescil etmiştir. Mirası reddin iptaline ilişkin bu dava ise, 04.04.2012 tarihinde açılmıştır.
Mirasın gerçek reddi işlemi (TMK. md. 605/1); yasal ve atanmış mirasçılar bakımından, ret talebinin Türk Medeni Kanunu’nun 609. maddesinde gösterilen usulde sulh mahkemesine yazılı veya sözlü bildirimin ulaşmasıyla sonuç doğurur. Bu beyan ulaşmakla, irade bozukluğu sebepleri bulunmadıkça, mirasçı beyanını geri alamaz. Mirası bu şekilde reddeden mirasçının alacaklısının reddin iptaline ilişkin dava hakkı ise, Türk Medeni Kanunu’nun 617/1. maddesi uyarınca “ret tarihinden ” başlar ve altı aylık hak düşürücü süre içinde bu hak kullanılmalıdır. Kanundaki, mirasçının alacaklısı için öngörülmüş, ” ret tarihi” olarak belirtilen sürenin başlangıcı; ” mirasçının ret beyanının mahkemeye ulaşması tarihi olarak yorumlanamaz. Bu ulaşma tarihi mirasçının kendisi için Türk Medeni Kanunu’nun 605/1. maddesindeki üç aylık ret süresinin başlangıcı için esas alınır. Zira, sulh mahkemesi kendisine Türk Medeni Kanunu’nun 605/1. maddesi uyarınca yapılmış ret başvurusunu; süre, mirasçılık hakkı bulunup bulunmadığı, koşullu olup olmadığı, vekille yapılmış ise vekilin özel yetkisi bulunup bulunmadığı gibi, hakkı engelleyici ve düşürücü unsurlar yönünden inceleyecek; Türk Medeni Kanunu’nun 609. maddesi uyarınca ret beyanını bir tutanakla tespit edip, özel kütüğüne tescil edecektir. Alacaklının bu tespit ve tescil işleminden önce mirasın reddedildiğini öğrenme olanağı olduğunun kabulü, hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle, alacaklının altı aylık hak düşürücü süresinin başlangıcı için, kanunda belirtilen “ret tarihi” mahkemenin açıklanan şekilde verdiği “tespit ve özel kütüğe tescil kararı tarihi” olarak kabul edilmelidir. Bu sonuç; Yargıtay’ın süreklilik kazanmış olan; yukarıda açıklanan sulh hakiminin araştırma yetkisiyle de uyumludur. Öğretideki egemen görüş gibi(bkz: Cem Baygın, Türk Miras Hukukunda Alacaklıların Korunması, Ankara 2005, sh.148-149), mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hakiminin talebin süresinde yapılıp yapılmadığı, talep edenin mirasçı sıfatına sahip olup olmadığını araştırma yetkisinin bulunmadığı, Sulh hakiminin sadece mirası ret beyanını tespit ve tescil etmek yetkisinin bulunduğu kabul edilecek olursa; bu takdirde reddin iptali için dava açma süresinin mirası ret dilekçesinin sulh mahkemesine ulaştığı tarih olarak kabul edilmesi gerekir. Bu bakımdan, hem sulh hakiminin araştırma yapması gerektiğinin kabul edilip, diğer yandan reddin iptali için dava açma süresinin ret beyanının mahkemeye ulaştığı tarih olarak kabulü çelişki oluşturacaktır. Bu şekilde yaratılan çelişkinin de hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı açıktır. Açıkladığımız sebeplerle davacının iptal başvurusu altı aylık yasal süresi içinde kabul edilmelidir. Mahkemenin reddin iptaline ilişkin talebi ret kararının bozularak esasının temyizen incelenmesi gerektiği düşüncesindeyim. Değerli çoğunluğun onama kararına açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 18.09.2014