Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/22788 E. 2014/15981 K. 15.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22788
KARAR NO : 2014/15981
KARAR TARİHİ : 15.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve terkin

Hazine ile … aralarındaki 3621 sayılı kıyı Kanunu gereği açılan tapu iptali ve terkin davasının kabulüne dair…Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 14.05.2013 gün ve 107/261 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu Dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul, Kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 15.09.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

KARŞI OY

Dava konusu … Köyü, 2578 Parsel sayılı 4989 m2’lik taşınmaz, …Belediyesi tarafından, …Genel Müdürlüğü adına tapulama suretiyle 1962 yılında oluşmuş tapudan ifraz edilmek suretiyle 1993 yılında satış yoluyla edinilmiş; taşınmaz 1998 ve 2007 yıllarında üç ayrı satış işlemine de konu olmuş ve en son olarak davalıya intikal etmiştir. Davacı … Hazine’si 26.03.2012 tarihinde açtığı temyize konu bu dava ile, taşınmazın tamamının 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden ve kamu malı niteliğinde olduğu ve özel mülkiyete
.//..

2013/22788-2014/15981 -2-

konu olamayacağını ileri sürerek; davalı adına mevcut tapu kaydının iptaliyle kıyı olarak tapu sicilinden terkinine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme taşınmazın tamamı için iptal/terkin kararı vermiş; davalı hükmü temyiz etmiştir.
Kıyılar kamu malı olup; özel mülkiyete konu olmaz (T.C. Anayasası m. 43, EMK. m. 641, TMK. m. 715, 3402 s. KK. m. 16, 3621 s. Kıyı Kanunu m.5;13.03.1972 tarih ve 7/4 sayılı YİBK). Davalı 1981 yılından daha öncesinden oluşmuş tapu kayıt malikidir. Tapu kaydının oluşumundan iptal davasının açılmasına kadar uzunca bir süre geçmiştir. Kuşkusuz davacı … Hazine’si 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi değildir. Taşınmazın özel mülkiyete tabi olması ilk tesisinde yolsuz olsa bile, davalı TMK’nun 1023. maddesindeki “iyiniyet karinesi”nden yararlanabilecek konumdadır. Tapu kayıt malikleri, usulünce oluşmuş tapu kayıtlarının Devlet tarafından himaye görüp korunacağı konusunda meşru bir beklentiye sahiptir. Bu meşru beklentinin korunması gerekir. Ne var ki; kamuya ait olması gereken taşınmazın deniz kıyısında kalan bölümünün gerçek kişilerin tasarrufunda kalması da doğru değildir. Bu bakımdan yüksek kamu yararı gereğince Devlet, özel kişilerin mülkiyet hakkına dokunabilir. Ülkemizin de taraf olduğu “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”nin (1) numaralı Protokolünün 1. maddesi kamu yararı gerektirdiği takdirde mülkiyet hakkından yoksun bırakılabileceğini kabul etmiştir. Bu bakımdan; Devletin davacı olarak kıyı olan bölümün tapu kaydının iptaliyle terkin kararı istemesinde kamu yararının olduğu açıktır. Ancak Devlete tanınan mülkiyet hakkından yoksun bırakmanın karşılıksız olacağı anlamını da çıkarmamak gerekir. Davalı, tapu siciline geçirilmiş ve bu şekilde uzun bir zamandır tasarrufunda bulunan taşınmazının bir bölümüne, Devletin kamu yararı gereğince el koyarak kamuya terk etmesi karşılığında, kendisine uygun bir bedelin tazminat olarak ödeneceği konusunda meşru bir beklenti hakkına sahiptir. Kuşkusuz Devlet bu konuda kamulaştırma yapma yetkisine de sahiptir. Açıklanan nedenlerle, “usul ekonomisi (HMK.md.30) gereğince; Devletin bir kamulaştırma işlemine başvurması gerekmeksizin sorunun açılmış olan bu dava içinde çözümlenerek; kıyı olan yerden tüm kamunun, bu arada davalının da yararlanacağı dikkate alındığında “fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi” uygulanmak suretiyle, taşınmazın rayiç değere yakın ölçüdeki miktarda bir bedelin (rayiç değer belirlenip kıyıdan davalının da yararlanacağı gözetilerek hakkaniyete uygun miktarda bir indirim yapılmak suretiyle bulunacak bedel) mahkemece uygun bilirkişi veya bilirkişiler vasıtasıyla tespit ettirilmesi, davacı … …’sine bu bedeli depo etmesi için uygun süre verilmesi, bedel depo edilmediği takdirde davanın reddi; depo edildiği takdirde ise, bu bedel davalıya ödenmek suretiyle taşınmazın mevcut tapu kaydının kıyı olarak iptal/terkini kararı verilmesi gerekir. Açıklanan yönde işlem yapılmak üzere hükmün bozulması gerektiğini düşünüyor; Sayın çoğunluğun hükmün esasına ilişkin onama kararına katılmıyorum. 15.09.2014