YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/23050
KARAR NO : 2014/15983
KARAR TARİHİ : 15.09.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 21.03.2013 gün ve 141/208 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 0,90 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 15.09.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
KARŞI OY
Davacı Kazım Soylu’nun oğlu … 12.4.2012 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; dava konusu 341 parsel sayılı taşınmazın dedesi kök muris …’ya ait iken kök mirasbırakanın ölümü üzerine mirasının elbirliği mülkiyet üzere çocukları davacının babası Kazım Soylu ile halası …. ve amcası …’ya kaldığını, halası ….’nun bu parseldeki muristen miras yoluyla intikal eden 1/3 payının yarısını kendi babasına diğer yarısını da, amcasına 1996 yılında haricen sattığını,
.//.
– 2 –
2013/23050 – 2014/15983
kendi babası Kazım’ın satış bedelinden 500 TL’yi peşin ödemesine karşın arta kalan 500 TL’yi Ağustos 1997 tarihinde ödemekle anlaştıklarını, fakat babası ….’nun 4.8.1997 tarihinde öldüğünü, satıcı …’nun köy muhtarı …’yı vekil tayin ederek bu taşınmazdaki kendi payının intikalden sonra satıcının kardeşi ve davacının amcası olan …’ya tapu memuru huzurunda tamamını satıp teslim ettiği, alıcının bir süre sonra buradaki satın almış olduğu payı davalı …’ya tapu memuru huzurunda muvazaalı olarak satış yaptığını, özellikle Terme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/363 Esas sayılı davanın yapılan yargılamaları sırasında öğrendiğinden son malik …’ya muvazaalı olarak yapılan satışın iptali ile davacının mirasbırakanının mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, muvazaalı bir hukuki işlemin olmadığını ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 21.03.2013 tarihli 4 nolu oturumda; davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde, davacı tarafından, dilekçesinde yazılı nedenlerle bozma istekli olarak temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; tarafların kök mirasbırakanı 1317 doğumlu … 21.04.1992 tarihinde ölmüştür. Mirasçısı olarak 1930 doğumlu …, 1931 doğumlu … ve 1932 doğumlu … kalmıştır. Kök mirasbırakanın mirasçılarından …. ise 4.8.1997 tarihinde ölmüştür. Mirasçısı olarak sağ eşi Bedriye ile müşterek çocukları …, …. kalmıştır. Davacı ara mirasbırakan …’nun oğludur. Davalı ise yine ara mirasbırakan …’nun diğer çocuğudur. Dava konusu 341 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kaydı ve tedavülleri getirilmiştir. 8.10.1969 tarihinde ifraz ve bundan sonraki süreçte intikal ve pay satışı işlemleri gördüğü anlaşılmıştır. Bu tapu kaydının geldisi 205 nolu tapulama tutanağıdır. 19.12.1939 tarih ve 11 nolu tapu kaydı esas alınarak, 8.9.1963 tarihinde, tam mülkiyet üzere, 1317 doğumlu Seyit Ali Soylu adına tespit görmüş ve itirazsız olarak 17.04.1965 tarihinde kesinleşmiştir. Akit tabloları onaylı suretleri dosyadadır. 26.09.2002 tarihli resmi sözleşmede satıcının;…. vekili …., alıcının … olduğu, kök muris ….’nun intikal eden 208, 220 ve iş bu davaya konu 341 parsel sayılı taşınmazlardaki miras paylarını ….vekilinin, davalıya, akit tablosunda yazılı bedelle temlik ettiği görülmüştür. İşleme esas vekaletname fotokopisi dosya arasında yoktur. İş bu davaya konu muvazaalı işleme esas olduğu iddia edilen 19.8.2005 tarihli resmi sözleşme fotokopisi getirilmiştir. Dava konusu 341 parseldeki bir kısım payın davalıya … tarafından bedeli mukabilinde temlik edildiği saptanmıştır. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir.
Uyuşmazlık, kök mirasbırakan adına tapulama sonrasında çaplı olarak tescilli bulunan ve ifraz sonrasında 341 parsel olarak tescil edilen taşınmazdaki kök murisin kendi mirasçılarına intikal eden paydan Elmas Soylu’nun kendi payını iddia edildiği üzere erkek kardeşleri …. ve …’ya haricen satıp satmadığı ve…’nun Noterde vermiş olduğu vekaletname sonucunda murisinden gelen miras payını vekili aracılığıyla …’ya resmi sözleşmeyle devretmesi nedeniyle, …’nun da bu parseldeki bir kısım payı uhdesinde bırakarak, kalan payını da davalıya 2005 yılında resmi sözleşmeyle satması sonucunda iş bu son işlemin muvazaalı olup olmadığında toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, söz konusu muvazaa iddiası taraf muvazaası olup; kural olarak yazılı delille ispat edilmesi gerekir. Ancak, yazılı delil başlangıcı olduğundan her türlü delille ispatı mümkündür. Somut olayda, davacıya bu konuda süre ve imkan tanınmamıştır. Kaldı ki, davacı iş bu muvazaalı işlemin o yer Asliye Hukuk Mahkemesindeki derdest 2011/363 Esasında kayıtlı dosyanın yargılamasından öğrendiğini açıkça belirtmiştir. Nitekim, mahkemede tensip tutanağının 8 nolu maddesinde söz konusu 2011/363 Esasta kayıtlı dosyanın getirtilerek iş bu dosya ekine alınmasına kararını vermiştir. Ne var ki, bundan sonraki tüm oturumlarda söz konusu dosyanın getirilip incelendiğine ilişkin duruşma
.//.
– 3 –
2013/23050 – 2014/15983
tutanaklarında herhangi bir açıklama ve veriye rastlanılmamıştır. Kaldı ki, söz konusu dosyanın onaylı, okunaklı sureti veya kesinleşmiş ise aslı gereği için eldeki dosya ekine konulmamıştır. Söz konusu dosyada yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde bilgi ve belge bulunması halinde miras hissesini satan ve tanık olarak bu davanın son oturumunda dinlenen ….’nun … (21.03.2013 günlü oturumdaki) imzalı beyanı kapsamına göre, “…tek bildiğim şey babamdan kalan hakkımı kardeşlerim Kazım ve Mahmut’a devrettiğimdir…” açıklaması da dikkate alındığında söz konusu davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık olmayacaktır. Öte yandan, 2011/363 Esasta kayıtlı davanın tarafları, konusu ve hukuki sebebinin aynı olup olmadığı saptanmamıştır. Yine o dava derdest ise ve irtibat mevcut ise eldeki iş bu dava dosyasının birleştirilmesi aykırı kararlar ve yargılamaların en az masrafla en kısa sürede bitirilmesi kuralına da uygun olacaktır.
Hal böyle olunca, değinilen 2011/363 Esastaki dava dosyasının getirilip kesinleşmiş ise, iş bu dosya ekine alınması, kesinleşmemiş ise o dosyadaki tüm bilgi, belge ve oturum tutanaklarının onaylı fotokopilerinin alınarak bir dosya halinde iş bu dosya ekine konulması, o dosyadaki yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde bilgi ve belge mevcut ise iş bu dosyadaki tanık anlatımları dikkate alınarak hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda değinilen usul kuralları göz ardı edilerek ve noksan soruşturmayla yetinilerek, ayrıca hukuki müessesenin nitelemesinde özellikle de, davacı iddiasına göre son temliki işlemin muvazaalı olduğu ileri sürüldüğü halde, bundan önceki öteki işlemler dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazları açıklanan tüm bu nedenlerle yerindedir. Kabulüyle Mahalli Mahkeme kararının az yukarıda yazılı olan nedenlerle bozulması gerekirken formül onama şeklinde tecelli eden sayın çoğunluğun görüşlerine katılmam mümkün olmamıştır. Bu sebeplerle Mahalli Mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaatindeyim. 15.09.2014