YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/23530
KARAR NO : 2014/1055
KARAR TARİHİ : 23.01.2014
MAHKEMESİ : Bodrum İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/01/2013
NUMARASI : 2012/948-2013/62
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takipte, diğer şikayet nedeni yanında takibe konu ipoteğin konut kredisinden kaynaklandığından alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği, ilamlı takip yapılamayacağı gerekçesiyle takibin iptali istenmiştir.
Mahkemece, şikayetin yasal süresi içerisinde yapılmadığından bahisle reddine karar verilmiş, karar borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her şeyden önce konut finansman kredisine dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapılamayacağı yönündeki şikayet, ilamlı icra takibinde ilama aykırılık nedeni içinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle anılan başvuru İİK.’nun 16/2. maddesine göre süresiz şikayete tabidir (HGK’nun 21.06.2000 tarih, 2000/12-1002 sayılı kararı).
Öte yandan; İİK’nun 149. maddesi gereğince İcra Müdürü, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa, borçluya ve taşınmaz “üçüncü şahıs” tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmiş ise ayrıca bunlara birer icra emri gönderir. Anılan yasal düzenlemeye göre ipoteğin, kesin borç ipoteği olması halinde borçluya İİK’nun 149. maddesi gereğince icra emri gönderilebilmesi için İİK’nun 150/ı maddesinde öngörülen koşulların oluşmasına gerek yoktur. Ancak, takibe dayanak ipotek akit tablosundan ve taraflar arasında düzenlenen 10.06.2010 tarihli Konut Finansmanı (Mortgage) Kredisi Sözleşmesi’nden, mevcut sözleşmenin mahiyeti itibarıyla konut kredisine ilişkin olduğu, ipoteğin konut finansman kredisi nedeni ile alınan kredi borcuna ilişkin olarak kurulduğu görülmektedir. Bu durumda, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borcun miktarı ve faizi yapılan özel sözleşmenin koşullarında değerlendirilmeden, ipotek, ilam niteliği kazanmaz.
O halde alacağın varlığı ve miktarı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından Mahkemece, takibin iptali gerekirken yazılı gerekçelerle şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
23.01.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.