Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/2900 E. 2013/8345 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2900
KARAR NO : 2013/8345
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Dava, üçüncü kişi tarafından İİK’nun 96. maddesi gereği açılan istihkak iddiasının kabulü istemine ilişkindir. Mahkemece, mahcuzlar davacı üçüncü kişiye ait olduğundan davanın kabulüne, giyim eşyası niteliğindeki mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı üçüncü kişi vekili, … . İcra Müdürlüğü’nün 2009/36315 Esas sayılı icra takip dosyasında yazılan talimat ile … . İcra Müdürlüğü’nün 2010/302 talimat sayılı dosyasında davacının iş yaptığı pazar yerindeki tezgahtan 12.07.2012 tarihinde giysi niteliğinde taşınır malların haczedildiği, haciz sırasında istihkak iddialarının tutanağa geçtiğini, bu malların takip borçlusu ile bir ilgisi olmadığını, haciz tarihinde takip borçlusunun sigortalı olarak başka bir iş yerinde işçi olarak çalıştığını, haczedilen malların davacıya ait olduğu konusunda belgelerin haciz sırasında icra dosyasına sunulduğunu, davacıya ait fatura, vergi levhası ve pazardaki yerini gösteren … Meyve Sebze ve Umum Pazarcılar Odasından alınmış belgeleri ibraz ettiklerini, bu nedenle istihkak davasının kabulü ile borçlu ile ilgisi olmayan haczedilen mallar üzerindeki haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, mahcuzlar borçluya ait olduğundan ve haciz usulüne uygun yapıldığından, üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmediklerini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, pazarcılık yapan davacı tanıklarının, davacı üçüncü kişinin iddiasını doğruladıkları ve pazar yerinde bulunan tezgahın davacıya ait olduğunu belirttiklerini, davacı üçüncü kişi ile takip borçlusu arasında iş ortaklığı olmadan, takip borçlusunun davacı ile akraba olması nedeniyle zaman zaman ziyarete geldiğini, dava konusu mahcuzların takip borçlusu ile ilgisinin olmadığı ve davacı üçüncü kişiye ait olduğu anlaşıldığından, istihkak davasının kabulüne, … . İcra Müdürlüğü tarafından 2010/302 talimat sayılı takip dosyasında 12.07.2012 tarihinde haczedilen cins ve miktarları haciz tutanağında yazılı olan giyim eşyası niteliğindeki taşınır mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına, AAÜT gereği davacı yararına hesaplanan 1.276,48 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Alacaklı davalı … vekili tarafından, borçlu … aleyhine 31.08.2009 tarihli 6.500 TL bedelli çekin tahsili için, 27.10.2009 tarihinde icra takibi başlatılmıştır. Ödeme emri borçlu …’a “… Caddesi … Çarşısı … Perakende Triko … …” adresinde, 01.11.2009 tarihinde tebliğ edilmiştir. Takibin kesinleşmesi üzerine, talimat icrası olan … .İcra Müdürlüğü 2010/302 talimat sayılı icra dosyası ile … Perşembe Pazarındaki pazar tezgahında, borçlu … pazar tezgahı başında hazır olduğu halde giysi niteliğindeki eşyalar üzerinde, 12.07.2011 tarihinde haciz uygulaması yapılmıştır. Haciz tutanağında ve sonradan mahcuzların değeri belirlenmemiştir.
Dava konusu haciz, 12.07.2011 tarihinde borçlunun huzurunda yapılmıştır. İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi, borçlu, dolayısıyla davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir.
Davacı üçüncü kişinin sunduğu delillerin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için de üçüncü kişinin dayandığı faturaların gerçek olup olmadığı ve mahcuzlara uygunluğu araştırılmalıdır.
Faturalar borcun doğumundan sonra düzenlenmiştir ve ayırt edici özellikler de içermemektedir. Borçlu ile üçüncü kişinin amca çocukları olması nedeni ile aradaki akrabalık bağı da dikkate alındığında genel olarak borcun doğumundan sonra düzenlenen bu faturaların her zaman temini mümkün belgelerden olduğunun kabulü gerekir. Bununla birlikte faturaların satıcı firmaların ticari kayıtları üzerinde yaptırılacak bir bilirkişi incelemesi ile (envanter kayıtları ve ödeme konularına da bakılarak) tespit edilmesi mümkündür. Faturaların gerçekliği saptanırsa bu kez keşif ve bilirkişi incelemesi ile seri no, marka vb. tüm ayırt edici özelliklerini belirleyerek mahcuzların faturalar kapsamında kalıp kalmadığını araştırmak, sonucuna göre de işin esası hakkında bir karar vermek gerekir.
Ayrıca, istihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Haciz uygulamasında ve sonrasında dava konusu mahcuzların değeri tespit edilmediğinden, mahcuzların değerinin Mahkemece resen belirlenmesi ve hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise o değer üzerinden dava değeri tayin edilerek bu değer üzerinden harç tahsili ve vekalet ücreti takdiri gerekecektir.
Davacı üçüncü kişi …’ın … Perşembe Pazarında hangi tarihten itibaren kayıtlı olup pazar yerinde iş yaptığı hususu da yeterince araştırılmamıştır. Davacı üçüncü kişinin … Perşembe Pazarına ne zamandan beri kayıtlı olduğu ve nasıl bir iş yaptığı hususu ayrıntılı olarak araştırılarak şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya iadesine 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.