Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/3676 E. 2013/6829 K. 09.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3676
KARAR NO : 2013/6829
KARAR TARİHİ : 09.05.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Alacaklı vekili tarafından, … 6.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2.11.2010 tarih ve 2009/430 Esas, 2010/306 Karar sayılı “ 15609,79 TL alacağın 27.2.2007 tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline” ilişkin ilamın takibe konulduğu, örnek 4-5 numaralı icra emri düzenlenerek hükmedilen asıl alacağın, yargılama gideri, vekalet ücreti ve 17.979,22 TL işlemiş faizinin talep edildiği görülmektedir. Borçlu vekilinin ilama aykırı olarak farklı faiz oranı üzerinden ve fazla hesap yapılarak fahiş para talep edildiği yönündeki itirazı üzerine, dosya üzerinde inceleme yapılarak takibe konu ilamda ticari avans faizi uygulanmasında usulsüzlük bulunmadığı ve işlemiş faiz miktarında fazlalık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İlamlı takipte, mahkeme tarafından yazılıp, imza olunan ve mahkeme mührü ile mühürlenerek taraflara verilen böylece ilam niteliğini kazanan karar dayanak gösterilerek takip başlatılır, icra emri de buna göre düzenlenir. İcra müdürünün veya icra hakiminin ilamın hüküm fıkrasının değiştirilmesi anlamına gelecek işlem ya da yorum yapması mümkün değildir. Para alacağını içeren bir ilamda faize de hükmedilmiş ise alacaklı takip talebinde faiz oranını ve faizin başladığı günü göstermek suretiyle faiz isteminde bulunabilir. Faiz talep edilmesi halinde, İİK.nun 32. maddesindeki “hükmolunan şeyin cinsi ve miktarının icra emrinde gösterileceği” düzenlemesi karşısında talebin ilamın hüküm fıkrasında yazılı cins, miktar veya hesap tarzına uygun olarak gösterilmesi gerekir. Borçluya gönderilen icra emri, kanuna ve özellikle ilama veya takip talebine aykırı ise, borçlu icra emrinin veya ilamlı icra takibinin düzeltilmesi için icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilir (İİK 41, 16/1,2. maddeleri). Şikayeti inceleyecek icra mahkemesinin yetkisi ise sınırlıdır. Bu nedenledir ki, yerleşik yargısal uygulamada ilamların infaz edilecek kısmının hüküm bölümü olduğu, hüküm içeriğinin aynen infazı gerektiği ve gerek icra dairesinin gerekse sınırlı yetkili icra mahkemesinin ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı kabul edilmiştir .(HGK 8.10.1997 tarih 1997/12-517 E, 1997/776 K.; 22.3.2006 gün 2006/12-92 E, 2006/85 K.; 25.6.2008 gün 2008/12-45 E, 2008/453 K).
5335 sayılı Kanun 3095 sayılı Kanunun 1.maddesini değiştirmiş maddede hesap tarzı belirlenen yasal faizin T.C. Merkez Bankası’nın belirlediği reeskont oranları üzerinden hesaplanması yöntemi terk edilmiştir. Bu durum sadece bu tarihten sonra yasal faizin belirtilen reeskont oranlarından bağımsız düşünüleceği anlamına gelmekte olup, Merkez Bankası’nın kendi kanunundan aldığı (1211 sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunun 4651 sayılı Kanunla değişik “ilan edilecek hususlar” başlıklı 39. maddesinde) kendi işlemlerinde uygulayacağı reeskont iskonto ve faiz hadleri belirleme, ilan etme görev ve yetkisi devam ettiğinden ve bu hadler belirlenebilir olduğundan ilamda reeskont oranına hükmedilmesi veya sözleşmede açıkça kabul edilmesi halinde T.C. Merkez Bankası’nca belirlenmekte ve ilan edilmekte olan reeskont oranı üzerinden faiz hesaplanabilmesine engel teşkil etmez.
Bu durumda şikayet konusu takip dayanağı ilamda açıkça alacağın “reeskont faizi ile tahsiline” karar verildiği halde, dosya üzerinde yapılan incelemeyle 3095 sayılı Yasanın 4489 sayılı Yasa ile değişik 2. fıkrasında yer verilen avans faiz oranları üzerinden hesaplama yapıldığı belirtilerek karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece anılan ilkeler doğrultusunda T.C. Merkez Bankası’ndan reeskont işlemleri için açıkladığı oranlar sorulup bu oranlar üzerinden Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilirkişiden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Davacı-borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366 ve 6100 sayılı HMK.nun geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK.nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.