YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6064
KARAR NO : 2013/6633
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 15.05.2012 gün ve 430/447 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde; Köy Muhtarlığından 1990 tarihinde satın alma ve zilyetlik nedeniyle davalı Hazine adına kayıtlı olan 110 ada 32 parsel sayılı taşınmazın 99,57 m2 kısmına ait tapunun kısmen iptaliyle adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne ve 110 ada 32 parselin teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen 17.02.2012 tarihli rapora ekli krokide kırmızı renkle boyalı olarak gösterilen 99,57 m2 kısmına ait tapu kaydının iptaliyle 110 ada 33 parsele ilave edilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm; süresi içerisinde, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de ulaşılan sonuca katılmak mümkün bulunmamaktadır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 110 ada 32 nolu parsele ilişkin tapulama tutanağı dosyadadır. Dava konusu parsel, “Arsa” niteliğiyle 198,67 m2 olarak senetsizden, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğu ve zilyetlik şartları oluşmadığı gerekçesiyle 33 parselin miktar fazlası olarak ifraz edilerek 21.10.2002 tarihinde Hazine adına tam mülkiyet üzere tespit görmüş, tutanak itirazsız olarak 07.03.2003 tarihinde kesinleşmiştir.
… Köyü karar defteri sureti dosya içindedir. 23.12.1990 tarih, 37 ve 16.04.1991 tarih 2 Karar numaralı köy karar defteri sayfa suretine göre; köy nüfusunun artması sebebiyle köy içi ve köy civarında bulunan köy boşluklarının, ev ve arsası olmayan köy halkından ihtiyaç sahiplerine satışına karar verildiği ve sınırları yazılı bulunan 20×20 m2 arsanın 1.055.000 TL olan bedeli nakit olarak alınmak suretiyle … …’a (davacı) satışına karar verildiği ve karar defterinin ilgili sayfalarının köy muhtarı ve dört aza tarafından imzalanıp, mühürlendiği anlaşılmaktadır.
Mahallinde 16.04.2012 tarihinde keşif yapılmıştır. Mahalli bilirkişi ve davacı tanıkları özet olarak; köyde bulunan köy boşluklarının köyde bulunan ihtiyaç sahiplerine satışı için 1990 yılında karar alındığını, davacıya da dava konusu yerden 20×20=400 m2 yer satıldığını,
davacının aynı tarihte parayı ödediğini ve satın aldıktan 2 yıl sonra davacının satın aldığı yerin etrafını çitle çevirdiğini, dava konusu taşınmazı satın aldığı 1990 yılından beri sebze ve meyve bahçesi olarak davacının zilyet ve tasarrufunda bulundurduğunu beyan etmişlerdir. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir.
Dosya kapsamından dava konusu taşınmazın satın alma öncesinde köy boşluğu olduğunda ihtilaf bulunmamaktadır. Bilindiği üzere ve kural olarak; “köy boşlukları”nın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinilmesi olanaklıdır. Esasen, Dairenin kararlılık kazanmış içtihatları da bu yöndedir. 442 sayılı Köy Kanunu’nun 44/3. maddesi gereğince bu kanunun yayınlandığı yıllarda “boz hali” nitelikli yerlerin köy ihtiyar heyetince tevzi edilmesi mümkün iken 11.06.1945 tarih ve 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun 64. maddesi uyarınca bu dağıtım yetkisi ortadan kaldırıldığından Köy Tüzel Kişiliğinin köy sınırları içerisindeki niteliği ne olursa olsun tapusuz taşınmaz malları satması mümkün değildir. Açıklanan nedenlerle davacının Köy Tüzel Kişiliğinden köy boşluğu niteliğinde olan taşınmazı satın alması geçersizdir. Öte yandan, satış bir an için geçerli kabul edilse dahi öncesinde ekonomik amaca uygun olarak zilyet edilmeyen köy boşluğu niteliğindeki taşınmazı, davacının satın aldığı 1990 tarihinden 21.10.2002 kadastro tespit tarihine kadar zilyet ettiği dosya kapsamından anlaşıldığına göre, 20 yıllık kazanmayı sağlayan zilyetlik süresinin de davacı taraf lehine dolmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken farklı gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca Yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.