YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/616
KARAR NO : 2013/6822
KARAR TARİHİ : 09.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
… ile Hazine ve … aralarındaki tescil davasının kabulüne dair … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 22.02.2012 gün ve 411/104 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı bir parça taşınmazın imar-ihya ve kazandırıcı zilyetlik hukuksal nedenlerine dayanarak adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın çamlık ve çalılık vasfı ile Devlet’in hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı … temsilcisi, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirikişi …’ın 09.01.2012 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen ve sarıya boyalı olarak belirtilen 5.489,25 m2’lik taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, davalı Hazine vekilinin aşağıda belirtilen husus dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, dava konusu taşınmazın, 1963 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında ” çalılık ” vasfıyla tespit harici bırakıldığı belirlenmiştir. Davalı Hazine vekili, cevap dilekçesinde nizalı yerin “çamlık ve çalılık” niteliğinde bulunduğunu savunmuştur. Her ne kadar, Mahkemece orman araştırması yapılmış ise de, yapılan bu araştırma inceleme ve hüküm vermeye elverişli olmadığı gibi usulüne uygun da değildir. Şöyle ki, Mahkemece, Orman İdaresinden orman incelemesine esas gerekli bilgi, belge ve haritalar getirtilmeksizin, sadece teknik bilirkişi Mehmet Karcı ve ziraatçi bilirkişi Muhammet Önder’in 22.06.2009 tarihli bilirkişi raporlarında taşınmazın orman sınırları dışında olduğunu belirtmeleri ve rapor ekinde sundukları orman haritası yeterli görülerek hüküm kurulmuştur.
Öncelikle; Devlet Ormanları TC. Anayasasının 169. maddesine göre, kamu malı niteliğinde olup, özel mülkiyete konu edilemez ve zamanaşımıyla iktisap edilemezler. Bu kapsamda; Mahkemece, taşınmazın “orman” vasfında olup olmadığının tespiti bakımından, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığının Orman İdaresinden sorulması, kesinleşmiş orman kadastro çalışmalarına ait harita ve tutanaklar ile kesinleşme tarihini gösteren belgelerin haritasıyla birlikte Orman İdaresinden getirtilerek dosya arasına konulması, kesinleşmiş orman kadastrosu söz konusu değilse, bu taktirde taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca orman veya orman toprağı sayılan yerlerden olup olmadığı konusunda gerekli incelemenin yapılması, bu taktirde hava fotoğrafları, gizli memleket haritası ve orman amenajman haritasının uygulanması suretiyle araştırmanın yapılması, hava fotoğraflarıyla ormana ait tüm bilgi, belge ve haritaların yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişiler, jeodezi ve fotoğrametri mühendisi ve orman mühendisi aracılığıyla zemine uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı, 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kalıp kalmadığı veya orman sayılan yerlerden bulunup bulunmadığı hususlarında hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde anılan bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması; bundan ayrı, çifte tapunun önlenmesi bakımından, nizalı yere ilişkin hükme esas alınan teknik bilirkişinin rapor ve krokisinin Tapu Müdürlüğü’ne gönderilerek, dava konusu yerin tapuya kayıtlı olup olmadığının sorulması gerekir. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.