YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6462
KARAR NO : 2013/12709
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ :…….. Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Davacı alacaklı vekili, …….. 1. …….. Müdürlüğü’nün 2010/6692 sayılı Takip dosyasında yapılan 29.06.2012 günlü hacizde istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi şirketin, borçluların yakın akrabaları tarafından alacaklıdan mal kaçırmak için paravan şirket olarak kurulduğunu belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı üçüncü kişi temsilcisi, üçüncü kişi şirketin 2011 yılının Kasım ayında kurulduğunu, borçlularla ticari bağının bulunmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: alacaklının üçüncü kişinin borçluların akrabaları tarafından kurulmuş paravan şirket mahiyetinde olduğunu iddia ettiği, gerçekten de üçüncü kişi şirketin borçluların çalışmayan …….. kardeşleri tarafından kurulduğu, bir takım danışıklı işlemler ile alacaklıdan mal kaçırmaya çalıştıkları gerekçesi ile davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine ve alacaklı yararına tazminata karar verilmiştir. Hüküm, davalı üçüncü kişi temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. vd. maddesi uyarınca “istihkak iddiasının reddi” davası olarak açılmıştır.
İİK’nun 99. maddesinde: “Haczedilen şey, borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya diğer bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunursa, bu kişi yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. …….. müdürü, üçüncü kişi aleyhine …….. mahkemesinde istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir. Bu süre içinde …….. mahkemesine istihkak davası açılmaz ise üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır.
Alacaklı tarafından süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar, haczedilen malın satışı yapılamaz. …….., üçüncü kişinin yokluğunda yapılması ve üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunulması halinde de bu fıkra hükmü uygulanır.“ düzenlemesi yer almaktadır. Buna göre; alacaklının İİK’nun 99. maddesi uyarınca dava açabilmesi için öncelikle üçüncü kişinin geçerli bir istihkak iddiasında bulunması gerekir.
Diğer yandan, İİK’nun 97. maddenin 9. fıkrasında: “…Yukarıdaki hükümler dairesinde kendisine istihkak talebinde bulunmak imkânı verilmemiş olan üçüncü şahıs, haczedilen şey hakkında veya satılıp da bedeli henüz alacaklıya verilmemişse bedeli hakkında, hacze ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde, …….. mahkemesinde istihkak davası açabilir. Aksi takdirde aynı takipte bu iddiayı ileri sürmek hakkını kaybeder…” düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda, …….. takip dosyaları ve haciz tutanakları incelendiğinde; üçüncü kişi ya da onun adına temsilcisi, vekili vb. yetkili bir kişinin istihkak iddiasında bulunmadığı, …….. müdürünün üçüncü kişiye istihkak iddiasında bulunma olanağını tanımadan doğrudan İİK’nun 99. maddesini uygulayarak alacaklı tarafa dava açması konusunda 7 gün süre verdiği, alacaklı tarafın da yasal hak düşürücü süre içinde eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre; İİK’nun 99. maddesinin sehven uygulanması ya da alacaklının doğrudan dava açması halinde taraf sıfatı yokluğundan davanın reddine karar verilmeyerek işin esasına girilmesi, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin kimin yararına olduğunun tayini ile sunulan delillerin ispat yükü açısından ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı üçüncü kişi, dava dilekçesinin tebliğinden sonra sunduğu cevap dilekçesi ile açılan davaya karşı çıkmış ve istihkak iddiasında bulunmuştur.
Dava dilekçesi ekinde haciz tutanağı tebliğ edilmediğine göre haciz tutanağı içeriğini öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde istihkak iddiasında bulunulduğunun kabulü gerekir.
Davalı üçüncü kişi şirket, borcun doğum tarihinden sonra kurulmuş, ortakları borçlunun kardeşi olup aynı alanda faaliyet göstermektedirler. Borçlu, 3. kişi şirketin taraf olduğu kira sözleşmesini kefil olarak imzalamıştır. Borcun doğum tarihinden sonra alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığının kabulünde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı üçüncü kişi şirket temsilcisinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. İİK’nun 97/3. maddesinde: “…Takibin talikine karar verilirse, haksız çıktığı takdirde alacaklının muhtemel zararına karşı davacıdan 36 ncı maddede gösterilen teminat alınır.…“ düzenlemesi ve aynı maddenin 13. fıkrasında ise: “…Değişik fıkra: 09/11/1988 – 3494/11 md.) İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur…“ düzenlemesi yer almaktadır.
Buna göre, istihkak davalarında, alacaklı yararına tazminata hükmedilebilmesi için İİK’nun 97/13. maddesinde aranan tüm koşulların bir arada bulunması, istihkak iddiasının reddinin yanı sıra teminat karşılığında takibin (ya da satışın) talikine de karar verilmiş olması gerekir.
Esasen, buradaki tazminatın kötü niyet değil; gecikme tazminatı olarak nitelendirilmesi gerekir.
Somut olayda, teminat karşılığında takibin taliki kararı bulunmadığından sadece istihkak iddiasının reddine karar verilmesi alacaklı yararına tazminata hükmedilmesi için yeterli değildir.
Tazminata ilişkin koşulların oluşmadığı dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki, belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 2. bendindeki “Davalı tarafın alacak miktarının %20 oranında tazminat ile cezalandırılmasına” ibaresinin çıkartılarak yerine “İİK’nun 97/13. maddesindeki yasal koşullar oluşmadığından tazminata hükmedilmesine yer olmadığına“ ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, 19.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.