Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/670 E. 2013/18507 K. 06.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/670
KARAR NO : 2013/18507
KARAR TARİHİ : 06.12.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve … Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair … 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 02.10.2012 gün ve 2394/1062 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, miras yoluyla intikal ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak dava konusu ve … üzerinde kayıtlı bulunan 108 ada 1234 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … tüzel kişiliği temsilcisi, dava konusu yerin köy boşluğu olduğunu açıklayarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; Köy tüzel kişiliğine karşı açılan davanın husumet yönünden reddine, kazanmayı sağlayan zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu 108 ada 1234 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 1520,90m2 kısmının … adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye ve kesin hükmün sonuçlarını elde etmeye elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacı vekili dava konusu taşınmazın yüzyılı aşkın süredir davacının dedesi, annesi ve en son olarak davacının zilyetliğinde bulunduğunu bildirmiş olmasına rağmen nizalı taşınmazın murislerinden davacıya intikal şekli açıklanmamıştır. Dosya içerisinde mevcut 26.06.2012 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar; nizalı taşınmazın davacının annesinin babası olan dedesinden kaldığını, annesinin ölümünden sonra davacı tarafından tasarruf edildiğini söylemekle birlikte, davacıya ne şekilde intikal ettiği hususu açıklığa kavuşturulmamıştır. Davacının uyap ortamından çıkarılan nüfus kaydına göre annesi …’nın 08.05.1996 tarihinde öldüğü ve geriye davacı dışında başka mirasçılarının da kaldığı anlaşılmıştır. Davacının dedesine ait nüfus bilgileri dosya arasında bulunmadığı gibi bu kayıtlara uyap üzerinden de ulaşılamamıştır. Muris …’nın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir.
TMK’nun 640/2 ve 702/2 maddelerine göre, mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Elbirliği mülkiyeti devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliği ile karar vermeleri gerekir. Dava açmakta tasarrufi bir işlem olduğuna göre, mirasçılardan birisinin terekeye dahil bir malın tapusunun iptaline ve kendi adına tescili isteğine ilişkin dava açması mümkün olmadığı gibi, bu yönde bir davaya diğer mirasçıların oluru ile devam edilmesi de mümkün değildir.
Somut olayda, miras bırakan …’nın başka mirasçılarının bulunduğu, davacının dedesi Ahmet’in ise kızı … mirasçılarından başka mirasçılarının olup olmadığının anlaşılamadığı, bu nedenle ve öncelikle davacının annesi ve dedesinin mirasçılık belgesinin dosyaya ibraz edilmesi için davacı tarafa süre ve imkan verilmesi, dedesinin de başka mirasçılarının olduğunun anlaşılması halinde taşınmazların davacının dedesinden annesine, annesinden davacıya, dedesinin başka mirasçılarının olmadığının tespiti halinde ise; taşınmazların sadece annesinden davacıya ne şekilde intikal ettiği (satış, bağış, paylaşım vb.) açıklığa kavuşturulması, davacının dedesi ve annesi ile arasında taşınmazların kendisine intikalini sağlayacak satış, bağış, paylaşım vb. hukuki bir ilişkinin bulunamaması halinde dava şartı yokluğundan iş bu davanın reddine, bu yönde intikali sağlayan hukuki bir ilişkinin varlığı halinde ise davanın şimdiki gibi sürdürülerek, toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/III-3 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 06.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.