Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/6725 E. 2013/18529 K. 09.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6725
KARAR NO : 2013/18529
KARAR TARİHİ : 09.12.2013

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı

… ile … aralarındaki katılma alacağı davasının reddine dair … 2. Aile Mahkemesi’nden verilen 07.12.2011 gün ve 555/1174 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili dava dilekçesinde vekil edeni ile davalının 1985 yılında evlendiklerini, … 2. Aile Mahkemesi’nin 2006/706 Esas 2007/160 Karar sayılı kararıyla boşandıklarını, 20 yılı aşkın bir süreden beri evli kaldıklarını, 37053 ada 6 parselde kayıtlı evi satın aldıklarını, 07.07.2006 tarihinde açılan boşanma davasından hemen sonra 11.07.2006 tarihinde söz konusu evin davalı tarafından yeğeni …’a muvazaalı olarak satış göstermek suretiyle devrettiğini, Zeynep’in amcası davalı …’dan böyle bir ev almaya nakdi gücü ve imkanı olmadığını, ayrıca, evlilik birliği içerisinde edinilen 1998 model …2 plakalı aracın davalı adına trafikte kayıtlı bulunduğunu, vekil edeninin ev hanımı olup, çocukların bakımı ile ilgilendiğini, bunun yanı sıra evde örgü ve penyeler örerek evin geçimine katkıda bulunduğunu, ayrıca vekil edeninin yatırım yapması için 9 adet 27 gram … burması bileziğini de davalıya verdiğini, evin alımına akrabalarından edindiği yardım ve altınlarını bozdurup elde ettiği parayla katkıda bulunduğunu, katkısının 10500,00 TL olarak hesaplandığını, bunun 7000,00 TL’sinin … 3. Aile Mahkemesi’nin 2007/375 Esas ve 2009/953 Karar sayılı kararıyla hüküm altına alındığını, kalan bakiye 3500,00 TL için bu davayı açtıklarını belirterek 3500,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında görülen boşanma davasının 25.12.2008 tarihinde kesinleştiğini, katkı payı alacağı davasının boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılması gerektiği, bu nedenle 1 yıllık zamanaşımı süresince açılmayan davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, bu itirazları kabul edilmediği takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, “TMK.nun 178. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine” karar verilmesi üzerine hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, … 3. Aile Mahkemesi’nin Yargıtay denetiminden geçerek 26.07.2011 tarihinde kesinleşen 2007/375 Esas 2009/953 Karar sayılı ilama dayalı olarak belirlenen katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de; Mahkeme’nin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Taraflar 07.08.1985 tarihinde evlenmiş, 07.07.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 25.12.2008 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında, evlendikleri 07.08.1985 tarihinden 01.01.2002 tarihinde kadar 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, taraflar sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 07.07.2006 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TKM. m. 202). Taraflar arasındaki mal rejimi TMK’ nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Dava dosyası içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile eldeki dosya içinde yer alan katkı payı alacağına ilişkin … 3. Aile Mahkemesi’nin 07.12.2009 tarih ve 2007/375 Esas 2009/953 Karar sayılı kararının 26.07.2011 tarihinde kesinleştiği, dosya içindeki bilgi ve belgelere göre toplam 10500,00 TL katkı alacağının hesaplandığı, Mahkemece, istekle bağlı olarak 7000,00 TL katkı payı alacağının dava tarihi olan 17.08.2006 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ve fazlaya ilişkin isteklerinin saklı tutulmasına karar verildiği, bu miktarın hüküm altına alındığı ve tahsil edildiği belirlenmiştir. Davacının, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması nedeniyle 3500,00 TL’sinin hüküm altına alınmadığı ve bu nedenle eldeki bu davayı açarak kalan ve kesinleşen dosya ile belirginleşen bu katkı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun zamanaşımının 10 yıl olması ile ilgili kararının verildiği 17.04.2013 tarihine kadar 8. Hukuk Dairesi TMK’nun 178. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımını, katılma ve değer artış payı alacakları ile ilgili olarak açılan davalarda uygulanmakta idi. Ancak, Yüksek Hukuk Genel Kurulu’nun 17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 Esas, 2013/520 Karar sayılı kararıyla katılma ve değer artış payı alacaklarına ilişkin davalarda da 10 yıllık zamanaşımının uygulanacağı öngörüldüğünde Dairece, Genel Kurulun bu görüşü benimsenmiş ve 17.04.2013 tarihinden itibaren bu tür alacak davaları hakkında da 10 yıllık zamanaşımı uygulanmaktadır.
01.01.2002 öncesi yasal mal rejimi olarak kabul edilen mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mallardan kaynaklanan katkı payı alacaklarına ilişkin davalarda ister sözleşme olsun ister olmasın TMK’nun 5. maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK’nun 146 (BK.nun 125.) maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı uygulanmaktadır. Mal ayrılığı rejiminden kaynaklanan katkı payı alacağı davalarında hiçbir zaman TMK’nun 178. maddesi uygulama alanı bulmamıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre eşler arasındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak katkı payı alacağı olup, 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Dolayısıyla bu tür davalarda 6098 sayılı TBK’nun 146. maddesi uygulanmaktadır. Boşanma kararı 25.12.2008 tarihinde kesinleştiğine göre bu tarihten davanın açıldığı 01.06.2010 tarihine kadar henüz anılan kanun maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği açıktır.
O halde, katkı payı alacağı davalarında zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu gözetilerek iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak deliller ile kesinleşen katkı payı alacağına ilişkin dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken uygulama yeri bulunmayan TMK.nun 178. maddesi esas alınarak davanın reddine karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.