Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/9702 E. 2013/8452 K. 05.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9702
KARAR NO : 2013/8452
KARAR TARİHİ : 05.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … . Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 06.02.2012 gün ve 350/59 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu taşınmazları … Noterliği’nde düzenlenen 05.10.1979 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle davalıların murisinden satın aldığını, vekil edeninin yaşının küçüklüğü ve … göç edilmesi nedeniyle taşınmazların kullanılması, bakımı ve korunmasının yapılması amacıyla davalıların murisine bırakılmasına rağmen kadastro geçerken davalıların murisi adına tespit ve tescil edildiğini açıklayarak tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan … verdiği dilekçeyle, … ve … ise duruşmadaki beyanlarıyla davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir, diğer davalılardan …, … ve … davanın zamanaşımına uğraması ve davacının çekişmeli taşınmazlarda zilyetliğinin olmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Bunlar dışında kalan davalılara duruşma günü tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamış ve cevap da vermemişlerdir.
Mahkemece, zilyetlik devir sözleşmesinin 1979 tarihli olduğu, 1981 yılında kadastro geçtiği ve tutanakların kesinleştiği, davacının kadastrodan önceki sebebe dayandığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bir kısım davalıların davayı kabul beyanlarının hukuki sonuç doğurmayacağı, hak düşürücü sürenin buna engel olduğu gerekçesiyle “davanın reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1, 996 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Dava konusu olan 7, 255, 264, 270, 273, 274 ve 350 nolu parsellerin tapu kayıtları ve kadastro tutanakları incelendiğinde 1980 yılında yapılan kadastro tespitinden
sonra tutanakların 1981 yılında kesinleştiği, davacı yanın dayandığı zilyetliğin devri sözleşmesinin 05.10.1979 tarihli olduğu , tutanakların kesinleşme tarihi olan 1981 yılından, davanın açıldığı 11.06.2010 tarihine kadar kadastrodan önceki hukuki sebepler bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. fıkrasındaki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından, bu hukuki sebep bakımından davalılar …, … ve … dışındaki davalılar yönünden davanın reddi doğrudur. Davacı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının reddiyle, ret kararının davalılar … , … ve … dışındaki davalılar yönünden ONANMASINA,
Ne var ki, davalılardan … , … ve … davayı kabul ettiklerini açıkladıklarından Mahkemece, hak düşürücü sürenin kabul beyanlarına engel olacağı düşüncesiyle kabul beyanlarının değerlendirilmemesi isabetli olmamıştır. Kabul; hak düşürücü süreden önce gelir. Bu nedenle 7, 255, 264, 270, 273, 274 ve 350 nolu parsellerde malik görünen … , … ve … kabul beyanları gözetilerek, bu kabul beyanları yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinden kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan; dava dilekçesinde dava değeri 10.000,00 TL gösterilmiştir. Mahkemece, keşifte belirlenen zemin değeri üzerinden bir kısım davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, keşifte belirlenen zemin bedeli üzerinden noksan harcı ikmal edilmemiştir. O halde; harcı yatırılmak suretiyle bildirilen 10.000,00 TL üzerinden iptali istenilen pay oranları da dikkate alınarak bir kısım davalılar lehine vekalet ücreti takdir ve tayini gerekirken, harcı ikmal edilmeyen keşifte belirlenen zemin değeri üzerinden yazılı şekilde yüksek vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle Yerel Mahkeme hükmünün sadece davayı kabul eden davalılar yönünden ve vekalet ücretine ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına 05.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.