YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9800
KARAR NO : 2013/18997
KARAR TARİHİ : 12.12.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, … 5. İcra Müdürlüğü’nün 2011/12892 sayılı Takip dosyasında yapılan 26.05.2012 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait olduğunu haciz adresinin ve mahcuzların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, mahcuzların bir kısmının … Kozmetik Satış Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.nden sözleşme sonunda mülkiyeti davacıya bırakılmak üzere satın alındığını, diğerlerinin ise farklı firmalardan yine fatura karşılığında satın alındığını, iş yerinde borçlu şirket ortağının adının yazmasının burasının borçlu tarafından işletildiğini göstermeyeceğini, belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu şirkette ortaklar arasında husumet çıktığını, bu nedenle devam eden davaların bulunduğunu, borçlu ortağı …’in borçlu şirketi yeni bir adrese taşıdığını, ancak burada fiili olarak faaliyet göstermediğinin tespit edildiğini, gerçekte davacı üçüncü kişi şirketin takip borçlusu ile aynı alanda ve aynı Sokak’ta faaliyet göstermek üzere kurulduğunu, alacaklıdan mal kaçırmak için örtülü iş yeri devri yapıldığını, bir kısım mahcuzların mülkiyet hakkının başkasına ait olduğunun iddia edilmesi nedeni ile bunlar yönünden davacının taraf sıfatının dahi bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, borçlu şirketin haciz adresi ve mahcuzlarla ilgisinin bulunmadığını, alacaklının borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi iken bu durumu bildiği halde haczi yaptırdığını, borçlunun gayri faal olduğunu savunmuştur
Mahkemece toplanan delillere göre: davacı şirketin 18.07.2011’de borçlu ile aynı sokakta aynı alanda faaliyet göstermek üzere kurulduğu, borçlu şirketin çalışanlarının çoğunun üçüncü kişi şirket bünyesinde çalışmaya başladığı, ortaklık yapısı itibarı ile de iki şirket arasında organik bağ bulunduğu, davacı şirketin alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak kurulduğu, örtülü iş yeri devri yapıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davacı şirket borcun doğum tarihinden sonra aynı alanda faaliyet göstermek üzere borçlu şirket ile aynı Sokak’ta kurulmuş olup çalışanlarının çoğu da borçlunun eski çalışanlarıdır. Bununla birlikte aralarında çıkan husumet nedeni ile borçlu şirket ortaklarının ayrı ayrı yerler açarak faaliyetlerine devam ettikleri anlaşılmaktadır. Bu koşullarda borçlu şirketin tamamının üçüncü kişiye devredildiğini gösteren kesin deliller dosyaya yansımamıştır.
Davacı üçüncü kişi bir kısım mahcuzların başkasına ait olduğunu, diğerlerinin mülkiyetinin kendisine ait olduğunu iddia etmektedir.
Mülkiyet hakkına dayandığı hacizli eşyalar yönünden İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğunun kabulü gerekir. İspat yükü altında olan alacaklı, anılan mahcuzların borçluya ait olduğunu gösterir delilleri dosyaya sunamamıştır. Diğer mahcuzlar açısından ise üçüncü kişinin taraf sıfatı bulunmamaktadır.
Mahkemece yapılması gereken iş üçüncü kişinin üzerinde mülkiyet iddia ettiği mahcuzları belirleyerek bunlar yönünden davanın kabulü; diğerleri yönünden ise taraf sıfatı bulunmadığından reddi olmalıdır.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan yazılı biçimde karar verilmesi isabetli değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.