YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13520
KARAR NO : 2015/20678
KARAR TARİHİ : 18.11.2015
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
… ile … aralarındaki alacak davasının kabulüne dair … …. Aile Mahkemesi’nden verilen 17.03.2014 gün ve 473/205 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili, …. plakalı araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesiyle fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere 12.000-TL’nin yasal faziyle tahsilini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 12.000-TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir(6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı isteklerine ilişkindir.
Tasfiyeye konu aracın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nun 202/1.maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu aracın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, aracın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, aracın tasfiye tarihindeki(karara en yakın) sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan aracın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu aracın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye tarihindeki sürüm değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, aracın ruhsat ve satın alınma bilgileri, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Bu çözümünde kullanılabilecek değer tespiti ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 27.04.2009 tarihinde evlenmiş, 04.08.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir( TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK 202.m). Tasfiyeye konu 41 UV 180 plakalı araç, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 27.01.2010 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır(TMK 179.m). Tasfiyeye konu aracın 18.000-TL ye alındığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı taraf düğünde takılan ziynet eşyalarının bozdurulması suretiyle elde edilen meblağın araç alımında kullanıldığını iddia etmişse de bu iddiasını dosyadaki delillerle kanıtlayamamıştır. Aracın edinilmesinde davalı tarafından 25.06.2009 tarihinde Halkbankasından çekilen 15.000-TL’lik kredinin de kullanıldığı, mal rejiminin devamı süresince boşanma dava tarihine kadar 13 taksidin ödendiği, 11 taksidin ise boşanma dava tarihinden sonrasına sarktığı ve bu 11 taksidin davalı tarafından ödenerek kredi borcunun kapatıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki mahkemece bu husus gözden kaçırılarak tasfiyeye konu aracın keşif tarihindeki değerinin yarısı üzerinde davacının artık değere katılma alacağı hakkı bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Mahkemece, gerekli görülmesi halinde konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan yardım almak suretiyle yukarıda belirtilen ilkeler dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, davacının tüm ve davalının öteki temyiz itirazlarının yukarıda (1.) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 25,20 Tl peşin harcın davacıya, 205,00 TL’nin de davalıya istek halinde iadesine 18.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.