Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/13766 E. 2014/16601 K. 22.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13766
KARAR NO : 2014/16601
KARAR TARİHİ : 22.09.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 27.02.2013 gün ve 7/85 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, vekil edenlerinin 30 seneyi aşkın bir zamandan beri tasarruf ettikleri 153 ada 3 parselin 36/960 hisse maliki Ahmet oğlu Vehbi’nin tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan bir kişi olduğunu, kaydın hukuki değerini yitirdiğini açıklayarak iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, malikin tapu kütüğünden kim olduğunun anlaşıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın olağanüstü zamanaşımı yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya bir payın koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de TMK’nun 713/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan maddede “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Somut olayda, davacı vekili “…Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava konusu 153 ada 3 parselde 36/960 hisse Ahmet oğlu Vehbi adına yazılmıştır.“…Maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” tümcesinden tapu kaydının hukuki durumunun açık olmaması, kayıt malikinin belirlenmemesi amaçlanmıştır. Kadastro yoluyla oluşturulan kayıtlarda, genel olarak gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde ve malik sütununun
boş ve açık bırakılması, kayıt malikinin kimliğini ortaya koyacak bilgilerin bulunmaması, soyut bir ismin yazılı olması veya hayali ve mevcut olmayan bir kişi adına sicil oluşturulmuş olması halinde maliki tapu sicilinden anlaşılamayan kişiden söz edilebilir. Kayıt malikinin mirasçılarının belirlenememesi, kimliğine ait bilgilerin elde edilememesi, adresinin tespit edilememesi gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünden maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Somut olayda dava konusu taşınmazın maliki görünen Ahmet oğlu Vehbi’nin dayanak tapu kayıtlarında ismine rastlanılmadığı gibi kim olduğunu ortaya koyacak herhangi bir bilgi de bu kayıtlarda bulunmamaktadır. Mahkemece yaptırılan zabıta araştırması sonunda da bir sonuç elde edilememiştir. Somut olayda gaiplik hukuki sebebine de dayanılmamıştır. Bu durumda mahkemece tapu malikinin, kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılamayan, soyut, hayali bir kişi olarak kabulü doğrudur. Dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalara göre tapu malikinin tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan kişi olarak kabulü doğru bulunduğuna, taşınmazın tamamının 35-40 yıldır davacının malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, Ahmet oğlu Vehbi isminde bir kişinin olmadığı yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine, TMK’nun 713/2. maddesine göre tapunun hukuki değerini kaybettiği ve davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu belirlendiğinden davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazının reddiyle hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.