Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/13835 E. 2014/15824 K. 12.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13835
KARAR NO : 2014/15824
KARAR TARİHİ : 12.09.2014

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal rejiminden kaynaklanan alacak

… ile … aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının kısmen kabulüne kısmen reddine dair …. Aile Mahkemesi’nden verilen 18.12.2012 gün ve 771/1410 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde alınan …. plakalı hususi araç ile 1066 ada, 21 parselde kayıtlı gayrimenkuldeki kargir binanın 3. kat 13 nolu bağımsız bölümünün davalı adına kayıtlı olduğunu açıklayarak, davalı adına kayıtlı taşınmaz ve arabanın mülkiyetinin yarısının, olmadığı takdirde bedelinin yarısının vekiledenine verilmesini dava etmiştir.
Davalı vekili, haksız davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu …. plaka sayılı 2006 model Opel marka otomobil yönünden davanın kabulüne, davacının 7.500,00 TL katkı payı alacağının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine; dava konusu …. İli, …. İlçesi, …. Mahallesi 1066 ada, 21 parsel de kayıtlı 3. kat, 13 nolu bağımsız bölüme ilişkin katkı payı alacağı talebinin feragat sebebiyle reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine göre, mahkemece yazılı olduğu şekilde davaya konu araç yönünden kabul kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından hükmün bu yönden ONANMASINA,
2. Davacı vekilinin davaya konu taşınmaza ilişkin temyiz istemine gelince; 1086 sayılı Mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda “davanın atiye bırakılması” veya “davanın atiye terki” olarak adlandırılan kavramlara yer verilmemiştir. Davanın atiye bırakılması, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çoğunlukla davanın geri alınması şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Davacı değişik şekillerde davasından vazgeçebilir. Ancak bunların herbirinin sonuçları farklıdır. Bunlardan birisi olan “davanın geri alınması”nda davacı hakkından

feragat etmemekte, ileride tekrar dava açabilme hakkını saklı tutarak, şimdilik davayı takip etmeyerek, geri almaktadır. Davanın geri alınması ile dava baştan itibaren açılmamış sayılır ve sonuçları ortadan kalkar. Davanın geri alınabilmesinin koşulları 6100 sayılı HMK’nun 123. maddesinde belirtilmiştir. Anılan madde uyarınca, “Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir”. Davalının açık rızası dışında davayı geri alma yasağı bulunmaktadır. Davalının açık muvafakatinin bulunması halinde, davanın esası hakkında bir karar verilmez. 22.11.2012 günlü duruşma zaptının incelenmesinden, davacı vekilinin, taşınmaza ilişkin taleplerinden vazgeçtiklerini beyan etmesine rağmen, davalı vekilinin davanın geri alınmasını kabul ettiklerine yönelik bir beyanının bulunmadığı görülmektedir.
Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular gözetildiğinde, davalı taşınmaza ilişkin talep hakkında hüküm tesisine yer olmadığına” karar verilmiş olması gerekirken feragat nedeniyle davanın esastan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda 2. madde de açıklanan nedenlerle hükmün, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 512,32 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 400,35 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına ve 84,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

.