YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14609
KARAR NO : 2014/20462
KARAR TARİHİ : 07.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve terkin
… ile …. aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kısmen kabulüne dair … 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 07.04.2014 gün ve 449/165 sayılı hükmün …’ca incelenmesi davacı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu Dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul, Kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince … Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, 07.11.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava 3621 sayılı “Kıyı Kanunu” uyarınca “kıyı” kapsamında kalan taşınmaz bölümüne ilişkin tapu iptal/terkin davası niteliğindedir.
Yerel Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucu ….03.2009 tarihli kararla (Mahkemenin 1. kararı); davaya konu … İli, Balçova İlçesi, İnciraltı Mah. 2280 Ada 46 parsel sayılı taşınmazın 3575,60 m2’lik bölümünün kıyı kapsamında kaldığı belirlenerek, bu bölümün tapu kaydının iptaline karar verilmiş; bu hüküm temyiz edilmiştir. O tarihte bu nitelikteki davalarla ilgili mahkeme kararlarının temyiz incelemesini yapmakla görevli olan … 1. Hukuk Dairesi, temyiz edilen hükmü 06.05.2010 tarihli bozma ilamıyla (…’ın 1. bozma ilamı) “…davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı ve bu nedenle hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiği…” gerekçesiyle bozmuş; yerel mahkemece bu bozma ilamına uyularak 27.12.2010 tarihli kararla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir (Mahkemenin 2. kararı). Bu 2. kararın da davacı Maliye …’si tarafından temyizi üzerine Y.1. HD. tarafından 14.03.2011 tarihli bozma ilamıyla (…’ın 2. Bozma ilamı) “ …diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak davalı yararına hükmedilen avukatlık ücretinin 6099 sayılı Kanun çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği… “ gerekçesiyle sadece avukatlık ücreti takdiri yönünden bozulmuştur. Yerel mahkemece bu bozma ilamına da uyma kararı verilmesi sonucu bu kez 15.09.2011 tarihli kararla davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmiştir (Mahkemenin 3. kararı). Mahkemenin bu üçüncü kararı da davacı Maliye …’si vekili tarafından bütünüyle temyiz edilmiştir. Bu temyizi de inceleyen Y.1.HD. tarafından 12.03 2012 tarihli bozma ilamıyla (…’ın 3. bozma ilamı) “…5841 sayılı kanun ile değiştirilen 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesindeki 10 yılık hak düşürücü süre yönünden devlete (Maliye Hazinesi) tanınmış ayrıcalığın-hak düşürücü süreye tabi olmama-kaldırılmasına ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesi’nin 12.05.2011 tarih ve 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararıyla iptal edildiği; bu sebeple devletin açtığı davalar yönünden kamu düzeni ilkesi gereğince hak düşürücü sürenin söz konusu olamayacağı ve 6099 sayılı Kanun’un 16 ve 17. maddeleriyle 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A ve Geçici 11. maddelerindeki devletin kadastro işlemi yoluyla oluşmuş tespit ve kayıtların iptali için açtığı davalar nedeniyle davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri yüklenemeyeceği şeklindeki kanun hükümlerinin de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği…” gerekçesiyle bozulmuştur. …’ın bu üçüncü bozma ilamına da yerel Mahkemece uyma kararı verilerek bu kez,16.07.2012 tarihli kararla “ dava konusu taşınmazın 3575,60 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptaline/kıyı niteliğiyle tescil harici bırakılmasına” karar verilmiş (Mahkemenin 4. kararı); bu karar da temyiz edilmiştir. Bu kararın temyiz incelemesi sonucu temyizi inceleyen Dairemizce verilen 15.10.2012 tarihli kararla hükmün usulü sebeplerle bozulmasına karar verilmiş (…’ın 4. bozma ilamı), yerel Mahkemece usulü bozmaya uyulup gereği yerine getirildikten sonra bu kez yine 07.04.2014 tarihli kararla esasa ilişkin olarak “dava konusu taşınmazın 3575,60 m2’lik bölümünün tapu kaydının iptaline/kıyı niteliğiyle tescil harici bırakılmasına” karar verilmiş (Mahkemenin 5. kararı); bu son karar da temyiz edilmiştir.
Şimdi Dairemizce temyiz incelemesi yapılan karar, işte yerel Mahkemenin belirtilen 07.04.2014 tarihli son ve 5. kararıdır.
17.04.2013 tarihinde kabul edilip 30.04.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6460 sayılı Kanunla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun 429/3. fıkrasından sonra gelmek ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 373. maddesine 6. fıkrası olarak eklenmek üzere yerel mahkeme kararların temyizinde değişikliğe gidilmiştir. Bu değişikliğe göre; “davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın, önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi her halde … Hukuk Genel Kurulu’nca yapılır” hükmü getirilmiştir.
Medeni usul kanunlarıyla ilgili hükümler niteliği gereği “derhal yürürlük ilkesi”ne tabidir. Bu bakımdan temyiz incelemesi sırasında yürürlükte olan yukarda anılan temyizle ilgili 6460 sayılı kanunla getirilen usul kanunu değişikliğinin gözönüne alınması gerekir.
Yerel Mahkeme hükmü yukarda sözü edilen Y.1 HD’nin 13.02 2012 tarihli bozma ilamıyla (…’ın 3. bozma ilamı), “bir önceki yine aynı Dairenin tarafından 21.02 2011 tarihli bozma ilamıyla (…’ın 2. bozma ilamı) “önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulduğundan; yerel Mahkemece verilen son 13.02.2013 tarihli kararının temyiz incelemesini yapma görevi … Hukuk Genel Kuruluna aittir. Açıkladığım nedenlerle Dairemizin bu aşamada temyiz incelemesi yapma görevi kanun gereği bulunmamaktadır. O halde, temyiz incelemesinin yapılması için “gönderme kararı” ile dosyanın yüksek … Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiğini düşünüyor; çoğunluğun temyiz incelemesi yapmasına usul yönünden katılmıyorum. 07.11.2014