YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15228
KARAR NO : 2016/5384
KARAR TARİHİ : 24.03.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, müvekkilinin dava konusu aracı 22/02/2006 tarihinde İmamoğlu Noterliği’nde yapılan araç satış sözleşmesi ile satın aldığını, aracın mülkiyetinin müvekkiline geçtiğini, trafikte yapılan plaka işlemlerinin tamamlayıcı işlemler olduğunu, mülkiyeti müvekkiline ait araç üzerine haciz konulduğunu, istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına, yargılama masraf ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, gerek Emniyet Müdürlüğü kayıtlarında gerekse UYAP sorgusunda dava konusu aracın malikinin dosya borçlusu olarak görüldüğünü, aracın haczi hususunda taraflarına atfedilebilecek herhangi bir kusur söz konusu olmadığını savunarak, öncelikle aracın gerçek malikinin tespitini, aracın davacıya ait olduğunun tespiti halinde ise, mevcut hacizden ve mevcut yanlışlıktan dolayı taraflarının kusuru söz konusu olmadığından istihkak davasının reddi ile haczin kaldırılmasını, davanın açılmasına sebebiyet verilmemiş olduğundan müvekkili aleyhine herhangi bir mahkeme masrafı, vekalet ücreti ve tazminata hükmedilmemesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; araç üzerindeki haczin 13/11/2013 tarihinde kaldırıldığının belirlendiği, bu nedenle davanın konusunun kalmadığı, davanın açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama gideri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 760.9 TL harcın davacıya iadesine, 78.15 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.860,474 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3. kişinin İİK’nun 96 vd maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasıdır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 4949 sayılı Yasa’nın 101. maddesiyle değişik 363. maddesi hükmüne göre; Yasa’nın yürürlüğe girdiği 30.7.2003 tarihinden sonra icra mahkemelerince verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 2.000.000.000.- TL’sını geçmesi gerekir.
İİK’na 4949 sayılı Yasa’nın 102. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca parasal sınır, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan parasal sınırların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı’nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerlendirme oranında artırılması suretiyle uygulanır.
Buna göre hesaplama yapıldığında 2013 yılında İcra Mahkemelerince istihkak davaları sonucunda verilecek kararların temyiz edilebilmesi için temyiz konusu 5.240,00.-TL’sının üzerinde bulunmalıdır.
İİK’nun 363. maddesinin 1. fıkrasının 7. bendinde temyiz edilebilecek kararlar arasında sayılan istihkak davalarında ve istihkak davalarına ilişkin takibin taliki kararlarında temyiz incelemesi yapılabilmesi için aynı fıkranın son cümlesinde yer alan özel düzenlemeye göre İcra Mahkemesi kararının taalluk ettiği malın veya hakkın değerinin belirlenen bu miktarı geçmesi şarttır.
Somut olayda davalı vekilinin temyiz itirazına konu ettiği vekalet ücreti ve yargılama giderinin toplam miktarı 5.240,00.-TL’sının altındadır.
Bu durumda temyize konu hakkın değeri kesin nitelik taşıdığından davalı alacaklı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İİK’nun 363, 365/3, Ek 1. maddeleri uyarınca davalı alacaklı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı üçüncü kişi, davalının alacaklısı olduğu icra takibinde mülkiyetini noter satış sözleşmesi ile devraldığı aracına haciz konulduğunu iddia ederek İİK’nun 96. maddesi uyarınca açtığı eldeki davada aracın değeri olan 45.977 TL üzerinden harç yatırmıştır.
Davalı cevabında aracın trafik kaydının borçlu adına görünmesi nedeniyle söz konusu haciz şerhinin konulduğunu bildirerek dava açılmasına sebebiyet vermediklerinden aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirmiştir.
Mahkemece; yargılama sırasında araç üzerindeki haciz kaldırıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. Davalı davanın açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek aleyhine hüküm altına alınan vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden kararı temyiz etmiştir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 4949 sayılı Yasa’nın 101. maddesiyle değiştirilen 363. maddesi hükmüne göre; Yasa’nın yürürlüğe girdiği 30.07.2003 tarihinden sonra icra mahkemelerince verilecek kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 2.000.000.000 (eski) TL’sini geçmesi gerekir.
İİK’na 4949 sayılı yasanın 102. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca parasal sınır, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi uyarınca …nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerlendirme oranında arttırılması suretiyle uygulanır.
Buna göre hesaplama yapıldığında 2013 yılında İcra Mahkemelerince verilecek kararların temyiz edilebilmesi için icra mahkemesi kararının taalluk ettiği malın veya hakkın değerinin 5.240 TL’nm üzerinde olması gerekir.
Bir kararın temyiz kabiliyetini haiz bulunup bulunmadığını belirlerken davanın türü yanında temel ölçü olarak davanın miktar veya değeri esas alınır. Bu miktar belirlenirken hüküm altına alınan yargılama gideri, vekalet ücreti ve harç gibi davanın esas konusunu oluşturmayan bölümler dikkate alınmaz.
Somut olayda, dava konusu olan mahcuzun değeri 45,977 TL üzerinden harcı yatırılıp yargılama yapılmış; davalı da temyizinde davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ileri sürmüştür. Bu haliyle söz konusu davanın dolayısıyla davalı temyizinin taalluk ettiği miktar kesinlik sınırlan dışında olup davalının dava açılmasına sebebiyet verip vermediği hususu incelenerek aleyhine hüküm altına alınan vekalet ücreti konusunda karar verilebileceğinden davalının temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği düşüncesindeyiz.
Bu haliyle, dava konusu miktar yerine vekalet ücreti ve yargılama gideri miktarının esas alınarak temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddi yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.