Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/15924 E. 2014/19710 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15924
KARAR NO : 2014/19710
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı

Meral Gün ile … aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … 4. Aile Mahkemesi’nden verilen 05.04.2013 gün ve 303/309 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … …vekili, tarafların 1992 yılında evlendiklerini, evlilik birliği devam ederken … 13. Noterliği’nde 13.12.2002 tarih 033355 yevmiye numaralı Mal ortaklığı sözleşmesi düzenlediklerini, evlilik içerisinde edindikleri 3730 ada 8 parselde kayıtlı 3 katlı ev ile … plakalı aracın anılan sözleşme gereğince yarı yarıya paylaştırılmasının gerektiğini, ayrıca kişisel ev eşyalarının iadesi ile 3 katlı binanın 2 adet dairesinden aylık toplam 610 TL kira geliri elde edildiğinden davalının Eylül 2009 tarihinden sonrasına ilişkin alınan kira bedellerinin de mal ortaklığı sözleşmesi gereğince yarı oranında taraflar arasında paylaştırılmasının gerektiğini açıklayarak taşınmaz ile aracın belirlenecek değerleri ile iki daireden alınan kira gelirlerinin taraflar arasında yarı yarıya paylaştırılmasına, ortak konutta bulunan vekil edene ait kişisel eşyalarının iadesine, mümkün bulunmadığında belirlenecek değerinin tahsiline karar verilmesini, tüm istekler yönünden fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak üzere şimdilik 15.000 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Daha sonra sunulan 20.02.2012 tarihli dilekçe ile vekil edenin ortak konutta bulunan kişisel eşyalarını aldığından bu talep yönünden davanın konusuz kaldığını, kira alacağı yönünden ise dava ve talep hakkını atiye bıraktıklarını bildirmişlerdir. Harcını yatırmak suretiyle sunulan 07.03.2012 tarihli ıslah dilekçesinde de, yargılama sonucu alacaklarının 87.981,00 TL olduğunun belirlenmesi üzerine, bu miktarın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, vekil edenin dava konusu binanın evlilik öncesi kişisel malı olan arsalarının satışı ile elde edilen parayla satın alındığını, tarafların mal ortaklığını kabul ettiklerini, vekil edenin taraflar arasında menfaat denkliğini sağlamak, davacı eşe ortaklık güvencesi vermek amacıyla ev ve aracın değerine eşit miktar üzerinden nakten 200.000 TL’nin davacı adına…Şubesi’ne açılan 3 ayrı hesaba yatırdığını, bu miktarın da ortaklığa dahil olup paylaşılmasının gerektiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
.//..
2014/15924-19710 -2-

Mahkemece, taraflar arasında mal ortaklığı rejiminin geçerli bulunduğu, davacının taşınmaz ile aracın toplam değerinin yarısı olan 87.981,00 TL’sı katılma alacağının olduğu, davalının takas iddiasında bulunduğundan davacı adına olup kaynağı tespit edilemeyen 73.125,33 TL’nin de mal ortaklığını tabi olup takası gerektiği açıklanarak davanın kısmen kabulüne, 51.418,34 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacı vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Taraflar 26.08.1992 tarihinde evlenmiş 13.10.2009 tarihinde açılan ve boşanma ile sonuçlanan davanın 21.05.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Taraflar 13.12.2002 tarihinde … 13. Noterliği’nde düzenledikleri mal ortaklığı sözleşmesi ile mal ortaklığı rejimini kabul etmişlerdir. (TMK’nun 202/2, 256 md). Mal ortaklığı sözleşmesi, 4722 sayılı Yürürlük Kanunu’nun 10/1. fıkrasında öngörülen yasal 1 yıllık süre içerisinde yapılmıştır. Bu konuda bir uyuşmazlık yoktur. Yür. Kan. 10/3. Fıkrası gereğince, mal ortaklığı rejimi 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen mallar bakımından geçerli olup, 01.01.2002 tarihinden boşanma dava tarihine kadar edinilen mallar, mal ortaklığı rejimi hükümlerine göre tasfiye edilecektir. Şu halde eşler 01.01.2002 öncesi geçerli olan seçimlik mal rejimlerinden birini mal rejimi sözleşmesi ile kararlaştırmadıklarından 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi gereği aralarında yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi geçerli olacağından evlendikleri 26.08.1992 tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar edinilen malların tasfiyesi mal ayrılığı rejiminin hükümlerine göre yapılacaktır.
Mal ortaklığı sözleşmesi uyarınca, ortaklık mallarını, tarafların kişisel malları dışında kalan mallar ile bunların gelirlerinin oluşturacağı kabul edilmiştir. (TMK’nun 257. md). Diğer bir deyişle 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen, eşlerin kişisel malları dışındaki malları ile ortaklığa dahil malların gelirleri ortaklık mallarını oluşturacaktır. Dava konusu 3730 ada 8 nolu parselde kayıtlı taşınmaz tapuda arsa niteliğinde görünmekte ise de zeminde 3 katlı bina bulunmakta olup satış suretiyle 15.07.2002 tarihinde davalı adına tescil edilmiştir…. plakalı araç ise 16.06.2009 tarihinde yine satın alınmak suretiyle davalı eş adına trafiğe tescil edilmiştir. TMK’nun 257. maddesi uyarınca kişisel mal dışındaki mallar ortak mal sayılır. Aynı Kanun’un 261. maddesine göre de, aksi ispatlanmadıkça tüm malvarlığı değerleri ortaklık malı sayılır. Davacı eş taşınmaz ve aracın mal ortaklığı rejimi hükümlerine göre tasfiye edilerek yarı oranındaki payının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı eş ise taşınmazın edinilmesinde kullanılan paranın, babasının kendisine ait evinin satışından gelen parayı dövize yatırdığını, araç alıp sattığını, çalışmaları karşılığı elde ettiği gelirini tasarruf ederek yaptığı birikimlerinden sağlandığını, davacının katkısının bulunmadığını, ayrıca edindiği malların değerine eşit olacak biçimde denkleştirme yapmak amacıyla davacı adına… Şubesi’ne 200.000 TL’yi üç ayrı hesaba yatırdığını açıklayarak bu miktardaki paranın da hesapta nazara alınmasını bildirmiştir. Dinlenen tanık beyanları dosya arasında yer alan belge ve bilgiler ile bilirkişi raporlarına göre, davalı tarafından kişisel mal niteliğindeki babasına ait evin 1992 yılında satışından gelen paranın dövize yatırılarak değerlendirildiği ileri sürülmüş ise de gerek anılan eve ilişkin, gerekse dövizin nerede ve ne şekilde değerlendirildiği hususuna açıklık getirip kanıtlayamadığı, ayrıca alıp sattığı araçların getirtilen trafik kayıtlarından… plakalı aracın 20.07.2000 tarihinde davalı adına alındığı, 02.12.2002 tarihinde satıldığı, …plakalı aracın ise 25.05.1993 tarihinde davalı adına alınıp 08.08.1997 tarihinde, …raç ise 25.06.2007 tarihinde davalı adına alınıp 25.07.2008 tarihinde ise satış

suretiyle 3 kişilere devredildiği, belirtilen tarihlere, araçların sayısına göre, alım satım işinin ticari amaçla yapılmadığı gibi satış paralarının dava konusu taşınmaza verilmiş bulunduğunun kanıtlanamadığı, dava konusu araç ve taşınmazın mal ortaklığı rejimine tabi olup usulüne uygun biçimde tasfiye tarihindeki değerlerinin (TMK’nun 275.md) belirlendiği, aracın alımında kullanılan ancak bir miktarı henüz ödenmeyen kredi borcunun aracın tasfiye tarihindeki belirlenen değerinden düşürülerek bulunan toplam alacak miktarının yarısı oranındaki bölümünün (TMK’nun 277. md) ortaklık payı alacağı olarak hüküm altına alınmış olmasında (kabulüne karar verilen alacak miktarı, takas sonrası kalan miktar olup, bozma sonrası yeniden yapılacak hesaba göre miktarı davacı lehine değişeceğinden, şimdilik kabul edilen miktar, davacı aleyhine bir durum teşkil etmemek üzere) herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün taşınmaz ve araca ilişkin bölümü yönünden ONANMASINA,
Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davalı eş, dava konusu taşınmaz ve aracın kendi adına kayıtlı olduğundan, eşi ile aralarındaki menfaat denkliğini sağlamak ve eşine ortaklık güvencesi vermek amacıyla 200.000 TL değerindeki parayı eşi adına Ziraat Bankası … Şubesi’ne üç ayrı hesaba yatırdığını, bu paranın da ortaklık mallarına dahil olduğunu, mal ortaklığı rejimi gereğince paylaşımın konusu olacağını bildirmiştir. Diğer deyişle her iki eşin de ortaklığa dahil mallarının takasını istemiştir. TMK’nun 236/1-son cümlesine göre takas def’i emir niteliğinde olup, istekle bağlılık ilkesi ile harçsız dava açılamaz kuralına takılmadan isteğin (takas defi’nin) değerlendirilmesi görüşü Dairece benimsenmektedir. Davacı eş söz konusu paranın annesi …’e ait olup daha sonra annesinin hesabından çekilerek kendi hesabına yatırıldığını, kişisel mal olup tasfiye edilemeyeceğini açıklamıştır. Dosya arasında yer alan bilgi ve belgelere göre, davalı eşin davacı eş adına Ziraat Bankası … Şubesi’ne yatırdığını ileri sürdüğü 200.000 TL tutarındaki bir hesaba rastlanmadığı gibi davalı eş adına bulunan hesaplardaki paralar ise en son 11.09.2007 tarihinde çekilerek hesap kapatılmış, davalı tarafından bu paralar ile ikame bir mal alındığı ileri sürülmediğinden tasfiye tarihinde (boşanma dava tarihi 13.10.2009) mevcut bulunmayan bu paralar yönünden bir değerlendirme yapılması mümkün bulunmamaktadır. Davalı eş adına Ziraat Bankası … Şubesi’nde bulunup boşanma dava tarihinden hemen önce 73.125,33 TL olarak çekilerek kapatılan hesaptaki bu paranın öncesi ise; davacı eşin annesi … adına İmar Bankası’ndan devir ile 20.000 TL’sı 322569 nolu vadeli hesaba 19.01.2004 tarihinde yatırılmıştır. Bu hesaba değişik tarihlerde anne Hatice tarafından değişik miktarlı paralar yatırılarak, sonrasında hesap 16.05.2005 tarihinde 33.967,35 TL’sı olarak çekilerek (hesabın Bahar Eyiz tarafından kapatıldığı, banka kayıtlarından anlaşılmaktadır) kapatılmış, aynı tarihte Ziraat Bankası Uludağ … Şubesi’nde 33.807 TL’sı olarak Bahar Eyiz (Güz) adına vadeli hesap açılmış, 19.10.2007 tarihine dek açık bulunan hesaba değişik tarihlerde yine para yatırıldıktan sonra 19.10.2007 tarihinde 54.243,58 TL olarak çekilen bu mevduat, 54.460,00 TL olarak Ziraat Bankası … Şubesi’nde Meral Yazğan adına açılan 5007 nolu vadeli hesaba aktarılmış, aynı hesapta 6.10.2009 tarihine kadar kalan bu para da, bu tarihte boşanma davasından bir hafta önce 73.125,33 TL’sı olarak çekilmiş ve hesap kapatılmıştır. Şu halde anılan miktarlı paranın ilk yatırıldığı miktar ve bu miktarın faiz getirisi taraflar arasında düzenlenen mal ortaklığı sözleşmesi gereğince ortaklığa giren mallardan değildir (TMK.nun 257.md). Davacı eş adına 54.460 TL’sı vadeli hesap açıldıktan sonra, kapatıldığı tarihe dek değişik zamanlarda aynı hesaba toplam 8.400 TL’sı yatırılmıştır. Yatırılan bu miktar, ortaklığa ait bölüm olup ancak

bu miktar kadarı davacının toplam ortaklık payından takas konusu olabilir. TMK’nun 271/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı 13.10.2009 tarihi itibariyle eşler arasındaki mal rejimi sona ermiştir. TMK’nun 271/3.ve 275 maddelerine göre mal ortaklığı rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların tasfiye anındaki değerlerinin hesaba katılacağı kuşkusuzdur. Bankada bulunan para davacı eş tarafından taraflar arasında mal rejiminin sona erdiği tarihten önce hesaptan çekilmiş, tasfiye sırasında mevcut bir para bulunmadığı sabit ise de, dosya kapsamına, hesaptaki paranın boşanma dava tarihinden hemen önce çekilmiş bulunmasına göre, karşı tarafın mal ortaklığı rejiminden kaynaklanan alacağını azaltmak kastı ile yapıldığı anlaşılmaktadır, (TMK’nun m. 229). Şu halde Mahkemece bankadaki paranın takasa konu 8400 TL’sının (faizi de dahil olmak üzere) ortaklığa ait olarak kabul edilerek yarı oranındaki bölümü bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Mahkemece yapılması gereken, davacı eşin, mal ortaklığı rejimi hükümleri uyarınca malların tasfiyesi sonucu usulüne uygun bir biçimde belirlenen toplam alacak miktarından, yine ortaklık mallarına dahil olan 8400 TL’nın (değişik zamanlarda ve miktarda yatırıldığından ayrı ayrı yatırıldığı tarihteki miktarların hesabın kapandığı tarihe dek faizleri de hesaplanmak suretiyle) yarı oranındaki bölümünün mahsubunun yapılması, bu hususta konusunda uzman daha önce rapor düzenletilmeyen bir bankacı ve bir hukukçu bilirkişiden denetime elverişle rapor alınması ondan sonra oluşan duruma göre bir hüküm kurulması gerekir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle Ziraat Bankası’nda bulunan mevduatla ilgili katılma alacağına yönelik olarak 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 879,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve aşağıda dökümü yazılı 879,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.633,39 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.