YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16347
KARAR NO : 2014/16409
KARAR TARİHİ : 18.09.2014
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
…. Mermer ve Maden İşletmeleri Üretim İhracat ve Tic. A.Ş. ile …. ve … Mermer Madencilik A.Ş. aralarındaki istihkak davasının reddine dair İcra Hukuk Mahkemesinden verilen 28.03.2013 gün ve 376/246 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı üçüncü kişi tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.03.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekilleri Av. Kenan Madonoğlu ve Av…. ve karşı taraftan davalı …. vekili Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, İstanbul 14. İcra Müdürlüğü’nün 2000/6500 sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, İcra Müdürlüğü’nün 2012/254 sayılı Talimat dosyasında yapılan 03.02.2012 hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, haciz yapılan yerin borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, üçüncü kişi adına kayıtlı şube adresi olduğunu, burada ödeme emrinin de tebliğ edilmediğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu şirket hakkında 27.06.1997 ve 11.08.1997 tarihli genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borç nedeni ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun adresinde haciz uygulandığını, davacı şirketin borcun doğum tarihinden sonra kurulduğunu ve borçlu şirket ile organik bağ içinde olduğunu, tüzel kişilik perdesinin aralanması isteği ile açılan davanın devam ettiğini, haciz adresindeki taşınmazın bir kısmının muvazaalı olarak üçüncü kişiye satıldığını, açılan davada muvazaalı tasarrufun iptaline karar verildiğini, diğer yandan somut olayda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü altında olan üçüncü kişinin sunduğu delillerin istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli bulunmadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: davacı üçüncü kişi ve borçlu şirketlerin aynı adreste faaliyet gösterdiği, TMSF tarafından yapılan atamalar nedeni ile iki şirketin aynı
elden yönetildiği, davacı üçüncü kişi şirketin aradaki organik bağ nedeni ile borçluya ait bir kısım borcu üstlendiği, sunulan faturaların ticari kayıtlarda yer aldığı, ancak mahcuzların tamamının ne şekilde iktisap edildiğinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve
ve 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 0,90 TL’nin temyiz edenden alınmasına, 18.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.