YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16414
KARAR NO : 2016/7264
KARAR TARİHİ : 21.04.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişiler vekili, 03.06.2013 ve 21.08.2013 tarihlerinde haczedilen taşınırların müvekkili şirketlere ait olduğunu iddia ederek hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı borçlu şirket vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuş, davalı alacaklı şirkete ise dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2013/902 Esas -2013/815 Karar sayılı kararında, davacıların … davalıların … İle … olduğu, … İcra Müdürlüğü’nün 2013/1927 Talimat sayılı dosyası ile 21/08/2013 tarihinde yapılan haczin, İİK.nun 99. maddesine göre yapıldığının tespitine karar verildiği, kararın 12/10/2013 tarihinde kesinleştiği, dosya kapsamına göre haczin İİK.nun 99. maddesine göre yapıldığı, söz konusu maddeye göre istihkak davasının alacaklı tarafından açılması gerektiği, süresi içinde alacaklı tarafından istihkak davası açılmadığı takdirde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılacağı, bu durumda davacının istihkak davası açmakta hukuki menfaati bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişiler vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
1) İstihkak davaları İİK’nun 97/11. maddesi uyarınca genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Dava, 6100 sayılı HMK’nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. Anılan Kanun’un 320/1. maddesi ile basit yargılama usulüne tabi davalarda, mümkün olan hallerde taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar verilmesi olanağı getirilmiştir.
Ne var ki, anılan hükmün uygulanabilmesi için tarafların dilekçeleri ile ekinde sundukları delillerin karar verilmesi için yeterli olması, böylece iddia ve savunma haklarının kısıtlanmaması gerekir. Böyle bir uygulama, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Somut olayda her ne kadar davalı borçluya dava dilekçesi tebliğ edilmişse de davalı alacaklıya dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilip cevap vererek delillerini sunma olanağı tanınmadan karar verilmiştir. İstihkak iddiası ile üçüncü kişi tarafından açılan davada tarafların iddia ve savunmalarının araştırılması için taraf teşkilinin sağlanması, duruşmalı inceleme yapılması, taraflarca sunulan kanıtların yargılama sırasında değerlendirilerek taraflara da bu konuda beyanda bulunma olanağının tanınması gerekir. Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir
2) Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Taraf vekillerinin yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 48,60 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı …’ya iadesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.