Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/1669 E. 2014/19074 K. 23.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1669
KARAR NO : 2014/19074
KARAR TARİHİ : 23.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

… ve müşterekleri ile Hazine ve … aralarındaki tescil davasının reddine dair Körfez 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 08.02.2013 gün ve 856/206 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, … ve iki arkadaşının vekili, 21.12.2011 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; …Mahallesi, … Mevkiindeki 1276 parsel sayılı taşınmazın ½ payının malikinin kim olduğu bilinemediğinden ve vekil edenlerinin bu yerdeki eklemeli zilyetliğinin 20 yılı aştığı iddiasıyla dava konusu taşınmazın ½ payının TMK’nun 713. maddesi uyarınca müvekkileri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu için zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazın Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1966/441 Esas 1975/554 Karar sayılı kesinleşen ilamı ile ½ payının davacıların murisleri adına kesinleşen ilam ile tescil edildiğini, bunun haricindeki diğer payın zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu edilen ve tescil ilamı dışında kalan yerlerle ilgili olarak Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi’nin karar verdiği tarihe kadar TMK’nun 713/1. maddesinde öngörülen 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin gerçekleşmediği, davacıların miras bırakanının 1983 yılında öldüğü, davacıların murislerinin ölümünden hemen sonra dava konusu yapılan yer ile herhangi bir ilgilerinin bulunmadığı ve kanunun aradığı zilyetlikle mülk edinme koşulları gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu parsele ilişkin tapulama tutanağının onaylı fotokopisi ve ekleri getirilmiştir. 1276 parsel, zeytinli tarla niteliğiyle, 1775 m2 olarak, senetsizden, 16.08.1963 tarihinde tespiti yapılmıştır. Beyanlar hanesinde “2
adet zeytin ağacı, …’ya aittir” şerhi bulunmaktadır. Süresi içerisinde yapılan itiraz sonucunda tapulama komisyonunun 24.12.1965 tarihli komisyon kararında müteriz …’ün itirazı yerinde görülmekle 1276 nolu parselin tespitinin iptaline gayrimenkulün tamamının ……adına tashihen tapu kütüğüne tesciline karar verilmiştir. Gebze Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dosyada mevcut onaylı fotokopisine göre; davacılar …, …, davalılar .., … Belediyesi, Hazine, dava;1276 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tespitin iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece dava konusu 1276 nolu parselin yarı hissesinin davacılara müşterek murislerinden intikal ettiği, davalının bu yerle ilgili münasebetinin bulunmadığı anlaşıldığından 1276 nolu parselin tapu kaydının iptaline, ¼ hissesinin …, ¼ hissesinin … adına tespit ve tesciline arta kalan ½ hissenin malikhanesinin açık bırakılmasına, … Belediyesi ve Hazine’ye husumet teveccüh etmediğinden bunlar aleyhine ikame edilen davanın husumet yönünden reddine karar verildiği görülmüştür. Tapu kaydı getirilmiştir. 1276 nolu parselin 1775 m2 olarak zeytin ve tarla niteliğiyle 01.10.1979 tarihinde 9/96 pay …, 13/96 pay … adlarına 24.7.1992 tarihinde intikal suretiyle, 13/48 pay ise … adına satış ve birleştirme yoluyla 01.12.2011 tarihinde tescilli olduğu görülmüştür.
Mahallinde keşif yapılmış re’sen belirlenen teknik bilirkişiler dosyada mevcut kroki ve raporlarını mahkemeye sunmuşlardır. Tanıklar dinlenmiş, özetle; dava konusu yerin öteden beri davacıların babalarına ait olduğunu, ölene kadar babalarının bu yeri zeytin bahçesi olarak kullandığını, zeytin ağaçlarının kimin tarafından dikildiğini bilmediğini, babalarının ölümünden sonra davacıların bu yeri kullanmaya devam ettiklerini açıklamışlardır.
Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık tapuda kayıtlı olan öteki ½ payın TMK’nun 713/2. maddesinde yer alan ölüm, tapu kütüğünden malikinin kim olduğu bilinemeyen ve gaiplik hukuksal nedenlerine dayalı olarak kazanılıp, kazanılamayacağında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere ve kural olarak, 4721 sayılı TMK’nun 713/2. maddesindeki az yukarıda sayılan sebepler birbirinden ayrı ispat koşulları olan dava nedenleridir. Davacı tarafı bu sebeplerden bir ya da bir kaçına dayanarak iptal ve tescil davası açtığı taktirde hakimin davacı tarafı süre ve imkan vererek yazılı olan bu sebeplerden hangisine dayandığının açıklattırılması ve yargılamaya özgülenen hukuki sebebe dayalı olarak devam edilerek tarafların buna göre delillerinin toplanıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek zorundadır. HUMK ve HMK’na göre olayları bildirmek, taraflara, hukuki nitelendirme hakime ait ise de, Dairemizin ve Hukuk Genel Kurulu’nun bu konudaki yerleşmiş içtihatları az yukarıda açıklandığı gibidir.
Bundan ayrı, TMK’nun 713/2. maddesindeki “ölmüş” sözcüğü Anayasa Mahkemesi’nin 17.3.2011 gün ve 2009/58 Esas 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Yürürlüğün durdurulmasına ise 17.03.2011 tarihinde karar verilmiştir. Bir başka anlatımla, 4721 sayılı TMK’nun 713/2. maddesindeki “ölmüş” sözcüğü Anayasa Mahkemesi’nin konuyla ilgili iptal kararının Resmi Gazetede yayınlanmasıyla birlikte yürürlüğe girmiş olduğundan davanın açıldığı 21.12.2011 tarihinde ölüm sebebine dayalı iptal ve tescil davasının hukuki dayanağı kalmamıştır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları kural olarak makable şamil değildir. Ancak, T.C. Anayası’nın 153/2. maddesi ve özellikle Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu’nun 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı içtihadı kapsamına göre; Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının derdest ve henüz kesin hüküm halini almamış davalara dahi uygulanacağı kuşkusuzdur.
Tüm bunlardan ayrı olarak, dava konusu parselin ½ payı dava dilekçesinde iddia edildiği üzere açık ise o taktirde açık olan paya ilişkin olarak malik hanesinin doldurması için görevsizlik kararı verilerek dosyanın malikin belirlenmesi amacıyla Kadastro Mahkemesi’ne gönderileceği 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26 ve 27. maddelerinin emredici hükümlerindendir.
Somut olaya gelince: Yukarıda açıklanan ilke ve kurallar dikkate alındığında yerel mahkemenin ret kararı sonucu itibariyle doğru olmakla mahalli mahkemenin konuya ilişkin kararının açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 0,90 TL’nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.