YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17196
KARAR NO : 2014/16678
KARAR TARİHİ : 23.09.2014
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından hukuk mahkemeleri tarafından verilen kesin nitelikte (verildiği anda kesin olan ya da temyiz incelemesi açık olmakla birlikte temyiz edilmeden kesinleşen) kararlara karşı kanun yararına bozma isteği ile temyiz yasa yoluna başvurulabilir.
Kanun yararına temyizin anlam ve amacı; taraflar için belirlenen kesin hüküm durumunun korunmasıyla birlikte Yargıtay incelemesinden geçmemiş olan kararın yanlış olduğunun Kanun’un kesin hükmünde belirtildiği biçimde uygulanamayacağının açıkça duyurulması ve böylece ilerideki uygulamalarda bu yolda yanlışa düşme ihtimalinin önlenerek mahkemelerin uyarılmasından ibarettir.
Somut olayda, Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 13.03.2013 gün, 2012/1117-2013/283 sayılı kararı, İİK’nun 363. maddesine göre miktar olarak kesinlik sınırında kaldığından, verildiği anda temyiz yasa yolu kapalı olan kararlardandır.
Kanun yararına bozma talebi üzerine Dairemiz tarafından maddi hata sonucunda temyiz dilekçesinin reddine karan verildiği anlaşılmakla, davacı üçüncü kişinin buna yönelik başvurusu ele alınıp incelenmiştir.
Mahkemece davacı tarafa tüm delillerini sunması konusunda tensip tutanağı ile davetiye çıkartılmış, verilen kesin süreye rağmen delil listesi sunulmadığı gibi tanık listesi de verilmemiştir. Diğer yandan davacı taraf, ön inceleme duruşmasında da dayandığı vakıaları ispata elverişli biçimde somutlaştırmamış ve her bir vakıaya ilişkin delilleri belirtmemiş; böylece HMK’nun 119/ı-f, 194/1-2. Maddeleri uyarınca, vakıa ve delil konusunda üzerine düşen somutlaştırma yükünün gereğini yerine getirmemiştir. Bu durumda, delillerini somutlaştırma yüküne uygun bildirmeyen taraf o delile dayalı olarak iddiasını ıspat etme imkanından mahrum duruma düşecektir. Açıklanan şekilde somutlaştırma yapılmadığı takdirde mahkemenin de HMK’nun 140/5. Maddesi uyarınca delil (tanık listesi) verilmesi için iki haftalık kesin süre verilmesi de söz konusu olmayacaktır. Nitekim somut davada da, davacı açıklanan somutlaştırma yükünü yerine getirmediğinden, davacının delillerini (tanıkların) bildirmesi için kesin süre verilmesi talebi yerine getirilmemiş, davacı tanıkları iddiasını ıspat etme imkanından mahrum duruma düşmüş ve ıspatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu koşullarda HMK’nun 318, 119/e-f ve 194/1-2. maddeleri bir arada gözetildiğinde kanun yararına bozma talebinin kabul edilebilmesi için aranan yasal koşulların gerçekleştiğinden bahsedilemeyecektir.
SONUÇ: Davacı üçüncü kişinin maddi hata başvuru talebinin kabulüne ve Dairemize ait 17.02.2014 gün, 18358-2529 sayılı kararının kaldırılmasına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, 1084 sayılı HUMK’nun 388/4 (HMK’nun 297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, gereğinin takdir ve ifası için karar örneğinin Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine, 52,40 TL peşin harcın istek halinde iadesine 23.09.2014 günü oybirliğiyle karar verildi.