YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17541
KARAR NO : 2014/16420
KARAR TARİHİ : 18.09.2014
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, Ankara 28. İcra Müdürlüğü’nün 2012/3258 sayılı Takip dosyasında yapılan 27.04.2012 günlü hacze konu menkullerin davacı üçüncü kişiye ait olduğunu, haciz adresinin ve mahcuzların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, üçüncü kişi ve borçlu arasında organik bağ bulunduğunu, haciz mahallinde alacaklıya ait ürünlerin bulunduğunu, bu durumun da iş yerinin boş olarak kiralanmadığını gösterdiğini, haciz adresindeki iş yerinin tapuda kimin adına kayıtlı olduğunun araştırılarak burası ile ilgili kira kontratının temin edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu haciz adresinin borçlu ile ilgisinin belirlenemediği, mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğu ve ispat yükü altında olan alacaklının karinenin aksini kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz adresinde üçüncü kişiden önce kimlerin faaliyet gösterdiği kesin bir biçimde belirlenememiştir. Bununla birlikte davacının dayandığı kira sözleşmesindeki kiralayanın haciz adresindeki taşınmazın maliki olup olmadığı da dosya içindeki bilgi ve belgelerden kesin bir biçimde anlaşılamamaktadır. Taraflardan taşınmazın Ada ve Parsel sayısının sorularak tapu kaydının ve taşınmazın malik ya da maliklerinin tereddütsüz bir biçimde belirlenmesi gerekir.
Bu koşullarda Mahkemece yapılması gereken iş öncelikle borçlunun haciz adresindeki taşınmaz ile ilgisini tespit etmek olmak olmalıdır. Bunun için de ilgili Vergi Dairesi’ndeki resmi kayıtlar üzerinden yaptırılacak bir araştırma ile ve mahallinde kolluk aracılığı ile yaptırılacak inceleme ile üçüncü kişiden önce aynı yerde faaliyet gösterip göstermediğinin belirlenmesi gerekir. Buna göre; üçüncü kişiden önce borçlu şirketin faaliyet gösterdiği saptanırsa (haciz adresinde alacaklı tarafa ait markada ürünlerin bulunması da dikkate alınarak) İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü ile üçüncü kişinin sunduğu delillerin ispat yükü açısından değerlendirilmesi gerekir.
Borçlunun haciz adresi ile ilgisinin olmadığı kesin bir şekilde saptanırsa bu kez mülkiyet karinesinin üçüncü kişi yararına olduğunun kabulü ile bu kez alacaklının sunduğu delillerin ispat yükü açısından ele alınıp değerlendirilmesi gerekir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.