YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17847
KARAR NO : 2014/20548
KARAR TARİHİ : 10.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile …. Tic. A.Ş. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen ….01.2013 gün ve 488/59 sayılı hükmün …’ca incelenmesi davalılar …. Tic. A.Ş. vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu Dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul, Kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince … Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına 10.11.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu Balıkesir İli, … İlçesi, …. mahallesi, 95 Parsel sayılı 150 m2’lik taşınmaz 17.05.1971 tarih, 50 sayılı tapu kaydı revizyon görmek suretiyle tapulama işlemiyle davalı şirketin satıcılarının miras bırakanı …. adına tespit ve tescil edilmiş; tapulama tespiti (tesis kadastrosu) 21.05.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı … 06.03.2008 tarihinde açtığı temyize konu bu dava ile taşınmazın 78 m2’lik bölümünün 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden kamu malı niteliğinde olduğu ve kişilerin mülkiyetinde kalamayacağını ileri sürerek; bu bölümün davalı adına mevcut tapu kaydının iptaliyle kıyı olarak tapu sicilinden terkinine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece taşınmazın 79 m2’lik bölümünün ayrılarak bu bölümün mevcut tapu kaydının iptaliyle/kıyı olarak sicilden terkinine karar verilmiş; hükmü davalı şirket temyiz etmiştir.
Kıyılar kamu malı olup; özel mülkiyete konu olmaz (TC. Anayasası m. 43, EMK. m. 641, TMK. m. 715, 3402 s. KK. m. 16, 3621 s. Kıyı Kanunu m.5;13.03.1972 tarih ve 7/4 sayılı YİBK). Davalı parselin tapuya ilk tescili tapu kaydına dayalı olarak yapılmış; davalı ise, ilk malikinden taşınmazı satın alan kişi konumundadır. Tapu kaydının oluşumundan iptal davasının açılmasına kadar çok uzun bir süre geçmiştir. Davalı tapu kaydına güvenerek taşınmaz iktisap ettiğinden, TMK’nun 1023. maddesindeki iyiniyet karinesinden yararlanabilecek konumdadır. Davacı … 3402 S. Kadastro Kanunu’nun 12. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi değildir. Tapu kayıt malikleri tapu kayıtlarının Devlet tarafından himaye görüp Devletçe korunacağı konusunda meşru bir beklentiye sahiptir. Bu meşru beklentinin korunması gerekir. Ne var ki; kamuya ait olması gereken taşınmazın deniz kıyısında kalan bölümünün gerçek kişilerin tasarrufunda kalması da doğru değildir. Bu bakımdan yüksek kamu yararı gereğince Devlet, özel kişilerin mülkiyet hakkına dokunabilir. Ülkemizin de taraf olduğu “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”nin (1) numaralı Protokolünün 1. Maddesi kamu yararı gerektirdiği takdirde mülkiyet hakkından yoksun bırakılabileceğini kabul etmiştir. Bu bakımdan; Devletin davacı olarak kıyı olan bölümün tapu kaydının iptaliyle terkin kararı istemesinde kamu yararının olduğu açıktır. Ancak Devlete tanınan mülkiyet hakkından yoksun bırakmanın karşılıksız olacağı anlamını da çıkarmamak gerekir. Davalı, tapu siciline geçirilmiş ve bu şekilde uzun bir zamandır tasarrufunda bulunan taşınmazının bir bölümüne, Devletin kamu yararı gereğince el koyarak kamuya terk etmesi karşılığında, kendisine uygun bir bedelin tazminat olarak ödeneceği konusunda meşru bir beklenti hakkına sahiptir. Kuşkusuz Devlet bu konuda kamulaştırma yapma yetkisine de sahiptir
Açıklanan nedenlerle, “usul ekonomisi (HMK.md.30) gereğince; Devletin bir kamulaştırma işlemine başvurması gerekmeksizin sorunun açılmış olan bu dava içinde çözümlenerek; kıyı olan yerden tüm kamunun, bu arada davalının da yararlanacağı dikkate alındığında “fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi” uygulanmak suretiyle, taşınmazın kıyı olarak belirlenen bölümü ve varsa üzerindeki sökülüp alınamayan sabit nitelikteki muhtesatlar için rayiç değere yakın miktarda bir bedelin (rayiç değer belirlenip kıyıdan davalının da yararlanacağı gözetilerek hakkaniyete uygun miktarda bir indirim yapılmak suretiyle bulunacak bedel) mahkemece uygun bilirkişi veya bilirkişiler vasıtasıyla tespit ettirilmesi, davacı … Hazinesine bu bedeli depo etmesi için uygun süre verilmesi, bedel depo edilmediği takdirde davanın reddi; depo edildiği takdirde ise, bu bedel davalıya ödenmek suretiyle kıyı olan bölümün tapu kaydının iptal/terkini kararı verilmesi gerekir. Açıklanan yönde işlem yapılmak üzere hükmün bozulması gerektiğini düşünüyor; Sayın çoğunluğun hükmün esasına ilişkin onama kararına katılmıyorum. 10.11.2014