Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/19075 E. 2016/3023 K. 22.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19075
KARAR NO : 2016/3023
KARAR TARİHİ : 22.02.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

… ile … ve … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … 3 Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen… gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, tapuda … oğlu … adına kayıtlı bulunan … ada … parsel sayılı taşınmazın 20 yılı aşkın bir süreden beri davacının zilyetliğinde olduğunu, taşınmazın malikinin tapu kütüğünden anlaşılamadığını ya da kayıt malikinin 20 yıldan fazla bir süre önce ölmüş olup, mirasçılarının bilinemediğini açıklayarak, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş; … tarihli yargılama oturumunda ise davayı ”maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan taşınmazın kazandırıcı zamanaşımıyla kazanılması ” şeklinde açıklamıştır.
Davalı … vekili ile davalı Belediye vekili davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın kayıt maliki görünen … … oğlu …’in açık kimliğinin belli olmadığı, taşınmazın 25 yılı aşkın bir süreden beri davacının zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinin kapsamı ve … tarihli davacı vekili imzalı duruşma tutanağına göre, dava; TMK’nın 713/2 maddesindeki ” maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan ” hukuki sebebine dayalıdır. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.

.//..

Kanunun açık hükmü dikkate alındığında, tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK’nın 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları).
Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca “tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması” gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kaydı ve tapulama tutanağının incelenmesinde; taşınmazın Haziran … tarih … sıra nolu tapu kaydına istinaden 23.01.1968 tarihinde … oğlu … adına tespit gördüğü ve … ada … parsel olarak 30.07.1968 tarihinde aynı kişi adına tescil edildiği, imar uygulamasıyla 06.01.1999 tarihinde … ada … parsel numarasını aldığı, taşınmazın öncesinde de … … tarih … nolu tapu kaydı ile … oğlu … adına kayıtlı olduğu, bu taşınmazın üç parçaya ifrazıyla kadastro sırasında uygulanan Haziran …. tarih … sıra nolu tapu kaydının … oğlu … adına oluştuğu, ifrazla oluşan diğer taşınmazlardan bir tanesinin … oğlu …’in kız kardeşi …’ye devredildiği, diğerinin ise … oğlu …’a satıldığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; tapu kaydı, tapulama tutanağındaki açıklamalara ve dayanak tapu kaydına göre; kayıt maliki … oğlu … tapu kütüğündeki bilgilerden kim olduğu anlaşılan ve bilinen kişi olup, davacı lehine TMK’nun 713/2 maddesinde yazılı ”maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan” hukuki sebebine dayalı kazanma koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kanun maddesi yanlış yorumlanarak yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 22.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.