YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1950
KARAR NO : 2015/21112
KARAR TARİHİ : 24.11.2015
MAHKEMESİ : … Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı ve katılma alacağı
Davacı- birleşen dosyada davalı.ile davalı-birleşen dosyada davacı…Borak aralarındaki katkı payı ve katılma alacağı davasının kabulüne dair … 1. Aile Mahkemesi’nden verilen 08.11.2013 gün ve 1471/1346 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı-birleşen dosya davalısı… Borak (Durgun) vekili ile davalı- birleşen dosyada davacı…Borak vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı… vekili, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaz, araç, banka hesaplarındaki birikimler, davalının emekli ikramiyesi ve sosyal yardım sandığından ödenen para üzerinde vekil edeninin mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkı olduğunu açıklayarak katkı payı ve katılma alacağı olarak 50.000 TL’nin davalıdan tahsilini istemiş, fazlaya dair haklarını saklı tutmuş, 24.06.2005 tarihli dilekçesi ile istedikleri miktarın 20.000 TL’sinin katkı payı, 30.000 TL’sinin ise katılma alacağı karşılığı olduğunu açıklamış, 26.09.2013 tarihli harcını tamamladığı dilekçesi ile de isteğini 65.000 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı…vekili, davacının katkısı olmadığını, dava konusu malvarlığının davalının kişisel malı olduğunu, davacı üzerine alınan araç ve dairenin de davada dikkate alınması gerektiğini açıklayarak davanın reddini savunmuş, bozma ilamı sonrası açılan ve asıl dosya ile birleşen dosyada ise bir araç, bir mesken ve bir kısım malvarlığı bakımından fazlaya dair hakları saklı tutularak 10.000 TL’nin…’dan tahsili istenmiş, bilahare verilen dilekçelerle bu miktar ıslah edilmiştir.
Mahkemenin asıl dosyada araç için 3.776,93 TL, emekli ikramiyesi ve sosyal yardım sandığı tarafından ödenen para için 450,55 TL, Oyakbank ve Vakıfbank’daki hesaplarda bulunan tasarruflar için 8.648,68 TL, Ziraat Bankası Konutkent Şubesi’ndeki hesapta bulunan tasarruf için 773,49 TL katılma alacağı toplamı 13.636,15 TL’nin karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte Levent’den tahsiline,…’un fazlaya ilişkin talebinin reddine ilişkin verdiği karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairenin 28.06.2011 tarih 2011/2207 Esas 2011/3787 Karar sayılı ilamı ile araç ve mesken dışındaki malvarlığına yönelik hükmedilen 450,55 TL, 8.648,68 TL, 773,49 TL yönünden onanmış, …18080 ada 1 parseldeki 37 numaralı mesken ile 06 AJ 0400 plakalı araç yönünden ise bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş,…vekili tarafından açılan ve asıl dosya ile birleştirilen dosyadaki iddia ve savunmalar ve deliller de değerlendirilerek yapılan yargılama sonunda davacı… vekilinin davalı…aleyhine açtığı davanın kabulü ile 65.000 TL .//..
katkı payı alacağının 50.000 TL’lik kısmının dava tarihi olan 01.11.2004 tarihinden, 15.000 TL’lik kısmının da 26.09.2013 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Levent’den tahsiline, birleşen davada ise…vekilinin… aleyhine açtığı davanın kabulü ile 23.192 TL katkı payı alacağının 11.371.10 TL’lik kısmının dava tarihi olan 01.04.2013 tarihinden, 12.500 TL’lik kısmının ise ıslah tarihi olan 02.10.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı…’dan tahsiline, davacı…lehine hükmedilen miktarın davacı… lehine hükmedilen miktardan takas ve mahsubuna karar verilmesi, talep üzerine maddi hata ile yazılan 23.192 TL.nin de 23.871,10 TL olarak düzeltilmesi üzerine hüküm, yine taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre asıl ve birleşen dava dosyalarındaki talep, katkı payı ve katılma alacağı isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM 170 m). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri malvarlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı Kanun’un 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi ve kurallarına göre çözüme kavuşturulacaktır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK 544, TBK 646 m).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM 186/1 m). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM 189 m). Kadın veya kocanın, diğerinin mal rejiminin devamı sırasında edindiği malvarlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteyebilmesi için, mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir. Bu katkı, ziynet, miras veya bağış yoluyla elde edilen başka malvarlıklarının kullanılması ile toplu olarak yapılabileceği gibi, çalışan eşin gelirleriyle de yapılması mümkündür. Çalışarak, düzenli ve sürekli gelire (maaş, gündelik, kar payı vs gibi) sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça diğer eşin sahip olduğu malvarlığına yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay’ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen tasfiyeye konu mala, eşlerin, hem başka malvarlıkları (ziynet, miras, bağış vs gibi) kullanılarak, hem de çalışma karşılığı elde ettikleri düzenli gelirleriyle katkıda bulunduklarının ileri sürüldüğü durumlarda; öncelikle, tasfiyeye konu malın edinildiği tarih itibarıyla başka malvarlıklarından elde edilen toplu para ile yapılan katkının, dava konusu malın bedelinin tamamı karşısındaki oranı saptanmalıdır. Bundan sonra da, kalan miktara her bir eşin çalışmaları ile elde ettikleri düzenli gelirleriyle katkıda bulunduklarının kabulü ile oranları ayrı ayrı belirlenmelidir.
Buna göre, öncelikle toplu katkının satın alma tarihindeki parasal değeri ile tasfiyesi istenen malın hem edinme bedeli hem de dava tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri ayrı ayrı tespit edilmelidir.
Dava konusu malvarlığına, başka malvarlıklarından elde edilen toplu para ile yapılan katkının dışında kalan bölümüne eşlerin çalışmaları karşılığı elde edilen düzenli gelirlerle yapılan katkı oranının belirlenmesi bakımından ise; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, çalışılan bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından
.//..
ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup belirlenerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı saptanmalıdır. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı TKM’nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama kendi gelirlerinden düşülerek ayrı ayrı yapabilecekleri tasarruf miktarları tespit edilmeli, daha sonra her bir eşin tespit edilen tasarruf miktarının birlikte gerçekleştirdikleri toplam tasarruf miktarı içerisindeki oranı belirlenmelidir. Bulunan bu oranlar, eşlerin çalışmaları karşılığı elde ettikleri düzenli gelirleriyle tasfiye konusu malvarlığına yaptıkları katkı oranını göstermektedir.
Açıklanan yöntemlerden yararlanılarak ayrı ayrı tespit edilen toplu para ve düzenli gelirlerle yapılan katkı oranları, birleştirilmek suretiyle değerlendirilip, tasfiyeye konu malvarlığının dava tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ile çarpılarak her bir eşin katkı payı alacak miktarı bulunur.
Artık değere katılma alacağı ise; eklenecek değerlerden (TMK 229.m) ve denkleştirmeden (TMK 230.m) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219.m) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1.m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarları hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değeri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1 m.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK’nun 222 m).
Bu yöntem ve açıklamalara göre gerekli değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.
Somut olaya gelince; eşler, 26.06.1982 tarihinde evlenmiş, 01.11.2004 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir(4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Asıl davada dava konusu malvarlığından …18080 ada 1 parsel üzerindeki 37 nolu mesken 10.11.1995,….. plakalı Toyota Avensis marka araç ise 18.05.2004 tarihinde satın alınarak davalı…adına tescil edilmiştir. Birleşen davada dava konusu ….plakalı Toyata Yaris marka araç 23.06.2004 tarihinde alınarak… adına tescil edilmiş, …’deki Şaika villalarında 60 numaralı tripleks kooperatif meskenin ise ödemeleri… adına 11.12.1987 tarihinde başlamış, 20.05.2004 tarihinde tamamlanmış, bu kooperatif hissesi mesken 10.12.2004 tarihinde devredilmiş, kooperatif meskeninin mal rejiminin sona erdiği 01.11.2004 tarihinde % 55 bitmiş durumda olduğu tespit edilmiştir. Dava dilekçelerindeki açıklamalar ve dosya kapsamına göre davacının isteği dava konusu 37 nolu mesken yönünden katkı payı, …’deki kooperatif hissesi yönünden katkı payı ve katılma alacağı, araçlar yönünden ise katılma alacağı isteğine ilişkindir.
.//..
1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre asıl ve birleşen dosyada aşağıda yazılı hususlar dışındaki taraf vekillerinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Asıl dosyada davacı… vekili, talebini bozma öncesinde katkı payı alacağı için 20.000 TL, katılma alacağı için 30.000 TL olarak açıklamış ve bu miktar üzerinden harcını yatırmıştır. Mahkemece kısmen kabul kısmen redde karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi neticesi…vekilinin tüm temyiz itirazları ile… vekilinin banka hesaplarındaki miktarlar ile yardım sandığı ve emekli sandığından yapılan ödemelerle ilgili sırasıyla 8.648,68 TL, 773,49 TL ve 450,55 TL tutarındaki değerler açısından temyiz itirazları yerinde görülmeyerek onama kararı verilmiş ancak araç ve meskene yönelik… vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunarak hüküm bozulmuştur. Bozma sonrası davacı… vekili 26.09.2013 tarihli harcını da yatırdığı dilekçesi ile 20.000 TL olan katkı payı alacağını 65.000 TL olarak ıslah etmiştir. Mahkemece yapılan ıslah doğrultusunda… lehine 65.000 TL katkı payı alacağına hükmedilmiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan HUMK’nun 83. maddesi hükmüne göre ıslah yoluyla taraflar ileri sürdükleri vakıaları, davanın konusunu ve isteklerini değiştirebilirler. HUMK’nun 87.maddesinin son cümlesinin Anayasa Mahkemesi’nin 20.07.1999 tarih ve 1/33 sayılı kararı ile iptal edilmesi karşısında dava konusunun arttırılmasına yasal engel kalmamıştır. Ancak 04.02.1948 gün ve 1944/10 Esas 1948/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre bozmadan sonra davanın ıslahı mümkün bulunmamaktadır. Usule ilişkin bozmalarda işin esası bakımından kurulmuş bir hükümden sözedilemeyeceğinden bu kural uygulanmamaktadır. Yargıtay ve Daire uygulaması uyarınca esasa ilişkin bozma yapılması hallerinde bozma sonrasında ıslahın yapılamayacağı kabul edilmektedir. Bu açıklamalar karşısında davacı… vekili tarafından 01.11.2004 tarihinde açılan davanın kısmen reddine ilişkin verilen karar esasa dair bir karar olduğundan, Daire tarafından mesken ve araçla ilgili bozma kararı verilmişse de artık davacı…’un talebinin katkı payı alacağı bakımından 20.000 TL, katılma alacağı bakımından ise 30.000 TL olarak dikkate alınması ve buna göre değerlendirme yapılarak hüküm kurulması gerekirken, HMK’nun 26. maddesi (HUMK m.74) gereği taleple bağlılık kuralına aykırı olacak şekilde,… vekilinin bozma sonrası katkı payı alacağı açısından yaptığı ıslaha değer verilerek 65.000 TL katkı payı alacağına hükmedilmesi doğru olmamıştır….vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerindedir.
3-… vekilinin açtığı davada, Mahkeme tarafından dava konusu …. plakalı araçla ilgili… lehine 3.776,93 TL katılma alacağına hükmedilmiş, Dairenin temyiz incelemesi sonunda araçla ilgili % 16,21 katılma alacağına esas oranın doğru olduğu kabul edilmiş, karar tarihine en yakın piyasa sürüm değeri yerine dava tarihindeki değerin esas alınmasının hatalı olduğu açıklanarak bozma kararı verilmiştir. Bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda bu aracın karar tarihine en yakın piyasa sürüm değeri 25.000 TL, davacı…’un katılma alacağı hakkı ise 4.052,50 TL olarak hesaplanmıştır. Her ne kadar araçla ilgili bozma kararı verilmişse de bozma sonrası taraflar aralarındaki uzlaşma neticesinde Dairece onama kararı verilen miktarlarla birlikte, araç için 3.776,93 TL’nin …tarafından davacı…’a ödendiği anlaşılmıştır. Bu husus davacı…’un da kabulündedir. Ancak davacı…’un araçla ilgili bakiye katılma alacağından vazgeçtiğine dair dosyada bir belge veya bilgi bulunmadığına göre, davacı…’un katılma alacağı olduğu belirlenen 4.052,50 TL’den, tahsil edilen 3.776,93 TL mahsup edildikten sonra kalan, 275,57 TL ile ilgili… lehine karar verilmesi gerekirken, bu durum gözden kaçırılarak bakiye katılma alacağı yönünden olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamış olması da doğru değildir…. vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerindedir.
4- Birleşen dava dosyasında…. vekili 24.01.2011 tarihli dilekçesi ile harcını yatırmış ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000 TL. katkı payı ve katılma alacağı isteğinde bulunmuştur. Daha sonra talebinin belirsiz alacak niteliğinde olduğunu açıklayarak 28.03.2013 tarihli dilekçe ile katkı payı alacağının 50.000 TL, katılma alacağının ise 10.000 TL olduğunu bildirmiş, harcı 60.000 TL üzerinden 01.04.2013 tarihinde tamamlamıştır. Verdiği 27.9.2013 tarihli dilekçesinde ise henüz ıslah hakkını kullanmadıklarını, taleplerinin belirsiz alacak olması nedeni ile bilirkişi raporuna göre belirsiz alacak miktarını katkı payı alacağı için 10.692 TL, araç için katılma alacağının ise 12.500 TL olduğunu açıklamış, katılma alacağı yönünden aradaki 2.500 TL için yine harcı yatırmıştır. En son sunduğu 02.10.2013 tarihli dilekçesinde ise, taleplerini 11.371,10 TL katkı payı, 12.500 TL katılma alacağı olarak ıslah ettiğini belirtmiştir.
Belirsiz alacak davası, HUMK’nun yürürlükte olduğu dönemde yer almayan bir dava türü olup 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesiyle kabul edilmiştir. Bu durumda eldeki birleşen davanın açıldığı tarihte HUMK yürürlükte olduğuna göre, HMK döneminde açılan davalar açısından uygulanma imkanı bulunan belirsiz alacak davası ile ilgili hükümlerin birleşen dava dosyası bakımından uygulanması düşünülemez.
Tüm bu bilgi ve açıklamalar karşısında dava dilekçesinde herhangi bir açıklama ve ayrım da yapılmadığından, 24.01.2011 tarihinde açılan davada 5.000 TL katkı payı, 5.000 TL katılma alacağı isteğinde bulunulduğunun, bu talebin 01.04.2013 tarihinde harcı tamamlanan 28.03.2013 tarihli dilekçe ile 50.000 TL katkı payı, 10.000 TL katılma alacağı olarak ıslah edildiğinin, daha sonra verilen dilekçeler ile birleşen dosyada davacı…vekilinin talebini katkı payı alacağı için 11.371,10 TL. ile sınırlandırdığının, katılma alacağı için ise 02.10.2013 tarihli dilekçede talep 12.500 TL olarak bildirilmiş ise de, dosyada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabileceğinden, katılma alacağı isteğinin, ıslaha konu dilekçede belirtilen 10.000 TL olduğunun kabulü gerekir.
Bu belirleme karşısında, birleşen dava dosyası açısından Mahkemece…lehine 23.871,10 TL katkı payı alacağının, 11.371,10 TL kısmı için 01.04.2013 dava, 12.500 TL kısmı için ise 02.10.2013 ıslah tarihinden geçerli yasal faizi ile…’dan tahsiline karar verilmiş ise de hükmedilecek alacağın ancak 11.371,10 TL’lik kısmının katkı payı alacağı, diğer kısmın katılma alacağı niteliğinde bulunduğunun, ıslah dilekçesinin 02.10.2013 tarihli dilekçe değil, 01.04.2013 tarihinde harcı tamamlanan 28.03.2013 tarihli dilekçe olduğunun, bu durumda…vekilinin yeniden talebini ıslah edemeyeceğinin, ancak katkı payı ile ilgili isteğini 11.371,10 TL olarak sınırlandırdığının, neticede Levent’in …’deki kooperatif meskeni açısından katkı payı alacağının 11.371,10 TL, davada ancak bir kez ıslah yapılabileceği gözetilerek 06 AJ 8187 plakalı araçla ilgili katılma alacağının ise 10.000 TL olduğunun kabul edilmesi gerektiğinin, katkı payı alacağı için 5.000 TL yönünden 24.01.2011 dava, bakiye 6.371,10 TL için 01.04.2013 ıslah tarihinden, 10.000 TL katılma alacağı için ise 21.10.2013 karar tarihinden geçerli yasal faize hükmedilebileceğinin dikkate alınması gerekirken, dava dilekçesinden sonra…vekili tarafından birleşen dava dosyası ile ilgili verilen dilekçelere farklı anlam yüklenerek, birleşen davanın açıldığı tarihte mevcut olmayan belirsiz alacağa ilişkin kurallardan hareketle, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Birleşen dava dosyası ile ilgili verilen hükme ilişkin iki taraf vekilinin temyiz itirazları da bu yönlerden yerinde görülmüştür.
5- Yukarıda taraf vekillerinin incelenen temyiz itirazları ve usul ve yasaya aykırı görülen hususlar karşısında, Mahkeme tarafından yeniden kurulacak hükümde iki tarafın asıl ve birleşen dosyalarda harçları tamamlanan toplam değerler, taraf talepleri üzerinden kabul ve reddedilecek miktarların değişeceği, buna göre alınacak ve iade edilecek harçların belirlenebileceği, vekalet ücreti hesaplanabileceği de gözetilerek, iki taraf vekilinin gerek
harç, gerek vekalet ücretlerine yönelen temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığı düşünülmüş ve bu konularla ilgili bir inceleme yapılmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine, ancak (2),(3) ve (4) numaralı bentlerde yazılı sebeplerle taraf vekillerinin temyiz itirazları kısmen yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün bu bentlerde belirtilen yönlerden 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraf vekillerinin harç ve vekalet ücretine yönelen temyiz itirazlarının ise (5) numaralı bentte yazılı sebeplerle bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, ve 2.089,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı-birleşen dosya davalısı… Borak’a iadesine ve 3.670,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı-birleşen dosya davacısı…Borak’a iadesine, 24.11.2015 tarihinde oyirliğiyle karar verildi.