Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/19647 E. 2014/19834 K. 04.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19647
KARAR NO : 2014/19834
KARAR TARİHİ : 04.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat aidiyetinin tespiti

Davacı … ile dayalı Karayolları Gen. Müd. ve … arasındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının reddine dair … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 25.12.2012 gün 2012/134-527 Esas ve Karar sayılı hükmün Daire’nin 19.02.2014 gün 9962/2687 Esas ve Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine açılan muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının yargılaması sonunda, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, Daire’ce isabetsizlik görülmeyen hükmün onanmasına karar verilmesi üzerine; davacı vekili süresi içerisinde kararın düzeltilmesini istemiştir.
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkindir. Aidiyet davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere ve kural olarak; tespit davalarında tespit davası açanın hukuki yararının varlığı gerekir. 6100 sayılı HMK’nun 106. maddesinin 2. fıkrasında “tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı olması bulunmalıdır.” denilmektedir. Dairemiz’ce de benimsenen … Hukuk Genel Kurulu’nun 05.10.2012 gün ve 2012/7-334 Esas, 2012/650 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, dava konusu taşınmazın satılması, kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması halinde, kamulaştırmayı yapacak idare ya da satın alan kişi dava konusu muhdesat üzerinde de hak sahibi olacağından davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Karayolları Genel Müdürlüğü ve Bornova Belediyesi’nin karşılık yazılarından taşınmazın …-… Otoyolu kamulaştırma planları kapsamında kaldığı, kamulaştırma kararı alındığı kamulaştırma çalışmalarının başladığı, haritaların düzenlendiği, taşınmaz üzerindeki 2 katlı betonarme bina ile çevresinde muhtelif cins ve miktardaki ağaçların davacı tarafından oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 19.maddesinde; “İdarece yapılan bu araştırma sonucunda, kamulaştırılması kararlaştırılan tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16.maddesinde sayılan kamu mallarından olmadığının ve taşınmaz malın zilyedi mevcut olup da zilyetlikle iktisap iddiasında bulunulduğunun tespiti halinde, 9. madde gereğince seçilen bilirkişiler marifetiyle mahallinde tahkikat yapar, delilleri toplar ve keyfiyeti bir tutanakla belirtir. Bu tutanakta, taşınmazın yüzölçümü, zilyedin kimliği, vergi kaydı, zilyetliğin başlangıç tarihi ve süresi, mülkiyeti kazanma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirtilir.” denilmektedir. Taşınmazın bulunduğu yere ilişkin kamulaştırma kararı alındığına, üzerindeki yapıların davacı tarafından yapıldığının tespiti halinde, anılan Kanun hükümleri uyarınca enkaz bedelinin istenilmesi mümkün olacaktır.Aksi halde, hak arama yollarının sınırlandırılması ya da kapatılması söz konusu olur. Bu aynı zamanda bir hak ihlaline yol açabilecektir.
Anayasa’nın hak arama hürriyeti başlıklı 36.maddesinde; “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle dava ve savunma hakkının kısıtlanamayacağına işaret edildiği gibi, hak arama yollarının da sınırlanamayacağını vurgulamıştır. Bu hüküm ortada dururken mahkemece davanın yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi açıklanan Anayasa hükmüne ve belirtilen ilkelere aykırı düşmektedir. Mahkemece mevcut deliller değerlendirilerek elde edilen sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin karar düzeltme isteği bu bakımdan yerinde bulunduğundan kabulüyle Dairenin maddi yanılgıya dayalı 19.02.2014 tarih ve 2013/9662 Esas, 2014/2687 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince … Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 76,70 peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.