YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20966
KARAR NO : 2016/4766
KARAR TARİHİ : 16.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı ve Katılma Alacağı
… ile … aralarındaki katkı payı ve katılma alacağı davasına ilişkin mahkemece verilen kabul kararına dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 30.05.2014 gün ve 82/274 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen üç adet taşınmaz yönünden ziynet eşyalarının bozdurulması ve nakdi yardım ile katkıda bulunduğundan mal rejiminin tasfiyesi ile alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davacının katkısının bulunmadığını, taşınmazların kişisel malı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 6 nolu taşınmaz yönünden 20.015,00 TL, 2976 parsel sayılı taşınmazdaki hisse yönünden 15.023,00 TL, 16 nolu taşınmaz yönünden 17.681,00 TL alacağın karar tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 28.01.1991 tarihinde evlenmiş; 20.08.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 20.08.2009 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sonra ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170.m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10. TMK 202/1.m). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Dava konusu 16 nolu taşınmaz taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 23.12.2004 tarihinde ferdileşme yolu ile davalı adına tapuda tescil edilmiş olup, dosya kapsamından taşınmazın … Yapı Kooperatif yolu ile edinildiği hususu sabittir. Mahkemece, taşınmazın edinilmiş mal olduğunun kabulü ile davacı lehine katılma alacağı hesaplanmış ise de dosyadaki bilgi ve belgeler hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf, koperatife mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 1996 yılında üye olunduğunu, 01.01.2002 sonrası hiçbir ödeme yapılmadığını savunmuştur. Kooperatifin 08.05.1997 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne kuruluş bildiriminde bulunduğu dava konusu 16 nolu taşınmazda C bloka ait yapı kullanma izin belgesinin 20.12.2004 tarihinde düzenlendiği anlaşılmakta; ancak davalının Kooperatife hangi tarihte üye olduğu ve ödemeleri gösterir herhangi bir evrak bulunmamaktadır. Aynı şekilde … Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün cevabında kooperatifin tasfiye süreci sona erdiğinden 13.05.2005 tarihinde kaydının silinmiş olduğu, 01.01.2002 ve 23.12.2004 tarihleri arasındaki ödeme kayıtlarının mevcut olmadığının belirtildiği görülmüştür. 16 nolu taşınmaz yönünden uygulanacak mal rejiminin tespitinde kooperatif yolu ile edinilen taşınmaza ilişkin 4721 sayılı TMK’nın yürürlüğe girmeden önce ve sonra ödeme olup olmadığının tespiti önem arzetmektedir. Bundan hareketle, davalının ilgili kooperatife hangi tarihte üye olduğu ve ödemeleri gösterir evrakların temin edilmesi hususunda Mahkemece evrakların Ticaret Sicil Memurluğun’dan, ilgili Tapu Müdürlüğün’den getirtilerek gerekirse kooperatif tasfiye memurluğundan buna ilişkin kayıtlı belgelerin araştırılması, özellikle davalı asılın 16.04.2012 havale tarihli dilekçesinde belirtmiş olduğu ilgili kooperatifin … Şubesi … nolu hesabına ilişkin davalı tarafça yapıldığı iddia edilen ödemeleri gösterir evrakların sorularak getirtilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalıdır.
3- Dava konusu 2976 parsel sayılı taşınmazdaki davalıya ait hisse taraflar arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 29.01.1996 tarihinde satış yolu ile davalı eş adına tapuda tescil edilmiştir. Edinme tarihi itibariyle davalının kişisel malı olan taşınmazın edinilmesinde davacının ziynet eşyaları ile katkısının olduğuna ilişkin Mahkemenin kabulü doğru ise de; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden katkı miktarının hesaplanmasında hata yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dilekçesinde, davacı taraf taşınmazın alımında 18 adet tek burgulu bilezik, 40 adet çeyret altın ve üç adet zincirin bozdurulması ile katkıda bulunduğunu belirtmiştir. Mahkemece, ziynet eşyaları yönünden 20.03.2012 tarihli kuyumcu bilirkişi raporu esas alınarak davacı lehine katkı payı alacağı hesabı yapılmış ise de, raporda dosyada mevcut fotoğraflar üzerinden tespit yapıldığı ve talep aşılarak 1 adet 22 ayar kalın bilezik, 6 adet 22 ayar lazer bilezik, 1 adet 14 ayar tuğra, 4 adet 14 ayar yüzük, 1 adet 14 ayar incili küpe, 1 adet 14 ayar bakla zincir, 2 adet 14 ayar zincir ve 10 adet çeyrek altın üzerinden katkının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK 26). Davacı taraf talebini bu şekilde somutlaştırdığı ve mahkemece diğer ziynet eşyaları yönünden talep bulunmadığı halde; talebe konu olmayan ziynetlerin katkı hesabına dahil edilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece yapılması gereken iş; talep konusu edilen ziynetlerden bilirkişice tespiti yapılanlar yönünden davacının katkısının tespiti için rapor aldırılması ve katkı payı alacağının buna göre hesabının yapılmasını sağlamak; sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır. Durum böyleyken, mahkemece dava konusu edilmeyen ziynet eşyalarının da talebe eklenip davacı lehine fazla alacağa hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, hükmün bu sebeple bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilin yazılı temyiz itirazları yerine görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ise yukarıda (1). Bentte gösterilen nedenle reddine; taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
900,30 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 16.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.