YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21623
KARAR NO : 2016/4774
KARAR TARİHİ : 16.03.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Mal Rejiminden Kaynaklanan Alacak
… ile … arasındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasının kısmen kabulüne ve fazla isteğin reddine dair …. Aile Mahkemesi’nden verilen 29.05.2014 gün ve 336/591 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili, tasfiyeye konu … plakalı araç nedeniyle mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğinde bulunmuştur.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 15.000-TL katılma alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Tasfiyeye konu aracın, bedelinin tamamının ya da bir kısmının kredi ile karşılanması durumunda, kredi veren kuruluşa yapılan geri ödemelerin isabet ettiği dönemden, miktarından ve taksit sayısından hareketle mal rejiminin tasfiyesi sonucunda eşlerin alacak miktarları belirlenir. 4721 sayılı TMK’nun 202/1. maddesi gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan ödemelerde, eşler lehine değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacak hakları doğabilecektir. Kredi borcu ödemelerinin bir kısmının mal rejiminin devamı süresince, bir kısmının da daha sonraki tarihlerde yapılmasında, mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu aracın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir.
Yukarıda açıklandığı gibi iki döneme yayılan kredi borcu ödeme tablosu mevcut olduğunda; öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Sonra bulunan bu kredi borç oranının, aracın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, aracın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan aracın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.
Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu aracın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kişisel malları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye tarihindeki sürüm değeri ayrı ayrı belirlenmelidir.
Açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, iddia ve savunma çerçevesinde, aracın ruhsat ve satın alınma bilgileri, kredi sözleşmesi ve kredi borcu ödeme tablosu dahil finans kuruluşu kayıtları, ihtiyaç duyulması halinde eşlerin malın alınmasında katkı olarak kullandıklarını ileri sürdükleri malvarlıklarına ilişkin sair belgeler bulundukları yerlerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde bulundurulmalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde kullanılabilecek değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden oluşan kuruldan da yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 23.07.2005 tarihinde evlenmiş, 08.10.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir ( TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa’nın 10, TMK 202.m). Tasfiyeye konu … plakalı araç, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 31.07.2009 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Tasfiyeye konu aracın 24.500-TL kredi kullanılarak 29.736-TL bedelli fatura ile alındığı anlaşılmaktadır. Aracın kredili ödeme dışında kalan kısmının davalının kişisel mallarından karşılandığı usulünce kanıtlanmadığından bu konuda davalı lehine denkleştirme yapılamayacaktır. O halde, alacak talebine konu edilen aracın edinilmiş mal niteliğinde olduğu kabul edilmelidir. Diğer yandan tasfiyenin kapsamı boşanma dava tarihi itibariyle belirleneceğinden boşanma dava tarihinden sonra da kredi ödemesi yapılmış olması katılma alacağı hesabını değiştirmez. Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar (TMK. m. 230/2). Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, mal rejiminin sona erdiği tarihte kalan kredi borcunun 6.256,44-TL olduğu, bu süreçte davacı tarafından kredi borcunun ödenmesi için davalıya toplam 3.137,29-TL ödenerek kalan kredi borcunun yarısından fazlasının ödendiği, bu nedenle kalan borcun pasifler arasında gösterilmesine gerek olmadığı, artık değer olan 30.000-TL’nin yarısı olan 15.000-TL katılma alacağının olduğu bildirilmiş; mahkemece 15.000 TL. katılma alacağına hükmedilmiş ise de; bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme ve hesaplamalar yukarıda açıklanan kredi kullanılarak mal iktisabı hesabına uygun düşmemektedir. O halde, mahkemece kredi ödemeleri ile ilgili Dairemiz’in yukarda açıklanan hesaplama yöntemine göre belirlenecek oranın aracın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti ve bu değerle çarpılmasıyla borç miktarını belirlemek, saptanan aracın borç miktarını, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düştükten sonra kalan miktarı, artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurmak, kredili ödeme dışında kalan kısmın edinilmiş mallardan karşılandığı anlaşıldığından bu hususu da hesaplamada nazara almak, gerekirse bilirkişiden yapılacak hesaplama ile ilgili olarak ek rapor alıp hasıl olacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 257,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.