Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/21948 E. 2016/2571 K. 17.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21948
KARAR NO : 2016/2571
KARAR TARİHİ : 17.02.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma Alacağı

… ile … aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne dair … 5. Aile Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen dava dilekçesinde belirtmiş olduğu davalı adına kayıtlı iki adet taşınmazla ilgili olarak alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının katkısının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm süresi içerisinde alacağın kısmen kabule konu (1) nolu meskenin tespit edilen değeri yönünden davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 s.lı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacak isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 s.lı TMK’nun 235/1. m). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK’nun 228/1. m). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK’nun 227/1 ve 235/1. m), sürüm (rayiç) değerleri (TMK’nun 232, 239/1. m) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir.
Tasfiyeye konu mal elden çıkarılmışsa, mahkemece hakkaniyete uygun olarak değer tespiti yaptırılmalıdır (TMK’nun 227/2. m). Artık değere katılma alacak isteği söz konusu olduğunda, davalı eş TMK’nun 229. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda malı elden çıkarmışsa, başkasına devredilen malvarlığı mevcutmuş gibi tasfiye hesabına dahil edilir ve devir tarihindeki değeri esas alınır (TMK’nun 235/2. m).

.//..

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; eşler, 11.07.2002 tarihinde evlenmiş, 25.08.2010 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 26.07.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu (1) nolu mesken, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 04.08.2004 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiş olup; boşanma dava tarihinden yaklaşık iki hafta önce 11.08.2010 tarihinde üçüncü kişiye satılmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
Mahkemece, evlilik birliği içerisinde edinilen dava konusu (1) nolu meskenin edinilmiş mal niteliğinde olduğunun kabulü doğru bulunmuş ise de; katılma alacağı hesabında bu malın mal rejiminin sona erdiği tarihte (boşanma dava tarihinde) mevcut bir malvarlığı gibi değerlendirilmek suretiyle keşif tarihi olan 24.06.2013 tarihindeki değerin esas alınarak hesaplama yapılan bilirkişi raporuna istinaden hüküm tesisi hatalı bulunmuştur. Taşınmaz boşanma dava tarihinden kısa süre önce satılmış olması nedeniyle TMK’nun 229/2. maddesi gereği diğer eşin katılma alacağını azaltmak maksadıyla yapılmış devir olduğunun kabulü ile yukarıda belirtilen ilkeler gözetilerek edinilmiş mallara eklenecek değer olduğunun ve bu durumda TMK’nun 235/2. madde uyarınca taşınmazın devir tarihi olan 11.08.2010 değerinin tespit edilerek davacı lehine katılma alacağının tespiti ile belirtilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse keşif yapılması, konusunun uzman bilirkişi veya bilirkişilerden rapor alınması ve gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 1.367,00 TL peşin harcın temyiz eden davalıya iadesine,
17.02.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Alacak talebine konu edilen ve edinilmiş mal niteliğinde olduğu tespit edilen taşınmaz; davalı eş tarafından, boşanma davasının açılmasından yaklaşık iki hafta önce üçüncü kişiye satılıp devredilmiştir. Davalı taşınmazı, bizzat taşınmaza ilişkin borçlarının ödenmesi amacıyla elden çıkardığını ileri sürmüş ise de; gösterdiği delillerle bu vakıayı ispat edememiştir. Aksine taşınmazın davacı eşin katılma alacağını ortadan kaldırmak, eksiltmek amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda taşınmazın sürüm değerinin TMK’nun 229/2. maddesi uyarınca eklenecek değer olarak hesaba katılması gerekir. Sürüm değerinin belirleme anı, bir diğer
.//..

anlatımla değerleme tarihi TMK’nun 235/2. maddesinde malın devredildiği tarih olarak gösterilmiştir. Değerli çoğunluğun bozma kararındaki kabulü de bu doğrultudadır. Kanımca, eklenecek değerlerdeki sürüm değerinin devir tarihindeki değer olacağına ilişkin bu madde hükmü, TMK’nun 229/1. maddesindeki mal rejiminin sona ermesinden bir yıl önceki karşılıksız kazandırmalara münhasırdır. TMK’nun 229/2. maddesindeki kasta dayalı devirlerde eklenecek değerin sürüm değeri tasfiye anındaki, bir diğer anlatımla karar tarihine en yakın tarihteki sürüm değeri olmalıdır. Aksi halde, kasti davranışla eşin katılma alacağını eksilten eş, ödüllendirilmiş olur.
Mahkemece sürüm değeri karar tarihine en yakın tarihteki değer olarak tespit edilmiş ve bu değer esas alınarak katılma alacağına hükmedilmiştir. Bu nedenle, temyiz edilen hükmün onanması gerektiğini düşünüyor; değerli çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 17.02.2016