YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22239
KARAR NO : 2016/3135
KARAR TARİHİ : 23.02.2016
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
… ile … aralarındaki katkı payı alacağı davasının kabulüne dair … 6. Aile Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de duruşma isteğinin pul yokluğundan reddine karar verilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı … vekili, evlilik birliği içinde alınan ve davalı adına tescil edilen … ada (…) parselde bulunan ana yapıdaki (…) nolu dairenin alımında davacıya ait banka hesabındaki paralar ve işyerinden aldığı nakit ile katkıda bulunulduğunu belirterek mal rejiminin tasfiyesine, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak üzere toplam 20.000 TL katkı alacağının tasfiyenin sona ermesinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 24.06.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını 39.651 TL.’ye çıkarmış, gerekli peşin harcı da yatırmıştır.
Davalı … (…) vekili, dava konusu dairenin davalıya ait takılar, şahsi altınların bozdurulması, aldığı borçlarla edinildiğini, evin tadilatlarının da davalı tarafından yapıldığını, sonrasında borçların kapatılabilmesi amacı ile davacının da bilgisi ve rızasıyla satıldığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davanın reddine yönelik ilk kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz’in … sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne, (6) numaralı daire nedeniyle 39.651 TL.nin karar tarihinden geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekli ve mahkemece uyulmasına karar verilen Dairenin bozma ilamındaki açıklamalarına göre; dava, değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir.
Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK 227 m). Denkleştirme (TMK 230 m) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, ./.
katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK 227/1 m). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacak miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK 227/2 m). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunulmalıdır.
Değer artış payı alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malın, bu tarihteki durumuna göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1 m.). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222 m).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 11.12.2007 tarihinde evlenmiş, 03.04.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 30.09.2009 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m); Tasfiyeye konu (6) numaralı daire eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 26.02.2009 tarihinde satın alınarak davalı eş adına tescil edilmiş, boşanma dava tarihinden sonra 14.04.2009 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye tapuda yapılan resmi işlemle satılmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179.m).
1- Bozma sonrası alınan bilirkişi raporundaki açıklamaları benimseyen mahkeme, davacının banka hesabından çektiği 36.401 TL ile işyerinden avans olarak kendisine ödenen 7.750 TL. parayı davacının kişisel malı, davalının kardeşi …’in dairenin alımı öncesi davacının banka hesabına gönderdiği 4.500 TL.ni ise davalının kişisel malı olarak kabul edip dairenin edinme tarihi ve devir tarihindeki değerinin aynı olduğunu gözeterek davacının alımdaki katkısı sebebiyle 39.651 TL değer artış payı alacağı üzerinden davayı kabul etmiştir.
Oysa ki, davacıya işyeri tarafından çalışması karşılığı avans olarak ödendiği kabul edilen 7.750 TL. davacının çalışması karşılığı elde edildiğinden, TMK’nun 219/1.maddesi gereğince edinilmiş mal niteliğindedir. Edinilmiş maldan edinilmiş mala katkı yapılması denkleştirme (TMK. m. 230/1, 3) gerektirmediği gibi, TMK. 227. madde uyarınca değer artış payı alacağı da oluşturmaz. Yasal durum böyleyken, alacak hesabına dahil edilmesi doğru olmamıştır.
2- Davacının … Bankası’ndaki mevcut hesabından dairenin alım tarihinden bir gün önce 25.02.2009 tarihinde çekilen ve dairenin alımında kullanıldığı sabit olan 36.401 TL. para davacının kişisel malı sayılarak bu şekilde değer artış payı alacağı hesabına dahil edilmiş ise de; bu konuda yeterli araştırma yapılmamıştır. Alacak talebine konu dairenin alım tarihi ve paranın çekildiği tarih itibarıyla taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olduğundan; TMK’nun 222/son maddesi uyarınca çekilen bu paranın kural olarak edinilmiş mal sayılması; davacı bu paranın kişisel malı olduğunu ileri sürdüğünden; bu hususun davacı tarafından ispat edilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla bu paranın kişisel malı olduğu vakıasını ispat yükü davacıya düşmektedir. Garanti Bankası’ndaki 730/6791434 nolu davacıya ait vadeli mevduat hesabına ilişkin hesap hareketleri incelendiğinde, hesabın taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 22.06.2008 tarihinde evlilik içinde davacı adına açılmış, hesaba 22.10.2008
../.
tarihinde 3.250 TL, 22.11.2008 tarihinde 2.367 TL, 22.12.2008 tarihinde 12.750 TL ve 7.250 TL, 22.02.2009 tarihinde 2.000 TL virman yapıldığı, ayrıca vadeler sonundaki faizler de eklendiğinde hesabın toplam 36.401 TL’ye ulaştığı görülmektedir. Davacıya ait banka hesabının ilk açıldığı tarihten 36.401 TL paranın çekildiği tarihe kadar, hesaba giren ve hesaptan çıkan paraların kaynağının, nereden, kimden ne şekilde aktarıldıklarının araştırılması, davacıdan HMK’nun 31. madde çerçevesinde bu konuda açıklama istenilmesi gerektiğinde bağlantılı tüm hesaplarla ilgili belgeler de getirtildikten sonra, gerekirse konusunda uzman bankacı bilirkişiden alınacak rapor sonucunda paranın tamamı veya bir kısmının davacının kişisel mal olup olmadığının belirlenmesi, kişisel mal iddiasının ispat edilememesi halinde çekilen paranın edinilmiş mal olduğundan hareketle davacının değer artış payı alacağının tümü ile reddine; kısmen veya tamamen kişisel mal olduğunun ispatlanması halinde ise, değer artış payı alacağı hesabı sonucu bulunacak miktarla sınırlı olarak talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken; çekilen paranın niteliğinde ve ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususunda hataya düşülerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Anılan yönler gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin yukarıda (1) ve (2) nolu bentte gösterilen sebeplerle yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz edilen hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 677,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 23.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.